NEFİS VE AFETLERİ - 3-
Sevgili Dostlar ve Ziyaret eden değerli Misafirlerimiz,
Bildiğiniz gibi insanoğlu 3 beden olarak yaratılmıştır. Bunu daha önce muhtelif defalar konu ettiğimizi hatırlıyorum. Dolayısı ile bu konuyu uzun uzun anlatmak niyetinde değilim. Şayet ziyaretçilerimizin bu konuda bilgi talepleri olur ise yazmaları halinde bilgin dahilinde, bilmiyorsam öğrenerek öğrendiklerim dahilinde bilgi vermek birler için bir borç, bir zorunluluktur.
Sevgili dostlar, bir an için düşünün, nefes almakta zorluk çekiyorsunuz. Bu bir hastalık nedeni ile de olabilir veya kısa süreli geçici bir durum da olabilir. Biz hastalığa bağlı olduğunu düşünürsek, ilk yapmamız gereken husus bir doktora gitmek, yeterli fayda sağlamıyor isek bir başka doktora gitmek durunumda oluruz. İŞTE GİTTİĞİMİZ DOKTORLAR SAHİP OLDUĞUMUZ ÜÇ BEDENDEN FİZİK BEDENLERİMİZİN YEDAVİ İLE GÖREVLİ OLAN, BU KONUDA EĞİTİM ALMIŞ İNSANLARDIR. İŞTE NEFSİMİZ YARADILIŞ İYİBARI İLE İYİLEŞEBİLME VE EN İYİYE ULAŞABİLME ÖZELLİĞİNE SAHİP OLMASINA RAĞMEN HASTADIR. TEDAVİYE İHTİYACI VARDIR.ANCAK BU KONUDA KİMİ DOKTOR OLARAK BULABİLİRİZ? NEREDEN BULABİLİRİZ? ÇÜNKÜN EFSİMİZ 19 GRUP AFETİN HASTALIĞIN MÜPTELASIDIR. TEDAVİSİNİ NASIL YAPACAĞIZ?
Yüce Allah’ın bir peygamberi olan, bir NEBİSİ olan Hz. Yusuf Peygamber bakın ne diyor.
12/YÛSUF-53: Ve mâ uberriu nefsî, innen nefse le emmâretun bis sûı illâ mâ rahime rabbî, inne rabbî gafûrun rahîm(rahîmun).
Ve ben, nefsimi ibra edemem (temize çıkaramam). Muhakkak ki nefs, mutlaka sui olanı (şerri, kötülüğü) emreder. Rabbimin Rahîm esmasıyla tecelli ettiği (nefsler) hariç. Muhakkak ki Rabbim, mağfiret edendir (günahları sevaba çevirendir). Rahîm'dir (rahmet nurunu gönderen ve merhamet edendir).
Diyanet İşeri meali ise şöyledir : “Ben nefsimi temize çıkarmam, çünkü Rabbimin merhamet ettiği hariç, nefis aşırı derecede kötülüğü emreder. Şüphesiz Rabbim çok bağışlayandır, çok merhamet edendir” dedi.
“ ben nefsimi temize çıkaramam “ ibaresinden bahsedersek, nefsini temizleyip ahsen kılamayan veya ahsen kılmak için gerekli girişimlerde bulunmayan, SIRATI MUSTAKİM’E ULAŞMAK İÇİN ÇABALAMAYAN HERKES NEFSİNİ İBRA EDEMEYEN VE DOLAYISI İLE HÜSRANDA, DELALETTE KALAN VE EN ÖNEMLİSİ İLE YÜCE ALLAH’IN AYETLERİNDEN GAFİL OLAN KİMSELERDİR. ÖYLE İSE NE YAPMALIYIZ? İŞTE BU HUSUS YÜCE ALLAH TARAFINDAN AŞAĞIDAKİ AYETİ KERİMEDE AÇIK BİR EMİR OLARAK (FARZ EMİR OLARAK ) VERİLMİŞTİR.
30/RÛM-31: Munîbîne ileyhi vettekûhu ve ekîmûs salâte ve lâ tekûnû minel muşrikîn(muşrikîne).
O'na (Allah'a) yönelin (Allah'a ulaşmayı dileyin) ve O'na karşı takva sahibi olun. Ve namazı ikame edin (namaz kılın). Ve (böylece) müşriklerden olmayın.
Diyanet işleri bu ayeti 32 nci ayet ile beraber meallendirdiği için burada vermedim. Verdiği mealin sadece başlangıç bölümünü veriyorum. “(31-32) Allah'a yönelerek O'na karşı gelmekten sakınınız, namaz kılınız, ………..” Yapılması gereken YÜCE ALLAH’A YÖNELMEK” bu ne sebeple yapılacak,
vettekûhu (ve ittekû-hu) : ve ona Allah'a karşı takva sahibi olun
yönelmemizin sebebi ise TAKVA SAHİBİ OLABİLMEK İÇİN. Şunu da çok iyi biliyoruz ki YÜCE ALLAH KAF SURESİ 31 AYETİ KERİMESİNDE
50/KAF-31: Ve uzlifetil cennetu lil muttekîne gayre baîdin.
Ve cennet, takva sahipleri için uzak olmayarak yaklaştırıldı.
BUYURMAKTADIR. İŞTE SİZİ TAKVA SAHİBİ KILACAK OLAN ŞEY YÜCE ALLAH’A YÖNELMEK, O’NUN DAVETİNE İCABET ETMEK, O’NUN “ DÖN “ , “ULAŞ “ “ ALLAH’IN İPİNE SIMSIKI SARILIN “ EMİRLERİNİ YERİNE GETİRME İSTEĞİNİZİN KALPTEN YÜCE ALLAH’A İLETİLMESİ SİZİ TAKVA SAHİBİ KILACAKTIR. İŞTE BU İSLAM OLMANIN BAŞLADIĞI NOKTADIR. BU DİLEK, ALLAH’IN BÜTÜN KAPILARINI AÇACAK BİR ANAHTARDIR. DOLAYISI İLE KURTULUŞUN BAŞLADIĞI NOKTADIR.
Böyle bir dileğin sahibi olmayan ancak ilk defa böyle bir yazıyı okuyan ziyaretçilerden iseniz, doğal olarak aklınıza şu soru gelecektir. Ben böyle bir dileği kalbi olarak yaptım. Peki şimdi ne olacak? İşte bu aşamadan sonra siz diyelim ki namaz kılmayan biri iken sıklıkla namaz kılmaya, namazlarınızı kaçırmamaya çalışmaya başlarsınız. Yüce Allah’ı hiç anmaz iken sıklıkla hatırlamaya anmaya başlarsınız. Kalbiniz nefret ile dolu iken azar azar sevmeye, insanlara hoşgörü ile yaklaşmaya başlarsınız. İşte bu işlemler sırasında nefsinizin kalbine % 2 oranında RAHMET NURU SIZAR. Bu durumda siz artık huşu sahibi olursunuz ve KURAN OKUDUĞUNUZDA ESKİ ANLADIKLARINIZDAN ÇOK FARKLI ŞEYLER ANLAMAYA BAŞLARSINIZ. KURAN SİZE BİRŞEYLER ANLATMAYA BAŞLAR. SİZ HUŞU SAHİBİ OLDUNUZ DEMEKTİR.
