Sevgili Dostlar ve Değerli Ziyaretçilerimiz,
Bugün sizlerle bazı ayetler bağlı olarak paylaştığım ancak,
mealini hatırladığım kadarı ile hiç paylaşmadığım bir ayeti kerimeyi paylaşmak
istiyorum. Bu konuda dinlediğim bir din hocasını olduğunu söyleyen beyefendinin
sözleri üzerine yazmanın üzerime farz olduğunu düşündüm. Dolayısı ile de kaleme
almaya başladım. Bu konuda çok laf yazmak yerine olayı bütün ayrıntılarını
içerdiğini düşündüğüm şekli ile ve tamamen KUR’AN-I KERİM AYETLERİ VE BU
AYETLERİN MÜRŞİDİM TARAFINDAN AÇIKLANDIĞI ŞEKLİ İLE VERMEK İSTİYORUM. Belki
bağlantıları, geçişleri sağlamaya yönelik olarak çok ama çok küçük ilaveler de
yapmış olabilirim.
Sevgili Dostlar ve Değerli Ziyaretçilerimiz, şimdi verdiği
ayeti kerimeyi dikkatle okuyun.
30/RÛM-30:
Fe ekim vecheke lid dîni hanîfâ(hanîfen), fıtratallâhilletî fataran nâse
aleyhâ, lâ tebdîle li halkıllâh(halkıllâhi), zâliked dînul kayyimu ve lâkinne
ekseren nâsi lâ ya’lemûn(ya’lemûne).
Artık hanif
olarak kendini (vechini) dîn için ikame et, ALLAH'IN HANİF FITRATIYLA Kİ;
ALLAH, İNSANLARI ONUN ÜZERİNE (HANİF FITRATIYLA) YARATMIŞTIR. ALLAH'IN
YARATMASINDA DEĞİŞME OLMAZ. KAYYUM OLAN (KAİM OLACAK, EZELDEN EBEDE KADAR
YAŞAYACAK) DÎN BUDUR. FAKAT İNSANLARIN ÇOĞU BİLMEZ.
Rum Suresinin
30. âyet-i kerimesi dînlerin birleştirilmesinde çok önemli bir yeri vardır.
Kur'ân'ın önemli âyetlerinden birisidir; Allahû Tealâ kâinatın tek dînini hanif
kelimesiyle anlatmaktadır.
Hanif dîninin 3 esası, vahdet, tevhid ve teslimdir:
Hanif dîninin 3 esası, vahdet, tevhid ve teslimdir:
- Vahdet: Allah'ın tekliğidir.
- Tevhid: Bütün insanların
Allah'a ulaşmayı dileyerek tek bir fırkayı, mü'minleri oluşturmasıdır.
- Teslim: İnsanların sırasıyla
Allah'a ruhlarını, vechlerini, nefslerini ve iradelerini teslim
etmeleridir.
Allah bütün
insanları hanif fıtratıyla yaratmıştır.
ALLAH DÎNİNİ KIYÂMETE KADAR SADECE HEP HANİF DÎNİ OLARAK SÜRDÜRECEKTİR. Başka bir dîni hiç vücuda getirmeyecektir. BÜTÜN İNSANLAR KIYÂMETE KADAR SADECE HANİF FITRATININ ÖZELLİKLERİNİ YAŞAYABİLECEK OLAN STANDARTLARDA YARATILACAKLARDIR. Allah ne dîni ne de insanların o dîni yaşayabilecek olan özelliklerini değiştirecektir. İŞTE O ÖZELLİKLER HANİF FITRATINI OLUŞTURUR.
EZELDEN EBEDE KADAR TEK BİR DÎN OLUŞMUŞ VE DEVAM EDECEKTİR. ÖYLEYSE DÎNLER OLMASI MÜMKÜN DEĞİLDİR. ALLAH'IN İNDİNDE SADECE TEK BİR DÎN VAR OLACAK VE HİÇ DEĞİŞMEYECEKTİR. NİTEKİM SADECE HANİF DÎNİ VARDIR. Ama 21. yüzyılda insanlar 72 tane inanç grubuna ayrılmışlardır.