İŞTE O ZAMAN SIKLIKLA “ YARABBİ BEN OKUYORUM ANLIYORUM AMA ANLADIKLARIMI BİRLEŞTİREMİYORUM. SENİN BİZLERE EMANET KILDIĞIN DİNİMİZİ EKSİKSİZ YAŞAMAK İSTİYORUM AMA BU DİNİ ÖĞRENMEM İÇİN, YAŞAYABİLMEM İÇİN BANA YARDIM ET “ BENZERİ BİR DİLEĞİN SAHİBİ OLACAKSINIZ. NE YAPMANIZ GEREKTİĞİNİ YÜCE ALLAH BİZE BAKARA SURESİ 45-46 AYETLERİNDE VERİYOR.
2/BAKARA-45: Vesteînû bis sabri ves salât(sâlâti), ve innehâ le kebîretun illâ alel hâşiîn(hâşiîne).
(Allah'tan) sabırla ve namazla istiane (özel yardım) isteyin. Ve muhakkak ki o (hacet namazı ile Allah'a ulaştıracak mürşidini sormak), huşû sahibi olanlardan başkasına elbette ağır gelir.
2/BAKARA-46: Ellezîne yezunnûne ennehum mulâkû rabbihim ve ennehum ileyhi râciûn(râciûne).
Onlar (o huşû sahipleri) ki, Rab'lerine (dünya hayatında) muhakkak mülâki olacaklarına ve (sonunda ölümle) O'na döneceklerine yakîn derecesinde inanırlar.
İşte YÜCE ALLAH’TAN istediğiniz yardımın adı “ İSTİANE “ özel bir yardım istemek anlamına geliyor. Bu yardımı sabırla ne namaz ile istememiz de üzerimize farz kılınmış. Çünkü başka türlü öğrenmeye kalkmak, yapılacak en büyük yanlışı oluşturacaktır. Burada bahsedilen “ NAMAZ” ise özel bir namaz. Bunu hemen anlamış olmalısınız. Bu namazın adı HACET NAMAZI işte bu namaz ile insanoğlu nefsinin hastalıklarını tedavi edecek olan NEFS HASLALIKLARININ DOKTORU OLAN - M Ü R Ş İ T - YÜCE ALLAH’TAN TALEP EDİLECEKTİR. Yüce Allah size mürşidinizi gösterecek ve siz o mürşide gidip tabi olacaksınız. Mürşid sizin için artık alelade bir insan olmaktan çıkacak ve size YÜCE ALLAH’IN SIRATI MUSTAKİMİNDE NASIL YOL ALACAĞINIZI ÖĞRETEN BİR ÖĞRETMEN HÜVVİYETİNDE OLACAKTIR. İİŞTE MÜRŞİDİNİZE ULAŞTIĞINIZ NOKTA ( TEVBE ALDIĞINIZ AN ) SİZİN YÜCE ALLAH’IN SIRATI MUSTAKİMİNE ULAŞMAYI BAŞARDIĞINIZ NOKTA OLACAKTIR. ARTIK ERMİŞ EVLİYA OLDUĞUNUZ NOKTAYA KADAR KORUMA ALTINDASINIZ.
İŞTE NEFS TEZKİYESİ BU NOKTADA BAŞLAYACAKTIR. YANİ TEDAVİ BURADA BAŞLAYACAKTIR. ALDIĞINIZ ÖDEVLER OLACAKTIR. BU ÖDEVLERİ YERİNE GETİRMEK SİZE BİR İŞKENCE DEĞİL ZEVK OLMAYA BAŞLAYACAKTIR.” MÜRŞİD DE NE DEMEK? BEN KURAN’A TABİYİM. BENİM MÜRŞİDİM SEVGİLİ PEYGAMBERİMİZ DİYE DÜŞÜNEBİLİRSİNİZ. BUNU HER ZAMAN ANLATTIĞIMIZDAN FARKI BİR ŞEKLİ İLE VERMEK VE SİZİ DÜŞÜNDÜRMEK İSTİYORUM. BAKIN YARADILIŞ SIRASINDA YAŞANAN OLAYDA ŞEYTAN NE SÖYLÜYOR
7/A'RÂF-16: Kâle fe bimâ agveytenî le ak'udenne lehum sırâtekel mustekîm(mustekîme).
(İblis): “Bundan sonra, beni azdırman sebebiyle, mutlaka Senin Sıratı Mustakîmin'e onlara karşı (mani olmak için) oturacağım.” dedi.
7/A'RÂF-17: Summe le âtiyennehum min beyni eydîhim ve min halfihim ve an eymânihim ve an şemâilihim, ve lâ tecidu ekserehum şâkirîn(şâkirîne).
Sonra, elbette onlara, önlerinden, arkalarından, sağlarından ve sollarından geleceğim ve onların çoğunu şükredenlerden bulmayacaksın.
“ İBLİS SIRATI MUSTAKİM ÜZERİNDE OTURACAĞINI VE İNSANLARIN ÖNLERİNDEN. ARKALARINDAN. SAĞLARINDAN, SOLLARINDAN GELECEĞİM VE ONLARIN ÇOĞUNU ŞÜKREDENLERDEN BULMAYACAKSIN” DİYOR.
ÖYLE İSE ŞU KONU MUTLAKA BİLİNMELİDİR. SİZ YÜCE ALLAH’A DİLEKÇE YAZARAK YÖNELMEDİĞİNİZ SÜRECE SİZİNLE YÜCE ALLAH ARASINDA , SİZLERE APAÇIK BİR DÜŞMAN OLAN İBLİS VARDIR. İŞTE İBLİSİ NASIZ GEÇECEĞİNİZİ VE SIRATI MÜSTAKİM ÜZERİNDEN NASIL YÜCE ALLAH’A DOĞRU BİR YOLCULUK YAPACAĞINIZI BİZE ÖĞRETEN VE BU YOLCULUĞU GÜVENLE YAPMAMIZA YÜCE ALLAH ADINA YARDIMCI OLAN KİŞİNİN ADI MÜRŞİDTİR.
MÜRŞİT, NEFS HASTALIKLARININ DOKTORUDUR. İŞTE BU HASTALIKLARDAN BİR TANESİ OLAN YALAN VE TEKZİB BUGÜNKÜ YAZIMIZIN KONUSUNU OLUŞTURMAKTADIR.
YALAN VE TEKZİB
Yalan; gerçeği (hakkı) gizlemek, çarpıtmak, birini aldatmak amacıyla bilerek söylenen söz. Yalan söylemek; gerçeği gizlemek, çarpıtmak ya da olmayan birşeyi varmış gibi göstermek eylemidir. Nefsinizin 19 afetinden bir tanesi yalandır.
Sevgili Peygamberimiz, aşağıdaki hallerde yalan söylenmesine cevaz vermiştir.
1- Savaşta düşmanı yenebilmek için. (Gerçeği açıklamaktan kaçınma hakkının doğduğu bazı toplumsal durumlarda yalan söylenebilir; sırların saklanması, buna bir örnektir.)
2- Dargınları barıştırmak için.
3- Yıkılmak üzere olan bir aile yuvasını kurtarabilmek için. (Tarafların kusurlarını örtmek, sırlarını ifşa etmemek için yalan söylenebilir. Bu da ruhun ketumiyet hasletidir. Yalan değildir.)
Peki, YÜCE ALLAH’A GÖRE KİMLER YALAN SÖYLER?
1- Yüce Allah’ın ayetlerinden gafil olanlar YALAN SÖYLER.
51/ZÂRİYÂT-10: Kutilel harrâsûne.
Yalancılar kahrolsun!
2- Allah’a dünya hayatında ulaşmayı yalanlayanlar yalan söyler.
10/YÛNUS-45: Ve yevme yahşuruhum keen lem yelbesû illâ sâaten minen nehâri yete ârefûne beynehum, kad hasirellezîne kezzebû bi likâillâhi ve mâ kânû muhtedîn(muhtedîne).
Ve o gün (Allahû Tealâ), gündüzden bir saatten başka kalmamışlar (bir saat kalmışlar) gibi onları toplayacak (haşredecek). Birbirlerini tanıyacaklar (aralarında tanışacaklar). Allah'a mülâki olmayı (Allah'a ölmeden önce ulaşmayı) yalanlayanlar, hüsrandadır (nefslerini hüsrana düşürdüler). Ve hidayete eren kimseler olmadılar (ruhlarını ölmeden evvel Allah'a ulaştıramadılar).
3- Kibirli olanlar Allah’ın âyetlerini yalanlarlar.
12/YÛSUF-18: Ve câû alâ kamîsıhî bi demin kezib(kezibin), kâle bel sevvelet lekum enfusukum emrâ(emren), fe sabrun cemîl(cemîlun), vallâhul musteânu alâ mâ tesıfûn(tesıfûne).
Ve üzerinde yalancı kan bulunan gömleğini getirdiler. (Babası şöyle) dedi: “Hayır. Sizi, nefsiniz bir işe sevketti. Artık bundan sonrası (benim yapmam gereken şey) güzel (bir) sabırdır. Sizin anlattığınız şeye karşı istiane (yardım) istenecek olan (sadece) Allah'tır.”
7/A'RÂF-36: Vellezîne kezzebû bi âyâtinâ vestekberû anhâ ulâike ashabun nâr(nâri), hum fîhâ hâlidûn(hâlidûne).
Ve âyetlerimizi yalanlayan kimseler ve onlara karşı kibirlenenler, işte onlar ateş ehlidirler ve onlar, orada devamlı kalanlardır (kalacaklardır).
7/A'RÂF-40: İnnellezîne kezzebû bi âyâtinâ vestekberû anhâ lâ tufettehu lehum ebvâbus semâi ve lâ yedhulûnel cennete hattâ yelicel cemelu fî semmil hiyât(hiyâti) ve kezâlike neczîl mucrimîn(mucrimîne).
Muhakkak ki âyetlerimizi yalanlayanlar ve onlara kibirlenenler; onlara gök kapıları açılmaz (ruhlarını hayatta iken Allah'a ulaştıramazlar). Deve (veya urgan) iğne deliğinden geçmedikçe cennete giremezler. Mücrimleri (suçluları) işte böyle cezalandırırız.
Gök kapıları açılmadığına göre, bu insanlar için açılacak kapı cehennem kapılarıdır.
7/A'RÂF-146: Seasrifu an âyâtiyellezîne yetekebberûne fîl ardı bi gayril hakkı ve in yerev kulle âyetin lâ yu’minu bihâ ve in yerev sebîler ruşdi lâ yettehızûhu sebîlen ve in yerev sebilel gayyi yettehızûhu sebîl(sebîlen), zâlike bi ennehum kezzebû bi âyâtinâ ve kânû anhâ gâfilîn(gâfilîne).
Yeryüzünde haksız yere kibirlenen kimseleri, âyetlerimizden çevireceğim. Bütün âyetleri görseler, ona inanmazlar. Eğer rüşd yolunu görseler, onu yol edinmezler. Ve gayy yolunu görseler, onu yol edinirler. Bu; onların, âyetlerimizi yalanlamaları ve ondan gâfil olmaları sebebiyledir.
Bu ayeti kerimeyi çok dikkatle okumanızı ve üzerinde de ciddi şekli ile düşünmenizi tavsiye etmekteyim. Demek ki insanlarım çok büyük bir kesimi ( Sebe suresi 20 …..bir tek fırka hariç ….”) RÜŞD YOLUNU KENDİLERİNE YOL EDİNMİYORLAR VE GAYY YOLUNU KENDİLERİNE YOL EDİNİYORLAR.
4- Yüce Allah’ın Nebilerini yani Peygamberlerini ve Resullerini yalanlayanlar, yalan söyler.
2/BAKARA-87: Ve lekad âteynâ mûsâl kitâbe ve kaffeynâ min ba’dihî bir rusuli ve âteynâ îsâbne meryemel beyyinâti ve eyyednâhu bi rûhil kudus(kudusi), e fe kullemâ câekum resûlun bimâ lâ tehvâ enfusukumustekbertum, fe ferîkan kezzebtum ve ferîkan taktulûn(taktulûne).
Andolsun ki, Biz, Musa'ya kitap verdik ve ondan sonra ardarda resûller gönderdik. Ve Meryem'in oğlu İsa'ya beyyineler (açık deliller) verdik ve onu Ruh'ûl Kudüs ile destekledik. Öyle ki, nefslerinizin hoşlanmadığı bir şeyle gelen resûle karşı, her defasında kibirlendiniz. Bu sebeple bir kısmını yalanladınız ve bir kısmını da öldürüyorsunuz.
Dikkat ederseniz, Hz. Musa Peygamberden sonra “ ard arda resuller “gönderildiğini Yüce Allah açıkça söylüyor.
Diyanet işleri meali de “Andolsun, Mûsâ’ya Kitab’ı (Tevrat’ı) verdik. Ondan sonra ard arda peygamberler gönderdik……….” Devam ediyor. Musa Peygamberden sonra Hz. İsa peygambere kadar arada gelen bir PEYGAMBER- NEBİ söz konusu değildir. Zaten Yüce Allah’da Resul kelimesi kullanıyor. Her nebi yani Peygamber muhakkak ki bulunduğu kavmin AYNI ZAMANDA muhakkak ki resulüdür. Peygamberler ŞERİAT KİTAPLARININ SAHİPLERİDİR VE KENDİLERİNE VERİLEN KİTAPLAR İLE TOPLUMU YÖNETİRLER.
5- YÜCE ALLAH’IN AYETLERİNİ TEKZİB EDEN VE YALANLAYANLAR.
39/ZUMER-59: Belâ kad câetke âyâtî fe kezzebte bihâ vestekberte ve kunte minel kâfirîn(kâfirîne).
Fakat sana âyetlerim gelmişti, o zaman onları yalanlamış, kibirlenmiş ve kâfirlerden olmuştun.
Buna bir örnek vermek gerekir ise YÜCE ALLAH’IN ÇOK AÇIK BİR EMRİ OLAN “ DÖN “ EMRİNİN VERİLDİĞİ FECR SURESİ 28 NCİ AYET ÖRNEK GÖSTERİLEBİLİR. Bugünün din adamları “ YÜCE ALLAH’A DÖNÜŞ ANCAK ÖLÜMLE GERÇEKLEŞİR. ÇÜNKÜ RUH BEDENDEN AYRILDIĞINDA İNSAN ÖLÜR DİYORLAR” ANCAK YAŞAMI VE ÖLÜMÜ VEREN YÜCE ALLAH’TIR. RUH BEDENDEN ÇIKTIĞINDA İNSAN ÖLMEZ. ÖLÜM, VADESİ GELDİĞİNDE İNSANIN ÜZERİNE BİR BORÇTUR. HERKES ÖLÜMLÜDÜR. NEFSLER İSE ÖLÜMÜ TADACAKTIR. KIYAMET GÜNÜNE KADAR KENDİ ALEMİNDE YAŞAMAYA DA DEVAM EDECEKTİR. ÖLÜMDEN SONRA DÖNMEYECEK OLAN VARMI? BÖYLE BİR SEÇENEK ZATEN YOKTUR. O ZAMAN “DÖN” EMRİ YAŞARKEN YERİNE GETİRİLECEK OLAN BİR FARZ EMİRDİR.