ŞU ANDA HER MİLLETİN İÇİNDE MUTLAKA ALLAH'IN BİR RESÛLÜ VARDIR VE İNSANLARA HANİF DÎNİNİN ESASLARINI ANLATMAKTADIR.
ALLAH DÎNİNİ KIYÂMETE KADAR SADECE HEP HANİF DÎNİ OLARAK SÜRDÜRECEKTİR. Başka bir dîni hiç vücuda getirmeyecektir. BÜTÜN İNSANLAR KIYÂMETE KADAR SADECE HANİF FITRATININ ÖZELLİKLERİNİ YAŞAYABİLECEK OLAN STANDARTLARDA YARATILACAKLARDIR. Allah ne dîni ne de insanların o dîni yaşayabilecek olan özelliklerini değiştirecektir. İŞTE O ÖZELLİKLER HANİF FITRATINI OLUŞTURUR.
EZELDEN EBEDE KADAR TEK BİR DÎN OLUŞMUŞ VE DEVAM EDECEKTİR. ÖYLEYSE DÎNLER OLMASI MÜMKÜN DEĞİLDİR. ALLAH'IN İNDİNDE SADECE TEK BİR DÎN VAR OLACAK VE HİÇ DEĞİŞMEYECEKTİR. NİTEKİM SADECE HANİF DÎNİ VARDIR. Ama 21. yüzyılda insanlar 72 tane inanç grubuna ayrılmışlardır.
ŞU ANDA HER MİLLETİN İÇİNDE MUTLAKA ALLAH'IN BİR RESÛLÜ VARDIR VE İNSANLARA HANİF DÎNİNİN ESASLARINI ANLATMAKTADIR.
Bu ayeti kerime
ile bağlantılı olarak sizlere aşağıdaki ayeti kerimeyi de vermek istiyorum.
42/ŞÛRÂ-13:
Şerea lekum mined dîni mâ vassâ bihî nûhan vellezî evhaynâ ileyke ve mâ
vassaynâ bihî ibrâhîme ve mûsâ ve îsâ, en ekîmûd dîne ve lâ teteferrekû
fîh(fîhi), kebure alel muşrikîne mâ ted’ûhum ileyh(ileyhi), allâhu yectebî
ileyhi men yeşâu ve yehdî ileyhi men yunîb(yunîbu).
(Allah) dînde,
onunla Hz. Nuh'a vasiyet ettiği (farz kıldığı) şeyi (şeriati); “Dîni ikame edin
(ayakta, hayatta tutun) ve onda (dînde) fırkalara ayrılmayın.” diye HZ.
İBRÂHÎM'E, HZ. MUSA'YA VE HZ. İSA'YA VASİYET ETTİĞİMİZ ŞEYİ SANA DA VAHYEDEREK,
SİZE DE ŞERİAT KILDI. SENİN ONLARI, KENDİSİNE ÇAĞIRDIĞIN ŞEY (ALLAH'A ULAŞMAYI
DİLEME) MÜŞRİKLERE ZOR GELDİ. ALLAH, DİLEDİĞİNİ KENDİSİNE SEÇER VE O'NA
YÖNELENİ, KENDİSİNE ULAŞTIRIR (RUHUNU HAYATTA İKEN KENDİSİNE ULAŞTIRIR).
BU ayeti
kerimede dikkat ederseniz 5 ULUL AZİM PEYGAMBER İSMEN ZİKREDİLMİŞ VE SEVGİLİ
PEYGAMBERİMİZE DE “SANA DA VAHYEDEREK, SİZE DE ŞERİAT KILDI” diyerek, bütün
peygamberlere gelen dinin aynı olduğunu açıklamıştır.
Ayeti kerimenin
geniş meali ise şöyledir.
Şura Suresinin
13. âyet-i kerimesi Kur'ân-ı Kerim'in en önemli âyetlerinden biridir. Allahû
Tealâ, Allah'a ulaşmayı dileyen; yani Allah'a yönelen kişiyi mutlaka Kendisine
ulaştıracağını ifade etmektedir. Allahû Tealâ, insanlardan bir kısmını
seçeceğini, seçtiklerinden de Allah'a ulaşmayı dileyenleri Kendisine
ulaştıracağını söylemektedir, garanti etmektedir. Bu âyet açık bir şekide Rum
Suresinin 30, 31, ve 32. âyetleriyle alâkalıdır.
30/RÛM-30:
Fe ekim vecheke lid dîni hanîfâ(hanîfen), fıtratallâhilletî fataran nâse
aleyhâ, lâ tebdîle li halkıllâh(halkıllâhi), zâliked dînul kayyimu ve lâkinne
ekseren nâsi lâ ya’lemûn(ya’lemûne).
Artık hanif olarak kendini (vechini) dîn için ikame
et, Allah'ın hanif fıtratıyla ki; Allah, insanları onun üzerine (hanif
fıtratıyla) yaratmıştır. Allah'ın yaratmasında değişme olmaz. Kayyum olan (kaim
olacak, ezelden ebede kadar yaşayacak) dîn budur. Fakat insanların çoğu bilmez.
Allahû Tealâ sadece tek bir dînin olduğunu, bütün insanları hanif fıtratıyla yarattığını ve yaratmasında değişiklik görülemeyeceğini ifade etmektedir. Allahû Tealâ, bütün insanları kıyâmete kadar hep hanif fıtratıyla yani hanif dînini yaşayabilecek olan özelliklerle yaratacaktır.
Allahû Tealâ sadece tek bir dînin olduğunu, bütün insanları hanif fıtratıyla yarattığını ve yaratmasında değişiklik görülemeyeceğini ifade etmektedir. Allahû Tealâ, bütün insanları kıyâmete kadar hep hanif fıtratıyla yani hanif dînini yaşayabilecek olan özelliklerle yaratacaktır.
30/RÛM-31:
Munîbîne ileyhi vettekûhu ve ekîmûs salâte ve lâ tekûnû minel
muşrikîn(muşrikîne).
O'na (Allah'a) yönelin (Allah'a ulaşmayı dileyin) ve
O'na karşı takva sahibi olun. Ve namazı ikame edin (namaz kılın). Ve (böylece)
müşriklerden olmayın.
Müşriklerden olmayan (şirke düşmeyen) kişinin, Allah'a ulaşmayı dileyen kişi olduğu kesinleşmektedir. Allahû Tealâ, Rum suresinin 32. âyet-i kerimesinde şirki anlatmaktadır:
Müşriklerden olmayan (şirke düşmeyen) kişinin, Allah'a ulaşmayı dileyen kişi olduğu kesinleşmektedir. Allahû Tealâ, Rum suresinin 32. âyet-i kerimesinde şirki anlatmaktadır:
30/RÛM-32:
Minellezîne ferrakû dînehum ve kânû şiyeâ(şiyean), kullu hızbin bimâ ledeyhim
ferihûn(ferihûne).
(O müşriklerden
olmayın ki) onlar, dînlerinde fırkalara ayrıldılar ve grup grup oldular. Bütün
gruplar, kendilerinde olanla ferahlanırlar.
Allahû Tealâ'nın şirk tarifi açık ve kesin bir şekilde burada yerli yerine oturmaktadır: Şirk içinde olanlar Allah'a ulaşmayı dilemeyenlerdir, Allah'a yönelmeyenlerdir. Allah'a yönelmiş olsalardı tek bir fırka oluşturacaklardı (73. fırka) ve diğer bütün fırkalar bunun dışında kalacaklardı (72 fırka). Müşrikler Allah'a ulaşmayı kesinlikle dilemiyorlar, dileseler gizli şirkten kurtulacaklar. Rum-32 ve Şura-13'te gizli şirkten bahsedilmektedir.