6- ZANNA UYANLAR YALAN SÖYLER.
6/EN'ÂM-148: Seyekûlullezîne eşrekû lev şâallâhu mâ eşreknâ ve lâ âbâunâ ve lâ harremnâ min şey’(şey’in), kezâlike kezzebellezîne min kablihim hattâ zâkû be’senâ, kul hel indekum min ilmin fe tuhricûhu lenâ, in tettebiûne illez zanne ve in entumillâ tahrusûn(tahrusûne).
Şirk koşanlar şöyle söyleyecekler: “Şayet Allah dileseydi, biz ve babalarımız şirk koşmazdık ve hiçbir şeyi haram etmezdik.” Onlardan öncekiler de azabımızı tadıncaya kadar işte böyle yalanladılar. De ki: “Sizin yanınızda ilimden bir şey var mı? Öyleyse (varsa) onu bize çıkarın. Siz ancak zanna tâbî oluyorsunuz. Ve siz sadece yalan söylüyorsunuz.”
10/YÛNUS-66: E lâ inne lillâhi men fîs semâvâti ve men fîl ard(ardı), ve mâ yettebiullezîne yed'ûne min dûnillâhi şûrekâ(şûrekâe), in yettebiûne illez zanne ve in hum illâ yahrusûn(yahrusûne).
Semalarda ve yeryüzünde olan kimseler muhakkak Allah'ındır, öyle değil mi? Allah'tan başka ortaklara dua edenler (ibadet edenler) neye tâbî oluyorlar? Ancak zanna tâbî olurlar ve onlar sadece tahmin ederler (yalan uydururlar).
7- Allah’a karşı yalan iftira edenler:
7/A'RÂF-8: Vel veznu yevme izinil hakk(hakku), fe men sekulet mevâzînuhu fe ulâike humul muflihûn(muflihûne).
İzin günü (hesaplaşma günü) tartı (ölçü) haktır (gerçektir). Kimin (sevap) tartıları ağır gelirse, işte onlar, onlar felâha erenlerdir.
7/A'RÂF-9: Ve men haffet mevâzînuhu fe ulâikellezîne hasirû enfusehum bimâ kânû biâyâtinâ yazlimûn(yazlimûne).
Ve kimin (sevap) tartıları hafif gelirse, işte onlar, âyetlerimize zulmettiklerinden dolayı nefslerini hüsrana düşürmüş olanlardır.
Yüce Allah’ın ayetlerine zulmedenler, Yüce Allah’ın ayetlerini yalanlayanlardır.
Sevgili Dostlar, görülüyor ki nefsimizin en büyük afetlerinden biri de YALAN VE TEKZİBTİR. Yalandan ve Tekzibden kurtulmanın bir tek yolu vardır. HAKKA AMENÜ OLMAK, YANİ YÜCE ALLAH’A KUL OLMAYI, O’NUN DAVETİNE İCABET ETMEYİ, O’NUN KURAN AYETLERİ İLE GÖSTERDİĞİ YOLDAN GİDEREK NEFSİN AFETLERİNDEN ARINMAKTIR. NEFSİNİZİ NE ÖLÇÜDE TEMİZLERSENİZ O ÖLÇÜDE YALANDAN KURTULURSUNUZ. İNSANOĞLUNUN EN BÜYÜK YALANI YÜCE ALLAH’A KARŞIDIR. BUGÜN BİLE TELEVİZYONLARDA DOĞRULARI ANLATMAYAN VE ANLATILMASINA MÜSAADE ETMEYEN 100 LERCE DİN ALİMİ OLDUKLARINI ZANNEDEN İNSANLAR MEVCUTTUR. OYSA DİN YÜCE ALLAH’INDIR VE BU DİNİN EKSİKSİZ VE TAM NASIL YAŞANILACAĞINI BİZLERE ÖĞRETMEK İÇİN KURAN-I KERİMİ GÖNDERMİŞTİR. ANCAK İNSANLARIN BÜYÜK KESİMİ KURAN BİR KENARDA DURURKEN FİLANCA HOCA NE SÖYLEDİ, FEŞMANCA HOCA NE SÖYLEDİ VEYA YAZDI DİYE ONLARIN KİTAPLARINI OKUMANTADIR. DİNİ YÜCE ALLAH’TAN ÖĞRENMEYEN VE İNSANOĞLUNU HİÇBİR ŞEKLİ İLE İSLAM DİNİN EKSİKSİZ YAŞATMA İMKANININ SAHİBİ OLMAYAN İNSANLARIN PEŞİNDEN GİDEREK İNSANOĞLU DİNİNİ ÖĞRENMEYE VE YAŞAMAYA ÇALIŞMAKTADIR.
DEĞERLİ ZİYARETCİLER, DİNİNİZİ ÖĞRENMENİN YOLU VE İLK ADIMI YÜCE ALLAH’A YÖNELME TALEBİNİZDİR. BÖYLE BİR TALEP SİZİ ANCAK HAKKA AMENÜ KILACAKTIR. KURTULUŞUNUZA SEBEBİYET VERECEKTİR. AKSİ HALDE HUSRANDA KANALARDAN, GAFİL OLANLARDAN, GAYY YOLUNDA OLANLARDAN OLURSUNUZ.
ÖNÜMDE ZAMAN ÇOK DA DEMEYİN. YÜCE ALLAH İLE MUKAVELE SAHİBİMİSİNİZ? ÖMRÜN NE ZAMAN BİTECEĞİNİ BİLEMEZSİNİZ. BÖYLE BİR DİLEĞİN SAHİBİ OLMA ZAMANINIZ ANCAK VE ANCAK ÖLÜM HALİ ÜZERİNİZE GELMEDEN ÖNCE OLMALIDIR. FRAVUNUN BEN DE MUSA’NIN RABBİNE İMAN ETTİM DEMESİ KENDİSİNİ KURTARAMAMIŞTIR. ÇÜNKÜ ÖLÜM HALİ GERÇEKLEŞMİŞTİR.
BİZLER SADECE YÜCE ALLAH’IN DAVETİNİ VEREN ANLATAN İNSANLARIZ. BU İLİM BİZE AİT BİR İLİM DE DEĞİLDİR. İLİM BU DEVRİN İMAMINA AİT BİR İLİMDİR. ANCAK GERÇEK MÜRŞİDE ULAŞIRSANIZ SİZLERE HEP AYNI ŞEYLERİ SÖYLÜYOR OLDUKLARINI GÖRECEKSİNİZ. ÇÜNKÜ MÜRŞİDLER İRADE SAHİBİ DEĞİLDİRLER. YÜCE ALLAH’TAN ALDIKLARI İLMİ ANLATAN VE AYDINLATAN İNSANLARDIR.
UMUYORUM, DÜŞÜNMENİZE VESİLE OLABİLMİŞİMDİR. DÜŞÜNMEYE BAŞLAMAK, TAHARRİ ETMEYİ, YÜCE ALLAH’I ARAMAYI GETİRECEKTİR. YÜCE ALLAH İSE KENDİSİNİ ARAYANLARA ÇOK YAKINDIR. MUTLAKA SİZE DOĞRULARI GÖSTERİYOR OLACAKTIR.
YÜCE ALLAH’IN RAHMETİ VE BEREKETİ ÜZERİNİZE OLSUN İNŞ.
Daha az göster
Sevgili Dostlar ve Ziyaret eden değerli Misafirlerimiz,
Bildiğiniz gibi insanoğlu 3 beden olarak yaratılmıştır. Bunu daha önce muhtelif defalar konu ettiğimizi hatırlıyorum. Dolayısı ile bu konuyu uzun uzun anlatmak niyetinde değilim. Şayet ziyaretçilerimizin bu konuda bilgi talepleri olur ise yazmaları halinde bilgin dahilinde, bilmiyorsam öğrenerek öğrendiklerim dahilinde bilgi vermek birler için bir borç, bir zorunluluktur.
Sevgili dostlar, bir an için düşünün, nefes almakta zorluk çekiyorsunuz. Bu bir hastalık nedeni ile de olabilir veya kısa süreli geçici bir durum da olabilir. Biz hastalığa bağlı olduğunu düşünürsek, ilk yapmamız gereken husus bir doktora gitmek, yeterli fayda sağlamıyor isek bir başka doktora gitmek durunumda oluruz. İŞTE GİTTİĞİMİZ DOKTORLAR SAHİP OLDUĞUMUZ ÜÇ BEDENDEN FİZİK BEDENLERİMİZİN YEDAVİ İLE GÖREVLİ OLAN, BU KONUDA EĞİTİM ALMIŞ İNSANLARDIR. İŞTE NEFSİMİZ YARADILIŞ İYİBARI İLE İYİLEŞEBİLME VE EN İYİYE ULAŞABİLME ÖZELLİĞİNE SAHİP OLMASINA RAĞMEN HASTADIR. TEDAVİYE İHTİYACI VARDIR.ANCAK BU KONUDA KİMİ DOKTOR OLARAK BULABİLİRİZ? NEREDEN BULABİLİRİZ? ÇÜNKÜN EFSİMİZ 19 GRUP AFETİN HASTALIĞIN MÜPTELASIDIR. TEDAVİSİNİ NASIL YAPACAĞIZ?
Yüce Allah’ın bir peygamberi olan, bir NEBİSİ olan Hz. Yusuf Peygamber bakın ne diyor.
12/YÛSUF-53: Ve mâ uberriu nefsî, innen nefse le emmâretun bis sûı illâ mâ rahime rabbî, inne rabbî gafûrun rahîm(rahîmun).
Ve ben, nefsimi ibra edemem (temize çıkaramam). Muhakkak ki nefs, mutlaka sui olanı (şerri, kötülüğü) emreder. Rabbimin Rahîm esmasıyla tecelli ettiği (nefsler) hariç. Muhakkak ki Rabbim, mağfiret edendir (günahları sevaba çevirendir). Rahîm'dir (rahmet nurunu gönderen ve merhamet edendir).
Diyanet İşeri meali ise şöyledir : “Ben nefsimi temize çıkarmam, çünkü Rabbimin merhamet ettiği hariç, nefis aşırı derecede kötülüğü emreder. Şüphesiz Rabbim çok bağışlayandır, çok merhamet edendir” dedi.
“ ben nefsimi temize çıkaramam “ ibaresinden bahsedersek, nefsini temizleyip ahsen kılamayan veya ahsen kılmak için gerekli girişimlerde bulunmayan, SIRATI MUSTAKİM’E ULAŞMAK İÇİN ÇABALAMAYAN HERKES NEFSİNİ İBRA EDEMEYEN VE DOLAYISI İLE HÜSRANDA, DELALETTE KALAN VE EN ÖNEMLİSİ İLE YÜCE ALLAH’IN AYETLERİNDEN GAFİL OLAN KİMSELERDİR. ÖYLE İSE NE YAPMALIYIZ? İŞTE BU HUSUS YÜCE ALLAH TARAFINDAN AŞAĞIDAKİ AYETİ KERİMEDE AÇIK BİR EMİR OLARAK (FARZ EMİR OLARAK ) VERİLMİŞTİR.
30/RÛM-31: Munîbîne ileyhi vettekûhu ve ekîmûs salâte ve lâ tekûnû minel muşrikîn(muşrikîne).
O'na (Allah'a) yönelin (Allah'a ulaşmayı dileyin) ve O'na karşı takva sahibi olun. Ve namazı ikame edin (namaz kılın). Ve (böylece) müşriklerden olmayın.
Diyanet işleri bu ayeti 32 nci ayet ile beraber meallendirdiği için burada vermedim. Verdiği mealin sadece başlangıç bölümünü veriyorum. “(31-32) Allah'a yönelerek O'na karşı gelmekten sakınınız, namaz kılınız, ………..” Yapılması gereken YÜCE ALLAH’A YÖNELMEK” bu ne sebeple yapılacak,
vettekûhu (ve ittekû-hu) : ve ona Allah'a karşı takva sahibi olun
yönelmemizin sebebi ise TAKVA SAHİBİ OLABİLMEK İÇİN. Şunu da çok iyi biliyoruz ki YÜCE ALLAH KAF SURESİ 31 AYETİ KERİMESİNDE
50/KAF-31: Ve uzlifetil cennetu lil muttekîne gayre baîdin.
Ve cennet, takva sahipleri için uzak olmayarak yaklaştırıldı.
BUYURMAKTADIR. İŞTE SİZİ TAKVA SAHİBİ KILACAK OLAN ŞEY YÜCE ALLAH’A YÖNELMEK, O’NUN DAVETİNE İCABET ETMEK, O’NUN “ DÖN “ , “ULAŞ “ “ ALLAH’IN İPİNE SIMSIKI SARILIN “ EMİRLERİNİ YERİNE GETİRME İSTEĞİNİZİN KALPTEN YÜCE ALLAH’A İLETİLMESİ SİZİ TAKVA SAHİBİ KILACAKTIR. İŞTE BU İSLAM OLMANIN BAŞLADIĞI NOKTADIR. BU DİLEK, ALLAH’IN BÜTÜN KAPILARINI AÇACAK BİR ANAHTARDIR. DOLAYISI İLE KURTULUŞUN BAŞLADIĞI NOKTADIR.
Böyle bir dileğin sahibi olmayan ancak ilk defa böyle bir yazıyı okuyan ziyaretçilerden iseniz, doğal olarak aklınıza şu soru gelecektir. Ben böyle bir dileği kalbi olarak yaptım. Peki şimdi ne olacak? İşte bu aşamadan sonra siz diyelim ki namaz kılmayan biri iken sıklıkla namaz kılmaya, namazlarınızı kaçırmamaya çalışmaya başlarsınız. Yüce Allah’ı hiç anmaz iken sıklıkla hatırlamaya anmaya başlarsınız. Kalbiniz nefret ile dolu iken azar azar sevmeye, insanlara hoşgörü ile yaklaşmaya başlarsınız. İşte bu işlemler sırasında nefsinizin kalbine % 2 oranında RAHMET NURU SIZAR. Bu durumda siz artık huşu sahibi olursunuz ve KURAN OKUDUĞUNUZDA ESKİ ANLADIKLARINIZDAN ÇOK FARKLI ŞEYLER ANLAMAYA BAŞLARSINIZ. KURAN SİZE BİRŞEYLER ANLATMAYA BAŞLAR. SİZ HUŞU SAHİBİ OLDUNUZ DEMEKTİR.
İŞTE O ZAMAN SIKLIKLA “ YARABBİ BEN OKUYORUM ANLIYORUM AMA ANLADIKLARIMI BİRLEŞTİREMİYORUM. SENİN BİZLERE EMANET KILDIĞIN DİNİMİZİ EKSİKSİZ YAŞAMAK İSTİYORUM AMA BU DİNİ ÖĞRENMEM İÇİN, YAŞAYABİLMEM İÇİN BANA YARDIM ET “ BENZERİ BİR DİLEĞİN SAHİBİ OLACAKSINIZ. NE YAPMANIZ GEREKTİĞİNİ YÜCE ALLAH BİZE BAKARA SURESİ 45-46 AYETLERİNDE VERİYOR.
2/BAKARA-45: Vesteînû bis sabri ves salât(sâlâti), ve innehâ le kebîretun illâ alel hâşiîn(hâşiîne).
(Allah'tan) sabırla ve namazla istiane (özel yardım) isteyin. Ve muhakkak ki o (hacet namazı ile Allah'a ulaştıracak mürşidini sormak), huşû sahibi olanlardan başkasına elbette ağır gelir.
2/BAKARA-46: Ellezîne yezunnûne ennehum mulâkû rabbihim ve ennehum ileyhi râciûn(râciûne).
Onlar (o huşû sahipleri) ki, Rab'lerine (dünya hayatında) muhakkak mülâki olacaklarına ve (sonunda ölümle) O'na döneceklerine yakîn derecesinde inanırlar.
İşte YÜCE ALLAH’TAN istediğiniz yardımın adı “ İSTİANE “ özel bir yardım istemek anlamına geliyor. Bu yardımı sabırla ne namaz ile istememiz de üzerimize farz kılınmış. Çünkü başka türlü öğrenmeye kalkmak, yapılacak en büyük yanlışı oluşturacaktır. Burada bahsedilen “ NAMAZ” ise özel bir namaz. Bunu hemen anlamış olmalısınız. Bu namazın adı HACET NAMAZI işte bu namaz ile insanoğlu nefsinin hastalıklarını tedavi edecek olan NEFS HASLALIKLARININ DOKTORU OLAN - M Ü R Ş İ T - YÜCE ALLAH’TAN TALEP EDİLECEKTİR. Yüce Allah size mürşidinizi gösterecek ve siz o mürşide gidip tabi olacaksınız. Mürşid sizin için artık alelade bir insan olmaktan çıkacak ve size YÜCE ALLAH’IN SIRATI MUSTAKİMİNDE NASIL YOL ALACAĞINIZI ÖĞRETEN BİR ÖĞRETMEN HÜVVİYETİNDE OLACAKTIR. İİŞTE MÜRŞİDİNİZE ULAŞTIĞINIZ NOKTA ( TEVBE ALDIĞINIZ AN ) SİZİN YÜCE ALLAH’IN SIRATI MUSTAKİMİNE ULAŞMAYI BAŞARDIĞINIZ NOKTA OLACAKTIR. ARTIK ERMİŞ EVLİYA OLDUĞUNUZ NOKTAYA KADAR KORUMA ALTINDASINIZ.
İŞTE NEFS TEZKİYESİ BU NOKTADA BAŞLAYACAKTIR. YANİ TEDAVİ BURADA BAŞLAYACAKTIR. ALDIĞINIZ ÖDEVLER OLACAKTIR. BU ÖDEVLERİ YERİNE GETİRMEK SİZE BİR İŞKENCE DEĞİL ZEVK OLMAYA BAŞLAYACAKTIR.” MÜRŞİD DE NE DEMEK? BEN KURAN’A TABİYİM. BENİM MÜRŞİDİM SEVGİLİ PEYGAMBERİMİZ DİYE DÜŞÜNEBİLİRSİNİZ. BUNU HER ZAMAN ANLATTIĞIMIZDAN FARKI BİR ŞEKLİ İLE VERMEK VE SİZİ DÜŞÜNDÜRMEK İSTİYORUM. BAKIN YARADILIŞ SIRASINDA YAŞANAN OLAYDA ŞEYTAN NE SÖYLÜYOR
7/A'RÂF-16: Kâle fe bimâ agveytenî le ak'udenne lehum sırâtekel mustekîm(mustekîme).
(İblis): “Bundan sonra, beni azdırman sebebiyle, mutlaka Senin Sıratı Mustakîmin'e onlara karşı (mani olmak için) oturacağım.” dedi.
7/A'RÂF-17: Summe le âtiyennehum min beyni eydîhim ve min halfihim ve an eymânihim ve an şemâilihim, ve lâ tecidu ekserehum şâkirîn(şâkirîne).
Sonra, elbette onlara, önlerinden, arkalarından, sağlarından ve sollarından geleceğim ve onların çoğunu şükredenlerden bulmayacaksın.
“ İBLİS SIRATI MUSTAKİM ÜZERİNDE OTURACAĞINI VE İNSANLARIN ÖNLERİNDEN. ARKALARINDAN. SAĞLARINDAN, SOLLARINDAN GELECEĞİM VE ONLARIN ÇOĞUNU ŞÜKREDENLERDEN BULMAYACAKSIN” DİYOR.
ÖYLE İSE ŞU KONU MUTLAKA BİLİNMELİDİR. SİZ YÜCE ALLAH’A DİLEKÇE YAZARAK YÖNELMEDİĞİNİZ SÜRECE SİZİNLE YÜCE ALLAH ARASINDA , SİZLERE APAÇIK BİR DÜŞMAN OLAN İBLİS VARDIR. İŞTE İBLİSİ NASIZ GEÇECEĞİNİZİ VE SIRATI MÜSTAKİM ÜZERİNDEN NASIL YÜCE ALLAH’A DOĞRU BİR YOLCULUK YAPACAĞINIZI BİZE ÖĞRETEN VE BU YOLCULUĞU GÜVENLE YAPMAMIZA YÜCE ALLAH ADINA YARDIMCI OLAN KİŞİNİN ADI MÜRŞİDTİR.
MÜRŞİT, NEFS HASTALIKLARININ DOKTORUDUR. İŞTE BU HASTALIKLARDAN BİR TANESİ OLAN YALAN VE TEKZİB BUGÜNKÜ YAZIMIZIN KONUSUNU OLUŞTURMAKTADIR.
YALAN VE TEKZİB
Yalan; gerçeği (hakkı) gizlemek, çarpıtmak, birini aldatmak amacıyla bilerek söylenen söz. Yalan söylemek; gerçeği gizlemek, çarpıtmak ya da olmayan birşeyi varmış gibi göstermek eylemidir. Nefsinizin 19 afetinden bir tanesi yalandır.
Sevgili Peygamberimiz, aşağıdaki hallerde yalan söylenmesine cevaz vermiştir.
1- Savaşta düşmanı yenebilmek için. (Gerçeği açıklamaktan kaçınma hakkının doğduğu bazı toplumsal durumlarda yalan söylenebilir; sırların saklanması, buna bir örnektir.)
2- Dargınları barıştırmak için.
3- Yıkılmak üzere olan bir aile yuvasını kurtarabilmek için. (Tarafların kusurlarını örtmek, sırlarını ifşa etmemek için yalan söylenebilir. Bu da ruhun ketumiyet hasletidir. Yalan değildir.)
Peki, YÜCE ALLAH’A GÖRE KİMLER YALAN SÖYLER?
1- Yüce Allah’ın ayetlerinden gafil olanlar YALAN SÖYLER.
51/ZÂRİYÂT-10: Kutilel harrâsûne.
Yalancılar kahrolsun!
2- Allah’a dünya hayatında ulaşmayı yalanlayanlar yalan söyler.
10/YÛNUS-45: Ve yevme yahşuruhum keen lem yelbesû illâ sâaten minen nehâri yete ârefûne beynehum, kad hasirellezîne kezzebû bi likâillâhi ve mâ kânû muhtedîn(muhtedîne).
Ve o gün (Allahû Tealâ), gündüzden bir saatten başka kalmamışlar (bir saat kalmışlar) gibi onları toplayacak (haşredecek). Birbirlerini tanıyacaklar (aralarında tanışacaklar). Allah'a mülâki olmayı (Allah'a ölmeden önce ulaşmayı) yalanlayanlar, hüsrandadır (nefslerini hüsrana düşürdüler). Ve hidayete eren kimseler olmadılar (ruhlarını ölmeden evvel Allah'a ulaştıramadılar).
3- Kibirli olanlar Allah’ın âyetlerini yalanlarlar.
12/YÛSUF-18: Ve câû alâ kamîsıhî bi demin kezib(kezibin), kâle bel sevvelet lekum enfusukum emrâ(emren), fe sabrun cemîl(cemîlun), vallâhul musteânu alâ mâ tesıfûn(tesıfûne).
Ve üzerinde yalancı kan bulunan gömleğini getirdiler. (Babası şöyle) dedi: “Hayır. Sizi, nefsiniz bir işe sevketti. Artık bundan sonrası (benim yapmam gereken şey) güzel (bir) sabırdır. Sizin anlattığınız şeye karşı istiane (yardım) istenecek olan (sadece) Allah'tır.”
7/A'RÂF-36: Vellezîne kezzebû bi âyâtinâ vestekberû anhâ ulâike ashabun nâr(nâri), hum fîhâ hâlidûn(hâlidûne).
Ve âyetlerimizi yalanlayan kimseler ve onlara karşı kibirlenenler, işte onlar ateş ehlidirler ve onlar, orada devamlı kalanlardır (kalacaklardır).
7/A'RÂF-40: İnnellezîne kezzebû bi âyâtinâ vestekberû anhâ lâ tufettehu lehum ebvâbus semâi ve lâ yedhulûnel cennete hattâ yelicel cemelu fî semmil hiyât(hiyâti) ve kezâlike neczîl mucrimîn(mucrimîne).
Muhakkak ki âyetlerimizi yalanlayanlar ve onlara kibirlenenler; onlara gök kapıları açılmaz (ruhlarını hayatta iken Allah'a ulaştıramazlar). Deve (veya urgan) iğne deliğinden geçmedikçe cennete giremezler. Mücrimleri (suçluları) işte böyle cezalandırırız.
Gök kapıları açılmadığına göre, bu insanlar için açılacak kapı cehennem kapılarıdır.
7/A'RÂF-146: Seasrifu an âyâtiyellezîne yetekebberûne fîl ardı bi gayril hakkı ve in yerev kulle âyetin lâ yu’minu bihâ ve in yerev sebîler ruşdi lâ yettehızûhu sebîlen ve in yerev sebilel gayyi yettehızûhu sebîl(sebîlen), zâlike bi ennehum kezzebû bi âyâtinâ ve kânû anhâ gâfilîn(gâfilîne).
Yeryüzünde haksız yere kibirlenen kimseleri, âyetlerimizden çevireceğim. Bütün âyetleri görseler, ona inanmazlar. Eğer rüşd yolunu görseler, onu yol edinmezler. Ve gayy yolunu görseler, onu yol edinirler. Bu; onların, âyetlerimizi yalanlamaları ve ondan gâfil olmaları sebebiyledir.
Bu ayeti kerimeyi çok dikkatle okumanızı ve üzerinde de ciddi şekli ile düşünmenizi tavsiye etmekteyim. Demek ki insanlarım çok büyük bir kesimi ( Sebe suresi 20 …..bir tek fırka hariç ….”) RÜŞD YOLUNU KENDİLERİNE YOL EDİNMİYORLAR VE GAYY YOLUNU KENDİLERİNE YOL EDİNİYORLAR.
4- Yüce Allah’ın Nebilerini yani Peygamberlerini ve Resullerini yalanlayanlar, yalan söyler.
2/BAKARA-87: Ve lekad âteynâ mûsâl kitâbe ve kaffeynâ min ba’dihî bir rusuli ve âteynâ îsâbne meryemel beyyinâti ve eyyednâhu bi rûhil kudus(kudusi), e fe kullemâ câekum resûlun bimâ lâ tehvâ enfusukumustekbertum, fe ferîkan kezzebtum ve ferîkan taktulûn(taktulûne).
Andolsun ki, Biz, Musa'ya kitap verdik ve ondan sonra ardarda resûller gönderdik. Ve Meryem'in oğlu İsa'ya beyyineler (açık deliller) verdik ve onu Ruh'ûl Kudüs ile destekledik. Öyle ki, nefslerinizin hoşlanmadığı bir şeyle gelen resûle karşı, her defasında kibirlendiniz. Bu sebeple bir kısmını yalanladınız ve bir kısmını da öldürüyorsunuz.
Dikkat ederseniz, Hz. Musa Peygamberden sonra “ ard arda resuller “gönderildiğini Yüce Allah açıkça söylüyor.
Diyanet işleri meali de “Andolsun, Mûsâ’ya Kitab’ı (Tevrat’ı) verdik. Ondan sonra ard arda peygamberler gönderdik……….” Devam ediyor. Musa Peygamberden sonra Hz. İsa peygambere kadar arada gelen bir PEYGAMBER- NEBİ söz konusu değildir. Zaten Yüce Allah’da Resul kelimesi kullanıyor. Her nebi yani Peygamber muhakkak ki bulunduğu kavmin AYNI ZAMANDA muhakkak ki resulüdür. Peygamberler ŞERİAT KİTAPLARININ SAHİPLERİDİR VE KENDİLERİNE VERİLEN KİTAPLAR İLE TOPLUMU YÖNETİRLER.
5- YÜCE ALLAH’IN AYETLERİNİ TEKZİB EDEN VE YALANLAYANLAR.
39/ZUMER-59: Belâ kad câetke âyâtî fe kezzebte bihâ vestekberte ve kunte minel kâfirîn(kâfirîne).
Fakat sana âyetlerim gelmişti, o zaman onları yalanlamış, kibirlenmiş ve kâfirlerden olmuştun.
Buna bir örnek vermek gerekir ise YÜCE ALLAH’IN ÇOK AÇIK BİR EMRİ OLAN “ DÖN “ EMRİNİN VERİLDİĞİ FECR SURESİ 28 NCİ AYET ÖRNEK GÖSTERİLEBİLİR. Bugünün din adamları “ YÜCE ALLAH’A DÖNÜŞ ANCAK ÖLÜMLE GERÇEKLEŞİR. ÇÜNKÜ RUH BEDENDEN AYRILDIĞINDA İNSAN ÖLÜR DİYORLAR” ANCAK YAŞAMI VE ÖLÜMÜ VEREN YÜCE ALLAH’TIR. RUH BEDENDEN ÇIKTIĞINDA İNSAN ÖLMEZ. ÖLÜM, VADESİ GELDİĞİNDE İNSANIN ÜZERİNE BİR BORÇTUR. HERKES ÖLÜMLÜDÜR. NEFSLER İSE ÖLÜMÜ TADACAKTIR. KIYAMET GÜNÜNE KADAR KENDİ ALEMİNDE YAŞAMAYA DA DEVAM EDECEKTİR. ÖLÜMDEN SONRA DÖNMEYECEK OLAN VARMI? BÖYLE BİR SEÇENEK ZATEN YOKTUR. O ZAMAN “DÖN” EMRİ YAŞARKEN YERİNE GETİRİLECEK OLAN BİR FARZ EMİRDİR.
6- ZANNA UYANLAR YALAN SÖYLER.
6/EN'ÂM-148: Seyekûlullezîne eşrekû lev şâallâhu mâ eşreknâ ve lâ âbâunâ ve lâ harremnâ min şey’(şey’in), kezâlike kezzebellezîne min kablihim hattâ zâkû be’senâ, kul hel indekum min ilmin fe tuhricûhu lenâ, in tettebiûne illez zanne ve in entumillâ tahrusûn(tahrusûne).
Şirk koşanlar şöyle söyleyecekler: “Şayet Allah dileseydi, biz ve babalarımız şirk koşmazdık ve hiçbir şeyi haram etmezdik.” Onlardan öncekiler de azabımızı tadıncaya kadar işte böyle yalanladılar. De ki: “Sizin yanınızda ilimden bir şey var mı? Öyleyse (varsa) onu bize çıkarın. Siz ancak zanna tâbî oluyorsunuz. Ve siz sadece yalan söylüyorsunuz.”
10/YÛNUS-66: E lâ inne lillâhi men fîs semâvâti ve men fîl ard(ardı), ve mâ yettebiullezîne yed'ûne min dûnillâhi şûrekâ(şûrekâe), in yettebiûne illez zanne ve in hum illâ yahrusûn(yahrusûne).
Semalarda ve yeryüzünde olan kimseler muhakkak Allah'ındır, öyle değil mi? Allah'tan başka ortaklara dua edenler (ibadet edenler) neye tâbî oluyorlar? Ancak zanna tâbî olurlar ve onlar sadece tahmin ederler (yalan uydururlar).
7- Allah’a karşı yalan iftira edenler:
7/A'RÂF-8: Vel veznu yevme izinil hakk(hakku), fe men sekulet mevâzînuhu fe ulâike humul muflihûn(muflihûne).
İzin günü (hesaplaşma günü) tartı (ölçü) haktır (gerçektir). Kimin (sevap) tartıları ağır gelirse, işte onlar, onlar felâha erenlerdir.
7/A'RÂF-9: Ve men haffet mevâzînuhu fe ulâikellezîne hasirû enfusehum bimâ kânû biâyâtinâ yazlimûn(yazlimûne).
Ve kimin (sevap) tartıları hafif gelirse, işte onlar, âyetlerimize zulmettiklerinden dolayı nefslerini hüsrana düşürmüş olanlardır.
Yüce Allah’ın ayetlerine zulmedenler, Yüce Allah’ın ayetlerini yalanlayanlardır.
Sevgili Dostlar, görülüyor ki nefsimizin en büyük afetlerinden biri de YALAN VE TEKZİBTİR. Yalandan ve Tekzibden kurtulmanın bir tek yolu vardır. HAKKA AMENÜ OLMAK, YANİ YÜCE ALLAH’A KUL OLMAYI, O’NUN DAVETİNE İCABET ETMEYİ, O’NUN KURAN AYETLERİ İLE GÖSTERDİĞİ YOLDAN GİDEREK NEFSİN AFETLERİNDEN ARINMAKTIR. NEFSİNİZİ NE ÖLÇÜDE TEMİZLERSENİZ O ÖLÇÜDE YALANDAN KURTULURSUNUZ. İNSANOĞLUNUN EN BÜYÜK YALANI YÜCE ALLAH’A KARŞIDIR. BUGÜN BİLE TELEVİZYONLARDA DOĞRULARI ANLATMAYAN VE ANLATILMASINA MÜSAADE ETMEYEN 100 LERCE DİN ALİMİ OLDUKLARINI ZANNEDEN İNSANLAR MEVCUTTUR. OYSA DİN YÜCE ALLAH’INDIR VE BU DİNİN EKSİKSİZ VE TAM NASIL YAŞANILACAĞINI BİZLERE ÖĞRETMEK İÇİN KURAN-I KERİMİ GÖNDERMİŞTİR. ANCAK İNSANLARIN BÜYÜK KESİMİ KURAN BİR KENARDA DURURKEN FİLANCA HOCA NE SÖYLEDİ, FEŞMANCA HOCA NE SÖYLEDİ VEYA YAZDI DİYE ONLARIN KİTAPLARINI OKUMANTADIR. DİNİ YÜCE ALLAH’TAN ÖĞRENMEYEN VE İNSANOĞLUNU HİÇBİR ŞEKLİ İLE İSLAM DİNİN EKSİKSİZ YAŞATMA İMKANININ SAHİBİ OLMAYAN İNSANLARIN PEŞİNDEN GİDEREK İNSANOĞLU DİNİNİ ÖĞRENMEYE VE YAŞAMAYA ÇALIŞMAKTADIR.
DEĞERLİ ZİYARETCİLER, DİNİNİZİ ÖĞRENMENİN YOLU VE İLK ADIMI YÜCE ALLAH’A YÖNELME TALEBİNİZDİR. BÖYLE BİR TALEP SİZİ ANCAK HAKKA AMENÜ KILACAKTIR. KURTULUŞUNUZA SEBEBİYET VERECEKTİR. AKSİ HALDE HUSRANDA KANALARDAN, GAFİL OLANLARDAN, GAYY YOLUNDA OLANLARDAN OLURSUNUZ.
ÖNÜMDE ZAMAN ÇOK DA DEMEYİN. YÜCE ALLAH İLE MUKAVELE SAHİBİMİSİNİZ? ÖMRÜN NE ZAMAN BİTECEĞİNİ BİLEMEZSİNİZ. BÖYLE BİR DİLEĞİN SAHİBİ OLMA ZAMANINIZ ANCAK VE ANCAK ÖLÜM HALİ ÜZERİNİZE GELMEDEN ÖNCE OLMALIDIR. FRAVUNUN BEN DE MUSA’NIN RABBİNE İMAN ETTİM DEMESİ KENDİSİNİ KURTARAMAMIŞTIR. ÇÜNKÜ ÖLÜM HALİ GERÇEKLEŞMİŞTİR.
BİZLER SADECE YÜCE ALLAH’IN DAVETİNİ VEREN ANLATAN İNSANLARIZ. BU İLİM BİZE AİT BİR İLİM DE DEĞİLDİR. İLİM BU DEVRİN İMAMINA AİT BİR İLİMDİR. ANCAK GERÇEK MÜRŞİDE ULAŞIRSANIZ SİZLERE HEP AYNI ŞEYLERİ SÖYLÜYOR OLDUKLARINI GÖRECEKSİNİZ. ÇÜNKÜ MÜRŞİDLER İRADE SAHİBİ DEĞİLDİRLER. YÜCE ALLAH’TAN ALDIKLARI İLMİ ANLATAN VE AYDINLATAN İNSANLARDIR.
UMUYORUM, DÜŞÜNMENİZE VESİLE OLABİLMİŞİMDİR. DÜŞÜNMEYE BAŞLAMAK, TAHARRİ ETMEYİ, YÜCE ALLAH’I ARAMAYI GETİRECEKTİR. YÜCE ALLAH İSE KENDİSİNİ ARAYANLARA ÇOK YAKINDIR. MUTLAKA SİZE DOĞRULARI GÖSTERİYOR OLACAKTIR.
YÜCE ALLAH’IN RAHMETİ VE BEREKETİ ÜZERİNİZE OLSUN İNŞ.