Allah'a yönelip de takva sahibi olanların içinde bulunduğu tek fırka bütün insanlar için bir kurtuluştur. Allah kimi dilerse onu Kendisine seçer ve bu seçtiklerinden Allah'a ulaşmayı dileyenleri mutlaka Kendisine ulaştırır. Allah'ın seçtiği ve seçmediği insanlar vardır. Allahû Tealâ insanların %90'dan fazlasını seçer. Allah'a ulaşmayı dilemekten insanları men etmeyen herkes seçilir. Seçilenlerin de hepsinin kalbi kasiyet bağlamıştır. Henüz o kişi Allah'a ulaşmayı dilememiştir ve kalbi kapkaranlıktır. Bu karanlık kalpliler Allah'a ulaşmayı dilemedikleri gibi başka insanların da Allah'a ulaşmasına mani olurlarsa, Allah onları dalâlette ve şirkte bırakır, onları seçmez. Bu şirk; gizli şirktir.
Âyet-i kerime açık ve kesin bir şekilde insanların ikiye ayrıldığını, bir kısmının Allah'a ulaşmayı dilediğini ve şirkten kurtulduğunu diğer kesimin şirkte kaldığını söylemektedir.
Allah'ın insanlardan beklediği şey Allah'a ulaşmayı dilemeleridir. Allah, Kendisine ulaşmayı dileyenleri Kendisine ulaştıracaktır. O insanlar ruhlarını Allah'a ulaştırmayacaklardır. Allah, onların ruhlarını Kendisine ulaştıracaktır. Bu kişilere namazı, orucu, zikri, bütün ibadetleri sevdiren Allah'tır. Allah'ın sevdirmesiyle kişi bütün ibadetlerini yerine getirir.
Allahû Tealâ'nın şirk tarifi açık ve kesin bir şekilde burada yerli yerine oturmaktadır: Şirk içinde olanlar Allah'a ulaşmayı dilemeyenlerdir, Allah'a yönelmeyenlerdir. Allah'a yönelmiş olsalardı tek bir fırka oluşturacaklardı (73. fırka) ve diğer bütün fırkalar bunun dışında kalacaklardı (72 fırka). Müşrikler Allah'a ulaşmayı kesinlikle dilemiyorlar, dileseler gizli şirkten kurtulacaklar. Rum-32 ve Şura-13'te gizli şirkten bahsedilmektedir.
Allah'a yönelip de takva sahibi olanların içinde bulunduğu tek fırka bütün insanlar için bir kurtuluştur. Allah kimi dilerse onu Kendisine seçer ve bu seçtiklerinden Allah'a ulaşmayı dileyenleri mutlaka Kendisine ulaştırır. Allah'ın seçtiği ve seçmediği insanlar vardır. Allahû Tealâ insanların %90'dan fazlasını seçer. Allah'a ulaşmayı dilemekten insanları men etmeyen herkes seçilir. Seçilenlerin de hepsinin kalbi kasiyet bağlamıştır. Henüz o kişi Allah'a ulaşmayı dilememiştir ve kalbi kapkaranlıktır. Bu karanlık kalpliler Allah'a ulaşmayı dilemedikleri gibi başka insanların da Allah'a ulaşmasına mani olurlarsa, Allah onları dalâlette ve şirkte bırakır, onları seçmez. Bu şirk; gizli şirktir.
Âyet-i kerime açık ve kesin bir şekilde insanların ikiye ayrıldığını, bir kısmının Allah'a ulaşmayı dilediğini ve şirkten kurtulduğunu diğer kesimin şirkte kaldığını söylemektedir.
Allah'ın insanlardan beklediği şey Allah'a ulaşmayı dilemeleridir. Allah, Kendisine ulaşmayı dileyenleri Kendisine ulaştıracaktır. O insanlar ruhlarını Allah'a ulaştırmayacaklardır. Allah, onların ruhlarını Kendisine ulaştıracaktır. Bu kişilere namazı, orucu, zikri, bütün ibadetleri sevdiren Allah'tır. Allah'ın sevdirmesiyle kişi bütün ibadetlerini yerine getirir.
Peki, bu
konuda, YÜCE ALLAH’IN Sevgili Peygamberimize Hz. İbrahim’in dinine tabi olması
için BİR FARZ EMRİ VARMI? İŞTE İLGİLİ AYETİ KERİME,
22/HACC-78:
Ve câhidû fillâhi hakka cihâdih(cihâdihî), huvectebâkum ve mâ ceale aleykum fid
dîni min harac(haracin), millete ebîkum ibrâhîm(ibrâhîme), huve semmakumul
muslimîne min kablu ve fî hâzâ li yekûner resûlu şehîden aleykum ve tekûnû
şuhedâe alen nâs(nâsi), fe ekîmûs salâte ve âtuz zekâte va’tesımû
billâh(billâhi), huve mevlâkum, fe ni’mel mevlâ ve ni’men nasîr(nasîru).
VE ALLAH'DA
HAKKIYLA CİHAD EDİN. O, SİZİ SEÇTİ. DÎNDE SİZİN İÇİN BİR ZORLUK KILMADI Kİ; O,
BABANIZ İBRÂHÎM (A.S)'IN DÎNİDİR. O, SİZİ DAHA ÖNCE DE “MÜSLÜMANLAR” (ALLAH'A
TESLİM OLANLAR) OLARAK İSİMLENDİRDİ. BUNDA DA (KUR'ÂN-I KERİM'DE DE), RESÛL
SİZE ŞAHİT OLSUN VE SİZ DE İNSANLARA ŞAHİTLER OLASINIZ DİYE. Öyleyse namazı
ikame edin (kılın), zekâtı verin, Allah'a sarılın (Allah'ın Zat'ında yok olun).
O, sizin Mevlâ'nız. (O), ne güzel Mevlâ (dost) ve ne güzel yardımcı.
Sevgili Dostlar ve Değerli Ziyaretçilerimiz, sizlere
sıklıkla bahsettiğim bir hususu burada zikretmek zorunda olduğumu hissediyorum.
DİNİNİZİ EL YAZMASI KİTAPLARDAN ÖĞREMEYİN. KUR’AN-I KERİM’DE YÜCE ALLAH HER
OLAYIN BİR ÖRNEĞİNİ MUTLAKA KOYMUŞTUR. SEVGİLİ PEYGAMBERİMİZZİN KENDİ
HEVASINDAN KONUŞMADIĞI DA AYETLERLE SABİT OLDUĞUNDAN HADİSLER MUTLAK SURETTE
KURAN AYETLERİ İLE ÖRTÜŞMELİDİR. ŞAYET ÖRTÜŞMÜYOR, KUR’AN-I KERİMDE BİR HADİS
DESTEK GÖRMÜYOR İSE O MEVZU HADİSTİR.
Yüce Allah bütün insanları TEVHİDİ OLUŞTURMAYA, TEK BİR
ALLAH’A İMAN ETMEYE VE EZELDE VERDİĞİMİZ YEMİNLERİMİZİ YERİNE GETİRMEYE DAVET
EDİYOR.
Sizlere sadece davet ayetlerinin bir tanesini örnek olarak
vereceğim.
13/RA'D-14: Lehu da’vetul hakk(hakkı),………………………………………………
Hakkın daveti O'nadır (Kendisinedir,
Allah'adır)……………………………………………
Sevgili Dostlar ve Değerli Ziyaretçilerimiz, biz insanları
birileri davet ettiğinde nerede ise koşarak gideriz, İzzet var, ikram var v.s.
diye. Ancak ne hikmet ise SONSUZ BİR ZAMAN DİLİMİ YAŞAYACAĞIMIZ AHİRET YAŞAMI
BAŞLAMADAN ÖNCE BİZE AHİRETİ KAZANDIRACAK YÜCE ALLAH’IN BU DAVETİNE DE İSTEKLE,
AŞKLA İCABET ETMEYİZ. ADETA BU DAVETİ DUYMAYAN ÜÇ SAGIRLAR GİBİ DAVRANIRIZ.
NEDEN AHİRET HAYATINI KAZANMAK İÇİN YÜCE ALLAH’IN DAVETİNE
İCABET EDİP TEVHİDİ OLUŞTURANLARIN ARASINDA YER ALMAYIZ? BİLEMİYORUM.
YÜCE ALLAH BU KADAR AÇIK VE NET OLARAK SADECE BABAMIZ
HZ.İBRAHİMİN HANİF DİNİNE TABİ OLUN DİYE EMRETTİKTEN ÜZERİMİZE FARZ KILDIKTAN
SONRA NEDEN HALA FIRKALARI SAVUNURUZ? ANLAMIYORUM. BUNLARI SAVUNANLARIN VE BU
SEBEPLE DE İNSANLARIN DELALETTE KALMALARINA VESİLE OLANLAR ACABA AŞAĞIDAKİ
AYETİ KERİMEDE BAHSEDİLENLER OLDUĞUNU SÖYLEMEK NE KADAR YANLIŞ OLACAKTIR?
DERSİNİZ.
45/CÂSİYE-23:
E fe reeyte menittehaze ilâhehu hevâhu ve edallehullâhu alâ ilmin ve hateme alâ
sem’ihî ve kalbihî ve ceale alâ basarihî gışâveh(gışâveten), fe men yehdîhi min
ba’dillâh(ba’dillâhi), e fe lâ tezekkerûn(tezekkerûne).
HEVASINI
KENDİSİNE İLÂH EDİNEN KİŞİYİ GÖRDÜN MÜ? VE ALLAH, ONU İLİM (ONUN FAYDASIZ İLMİ)
ÜZERE DALÂLETTE BIRAKTI. VE ONUN İŞİTME HASSASINI VE KALBİNİ MÜHÜRLEDİ. VE ONUN
BASAR (GÖRME) HASSASININ ÜZERİNE GIŞAVET (PERDE) ÇEKTİ. BU DURUMDA ALLAH'TAN
SONRA ONU KİM HİDAYETE ERDİRİR? Hâlâ tezekkür etmez misiniz?
Bu sebeple
tekrar hassetsen rica ediyorum. Gerek sayfamda gerekse grubumda olan
kardeşlerimiz, sayfalarıma bir şey eklerken mutlaka doğruluğunu araştırsınlar.
KUR’AN HÜKÜMLERİNE UYMAYAN HİÇBİR ŞEYİ SAYFALARIMA EKLEMESİNLER. BÖYLE
EKLENTİLERİ HER ZAMAN DENETLEME İMKÂNIM DA OLMADIĞINDAN YANLIŞ BİLGİLERİN
ULAŞTIRILMASINA VESİLE OLMAKTAN YÜCE ALLAH’A SIĞINIRIM. ÖZELLİKLE VECİZ SÖZLER,
GÜZEL SÖZLER OLARAK HAZIRLANAN VE ÜZERLERİNDE HATALI MEAL OLAN RESİMLERİ DE
EKLEMEKTEN VE PAYLAŞMAKTAN UZAK DURMALIYIZ.
DİĞER GRUPLAR
BUNLARA MÜSAADE EDEBİLİRLER. ANCAK BİZ YÜCE ALLAH DOSTU OLAN İNSANLARIN BUNLARA
İZİN VERMESİ DÜŞÜNÜLEMEZ.
YÜCE ALLAH’IN
RAHMETİ, BEREKETİ VE SEVGİSİ, BÜTÜN İNSANLARIN İŞİTMESİNE VE İDRAK ETMELERİNE
VESİLE OLMASI DUALARIMIZ İLE,
ARO. İNŞ.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder