29 Ekim 2014 Çarşamba

 
NEFİS VE AFETLERİ     - 3-
Sevgili Dostlar ve Ziyaret eden değerli Misafirlerimiz,
Bildiğiniz gibi insanoğlu 3 beden olarak yaratılmıştır. Bunu daha önce muhtelif defalar konu ettiğimizi hatırlıyorum. Dolayısı ile bu konuyu uzun uzun anlatmak niyetinde değilim. Şayet ziyaretçilerimizin bu konuda bilgi talepleri olur ise yazmaları halinde bilgin dahilinde, bilmiyorsam öğrenerek öğrendiklerim dahilinde bilgi vermek birler için bir borç, bir zorunluluktur.
Sevgili dostlar, bir an için düşünün, nefes almakta zorluk çekiyorsunuz. Bu bir hastalık nedeni ile de olabilir veya kısa süreli geçici bir durum da olabilir. Biz hastalığa bağlı olduğunu düşünürsek, ilk yapmamız gereken husus bir doktora gitmek, yeterli fayda sağlamıyor isek bir başka doktora gitmek durunumda oluruz. İŞTE GİTTİĞİMİZ DOKTORLAR SAHİP OLDUĞUMUZ ÜÇ BEDENDEN FİZİK BEDENLERİMİZİN YEDAVİ İLE GÖREVLİ OLAN, BU KONUDA EĞİTİM ALMIŞ İNSANLARDIR. İŞTE NEFSİMİZ YARADILIŞ İYİBARI İLE İYİLEŞEBİLME VE EN İYİYE ULAŞABİLME ÖZELLİĞİNE SAHİP OLMASINA RAĞMEN HASTADIR. TEDAVİYE İHTİYACI VARDIR.ANCAK BU KONUDA KİMİ DOKTOR OLARAK BULABİLİRİZ? NEREDEN BULABİLİRİZ? ÇÜNKÜN EFSİMİZ  19 GRUP AFETİN HASTALIĞIN MÜPTELASIDIR.  TEDAVİSİNİ NASIL YAPACAĞIZ?
Yüce Allah’ın bir peygamberi olan, bir NEBİSİ olan Hz. Yusuf Peygamber bakın ne diyor.
12/YÛSUF-53: Ve mâ uberriu nefsî, innen nefse le emmâretun bis sûı illâ mâ rahime rabbî, inne rabbî gafûrun rahîm(rahîmun).
Ve ben, nefsimi ibra edemem (temize çıkaramam). Muhakkak ki nefs, mutlaka sui olanı (şerri, kötülüğü) emreder. Rabbimin Rahîm esmasıyla tecelli ettiği (nefsler) hariç. Muhakkak ki Rabbim, mağfiret edendir (günahları sevaba çevirendir). Rahîm'dir (rahmet nurunu gönderen ve merhamet edendir).
Diyanet İşeri meali ise şöyledir : “Ben nefsimi temize çıkarmam, çünkü Rabbimin merhamet ettiği hariç, nefis aşırı derecede kötülüğü emreder. Şüphesiz Rabbim çok bağışlayandır, çok merhamet edendir” dedi.
“ ben nefsimi temize çıkaramam “ ibaresinden bahsedersek, nefsini temizleyip ahsen kılamayan veya ahsen kılmak için gerekli girişimlerde bulunmayan, SIRATI MUSTAKİM’E ULAŞMAK İÇİN ÇABALAMAYAN HERKES NEFSİNİ İBRA EDEMEYEN VE DOLAYISI İLE HÜSRANDA, DELALETTE KALAN VE EN ÖNEMLİSİ İLE YÜCE ALLAH’IN AYETLERİNDEN GAFİL OLAN KİMSELERDİR. ÖYLE İSE NE YAPMALIYIZ? İŞTE BU HUSUS YÜCE ALLAH TARAFINDAN AŞAĞIDAKİ AYETİ KERİMEDE AÇIK BİR EMİR OLARAK (FARZ EMİR OLARAK ) VERİLMİŞTİR.
30/RÛM-31: Munîbîne ileyhi vettekûhu ve ekîmûs salâte ve lâ tekûnû minel muşrikîn(muşrikîne).
O'na (Allah'a) yönelin (Allah'a ulaşmayı dileyin) ve O'na karşı takva sahibi olun. Ve namazı ikame edin (namaz kılın). Ve (böylece) müşriklerden olmayın.
Diyanet işleri bu ayeti 32 nci ayet ile beraber meallendirdiği için burada vermedim. Verdiği mealin sadece başlangıç bölümünü veriyorum. “(31-32) Allah'a yönelerek O'na karşı gelmekten sakınınız, namaz kılınız, ………..”  Yapılması gereken YÜCE ALLAH’A YÖNELMEK” bu ne sebeple yapılacak,
vettekûhu (ve ittekû-hu) : ve ona Allah'a karşı takva sahibi olun
yönelmemizin sebebi ise TAKVA SAHİBİ OLABİLMEK İÇİN. Şunu da çok iyi biliyoruz ki YÜCE ALLAH KAF SURESİ 31 AYETİ KERİMESİNDE

50/KAF-31: Ve uzlifetil cennetu lil muttekîne gayre baîdin.
Ve cennet, takva sahipleri için uzak olmayarak yaklaştırıldı.
BUYURMAKTADIR. İŞTE SİZİ TAKVA SAHİBİ KILACAK OLAN ŞEY YÜCE ALLAH’A YÖNELMEK, O’NUN DAVETİNE İCABET ETMEK, O’NUN “ DÖN “ , “ULAŞ “ “ ALLAH’IN İPİNE SIMSIKI SARILIN “ EMİRLERİNİ YERİNE GETİRME İSTEĞİNİZİN KALPTEN YÜCE ALLAH’A İLETİLMESİ SİZİ TAKVA SAHİBİ KILACAKTIR. İŞTE BU İSLAM OLMANIN BAŞLADIĞI NOKTADIR. BU DİLEK, ALLAH’IN BÜTÜN KAPILARINI AÇACAK BİR ANAHTARDIR. DOLAYISI İLE KURTULUŞUN BAŞLADIĞI NOKTADIR.
Böyle bir dileğin sahibi olmayan ancak ilk defa böyle bir yazıyı okuyan ziyaretçilerden iseniz, doğal olarak aklınıza şu soru gelecektir. Ben böyle bir dileği kalbi olarak yaptım. Peki şimdi ne olacak? İşte bu aşamadan sonra siz diyelim ki namaz kılmayan biri iken sıklıkla namaz kılmaya, namazlarınızı kaçırmamaya çalışmaya başlarsınız. Yüce Allah’ı hiç anmaz iken sıklıkla hatırlamaya anmaya başlarsınız. Kalbiniz nefret ile dolu iken azar azar sevmeye, insanlara hoşgörü ile yaklaşmaya başlarsınız. İşte bu işlemler sırasında nefsinizin kalbine % 2 oranında RAHMET NURU SIZAR. Bu durumda siz artık huşu sahibi olursunuz ve KURAN OKUDUĞUNUZDA ESKİ ANLADIKLARINIZDAN ÇOK FARKLI ŞEYLER ANLAMAYA BAŞLARSINIZ. KURAN SİZE BİRŞEYLER ANLATMAYA BAŞLAR. SİZ HUŞU SAHİBİ OLDUNUZ DEMEKTİR.
İŞTE O ZAMAN SIKLIKLA “ YARABBİ BEN OKUYORUM ANLIYORUM AMA ANLADIKLARIMI BİRLEŞTİREMİYORUM. SENİN BİZLERE EMANET KILDIĞIN DİNİMİZİ EKSİKSİZ YAŞAMAK İSTİYORUM AMA BU DİNİ ÖĞRENMEM İÇİN, YAŞAYABİLMEM İÇİN BANA YARDIM ET “ BENZERİ BİR DİLEĞİN SAHİBİ OLACAKSINIZ. NE YAPMANIZ GEREKTİĞİNİ YÜCE ALLAH BİZE BAKARA SURESİ 45-46 AYETLERİNDE VERİYOR.
2/BAKARA-45: Vesteînû bis sabri ves salât(sâlâti), ve innehâ le kebîretun illâ alel hâşiîn(hâşiîne).
(Allah'tan) sabırla ve namazla istiane (özel yardım) isteyin. Ve muhakkak ki o (hacet namazı ile Allah'a ulaştıracak mürşidini sormak), huşû sahibi olanlardan başkasına elbette ağır gelir.
2/BAKARA-46: Ellezîne yezunnûne ennehum mulâkû rabbihim ve ennehum ileyhi râciûn(râciûne).
Onlar (o huşû sahipleri) ki, Rab'lerine (dünya hayatında) muhakkak mülâki olacaklarına ve (sonunda ölümle) O'na döneceklerine yakîn derecesinde inanırlar.
İşte YÜCE ALLAH’TAN istediğiniz yardımın adı “ İSTİANE “ özel bir yardım istemek anlamına geliyor. Bu yardımı sabırla ne namaz ile istememiz de üzerimize farz kılınmış. Çünkü başka türlü öğrenmeye kalkmak, yapılacak en büyük yanlışı oluşturacaktır. Burada bahsedilen “ NAMAZ” ise özel bir namaz. Bunu hemen anlamış olmalısınız. Bu namazın adı HACET NAMAZI işte bu namaz ile insanoğlu nefsinin hastalıklarını tedavi edecek olan NEFS HASLALIKLARININ DOKTORU OLAN  - M Ü R Ş İ T -  YÜCE ALLAH’TAN TALEP EDİLECEKTİR.  Yüce Allah size mürşidinizi gösterecek ve siz o mürşide gidip tabi olacaksınız. Mürşid sizin için artık alelade bir insan olmaktan çıkacak ve size YÜCE ALLAH’IN SIRATI MUSTAKİMİNDE NASIL YOL ALACAĞINIZI ÖĞRETEN BİR ÖĞRETMEN HÜVVİYETİNDE OLACAKTIR. İİŞTE MÜRŞİDİNİZE ULAŞTIĞINIZ NOKTA ( TEVBE ALDIĞINIZ AN ) SİZİN YÜCE ALLAH’IN SIRATI MUSTAKİMİNE ULAŞMAYI BAŞARDIĞINIZ NOKTA OLACAKTIR. ARTIK ERMİŞ EVLİYA OLDUĞUNUZ NOKTAYA KADAR KORUMA ALTINDASINIZ.
İŞTE NEFS TEZKİYESİ BU NOKTADA BAŞLAYACAKTIR. YANİ TEDAVİ BURADA BAŞLAYACAKTIR. ALDIĞINIZ ÖDEVLER OLACAKTIR. BU ÖDEVLERİ YERİNE GETİRMEK SİZE BİR İŞKENCE DEĞİL ZEVK OLMAYA BAŞLAYACAKTIR.” MÜRŞİD DE NE DEMEK? BEN KURAN’A TABİYİM. BENİM MÜRŞİDİM SEVGİLİ PEYGAMBERİMİZ DİYE DÜŞÜNEBİLİRSİNİZ. BUNU HER ZAMAN ANLATTIĞIMIZDAN FARKI BİR ŞEKLİ İLE VERMEK VE SİZİ DÜŞÜNDÜRMEK İSTİYORUM. BAKIN YARADILIŞ SIRASINDA YAŞANAN OLAYDA ŞEYTAN NE SÖYLÜYOR
7/A'RÂF-16: Kâle fe bimâ agveytenî le ak'udenne lehum sırâtekel mustekîm(mustekîme).
(İblis): “Bundan sonra, beni azdırman sebebiyle, mutlaka Senin Sıratı Mustakîmin'e onlara karşı (mani olmak için) oturacağım.” dedi.
7/A'RÂF-17: Summe le âtiyennehum min beyni eydîhim ve min halfihim ve an eymânihim ve an şemâilihim, ve lâ tecidu ekserehum şâkirîn(şâkirîne).
Sonra, elbette onlara, önlerinden, arkalarından, sağlarından ve sollarından geleceğim ve onların çoğunu şükredenlerden bulmayacaksın.
“ İBLİS SIRATI MUSTAKİM ÜZERİNDE OTURACAĞINI VE İNSANLARIN ÖNLERİNDEN. ARKALARINDAN. SAĞLARINDAN, SOLLARINDAN GELECEĞİM VE ONLARIN ÇOĞUNU ŞÜKREDENLERDEN BULMAYACAKSIN” DİYOR.
ÖYLE İSE ŞU KONU MUTLAKA BİLİNMELİDİR. SİZ YÜCE ALLAH’A DİLEKÇE YAZARAK YÖNELMEDİĞİNİZ SÜRECE SİZİNLE YÜCE ALLAH ARASINDA , SİZLERE APAÇIK BİR DÜŞMAN OLAN İBLİS VARDIR. İŞTE İBLİSİ NASIZ GEÇECEĞİNİZİ VE SIRATI MÜSTAKİM ÜZERİNDEN NASIL YÜCE ALLAH’A DOĞRU BİR YOLCULUK YAPACAĞINIZI BİZE ÖĞRETEN VE BU YOLCULUĞU GÜVENLE YAPMAMIZA YÜCE ALLAH ADINA YARDIMCI OLAN KİŞİNİN ADI MÜRŞİDTİR.
MÜRŞİT, NEFS HASTALIKLARININ DOKTORUDUR. İŞTE BU HASTALIKLARDAN BİR TANESİ OLAN  YALAN VE TEKZİB BUGÜNKÜ YAZIMIZIN KONUSUNU OLUŞTURMAKTADIR.
YALAN VE TEKZİB
Yalan; gerçeği (hakkı) gizlemek, çarpıtmak, birini aldatmak amacıyla bilerek söylenen söz. Yalan söylemek; gerçeği gizlemek, çarpıtmak ya da olmayan birşeyi varmış gibi göstermek eylemidir. Nefsinizin 19 afetinden bir tanesi yalandır.
Sevgili Peygamberimiz, aşağıdaki hallerde yalan söylenmesine cevaz vermiştir.
1- Savaşta düşmanı yenebilmek için. (Gerçeği açıklamaktan kaçınma hakkının doğduğu bazı toplumsal durumlarda yalan söylenebilir; sırların saklanması, buna bir örnektir.)
2-  Dargınları barıştırmak için.
3-  Yıkılmak üzere olan bir aile yuvasını kurtarabilmek için. (Tarafların kusurlarını örtmek, sırlarını ifşa etmemek için yalan söylenebilir. Bu da ruhun ketumiyet hasletidir. Yalan değildir.)
Peki, YÜCE ALLAH’A GÖRE KİMLER YALAN SÖYLER?
1- Yüce Allah’ın ayetlerinden gafil olanlar YALAN SÖYLER.
51/ZÂRİYÂT-10: Kutilel harrâsûne.
Yalancılar kahrolsun!
2- Allah’a dünya hayatında ulaşmayı yalanlayanlar yalan söyler.
10/YÛNUS-45: Ve yevme yahşuruhum keen lem yelbesû illâ sâaten minen nehâri yete ârefûne beynehum, kad hasirellezîne kezzebû bi likâillâhi ve mâ kânû muhtedîn(muhtedîne).
Ve o gün (Allahû Tealâ), gündüzden bir saatten başka kalmamışlar (bir saat kalmışlar) gibi onları toplayacak (haşredecek). Birbirlerini tanıyacaklar (aralarında tanışacaklar). Allah'a mülâki olmayı (Allah'a ölmeden önce ulaşmayı) yalanlayanlar, hüsrandadır (nefslerini hüsrana düşürdüler). Ve hidayete eren kimseler olmadılar (ruhlarını ölmeden evvel Allah'a ulaştıramadılar).
3- Kibirli olanlar Allah’ın âyetlerini yalanlarlar.
12/YÛSUF-18: Ve câû alâ kamîsıhî bi demin kezib(kezibin), kâle bel sevvelet lekum enfusukum emrâ(emren), fe sabrun cemîl(cemîlun), vallâhul musteânu alâ mâ tesıfûn(tesıfûne).
Ve üzerinde yalancı kan bulunan gömleğini getirdiler. (Babası şöyle) dedi: “Hayır. Sizi, nefsiniz bir işe sevketti. Artık bundan sonrası (benim yapmam gereken şey) güzel (bir) sabırdır. Sizin anlattığınız şeye karşı istiane (yardım) istenecek olan (sadece) Allah'tır.”
7/A'RÂF-36: Vellezîne kezzebû bi âyâtinâ vestekberû anhâ ulâike ashabun nâr(nâri), hum fîhâ hâlidûn(hâlidûne).
Ve âyetlerimizi yalanlayan kimseler ve onlara karşı kibirlenenler, işte onlar ateş ehlidirler ve onlar, orada devamlı kalanlardır (kalacaklardır).
7/A'RÂF-40: İnnellezîne kezzebû bi âyâtinâ vestekberû anhâ lâ tufettehu lehum ebvâbus semâi ve lâ yedhulûnel cennete hattâ yelicel cemelu fî semmil hiyât(hiyâti) ve kezâlike neczîl mucrimîn(mucrimîne).
Muhakkak ki âyetlerimizi yalanlayanlar ve onlara kibirlenenler; onlara gök kapıları açılmaz (ruhlarını hayatta iken Allah'a ulaştıramazlar). Deve (veya urgan) iğne deliğinden geçmedikçe cennete giremezler. Mücrimleri (suçluları) işte böyle cezalandırırız.
Gök kapıları açılmadığına göre, bu insanlar için açılacak kapı cehennem kapılarıdır.
7/A'RÂF-146: Seasrifu an âyâtiyellezîne yetekebberûne fîl ardı bi gayril hakkı ve in yerev kulle âyetin lâ yu’minu bihâ ve in yerev sebîler ruşdi lâ yettehızûhu sebîlen ve in yerev sebilel gayyi yettehızûhu sebîl(sebîlen), zâlike bi ennehum kezzebû bi âyâtinâ ve kânû anhâ gâfilîn(gâfilîne).
Yeryüzünde haksız yere kibirlenen kimseleri, âyetlerimizden çevireceğim. Bütün âyetleri görseler, ona inanmazlar. Eğer rüşd yolunu görseler, onu yol edinmezler. Ve gayy yolunu görseler, onu yol edinirler. Bu; onların, âyetlerimizi yalanlamaları ve ondan gâfil olmaları sebebiyledir.
Bu ayeti kerimeyi çok dikkatle okumanızı ve üzerinde de ciddi şekli ile düşünmenizi tavsiye etmekteyim. Demek ki insanlarım çok büyük bir kesimi ( Sebe suresi 20 …..bir tek fırka hariç ….”) RÜŞD YOLUNU KENDİLERİNE YOL EDİNMİYORLAR VE GAYY YOLUNU KENDİLERİNE YOL EDİNİYORLAR.
4- Yüce Allah’ın Nebilerini yani Peygamberlerini ve Resullerini yalanlayanlar, yalan söyler.
2/BAKARA-87: Ve lekad âteynâ mûsâl kitâbe ve kaffeynâ min ba’dihî bir rusuli ve âteynâ îsâbne meryemel beyyinâti ve eyyednâhu bi rûhil kudus(kudusi), e fe kullemâ câekum resûlun bimâ lâ tehvâ enfusukumustekbertum, fe ferîkan kezzebtum ve ferîkan taktulûn(taktulûne).
Andolsun ki, Biz, Musa'ya kitap verdik ve ondan sonra ardarda resûller gönderdik. Ve Meryem'in oğlu İsa'ya beyyineler (açık deliller) verdik ve onu Ruh'ûl Kudüs ile destekledik. Öyle ki, nefslerinizin hoşlanmadığı bir şeyle gelen resûle karşı, her defasında kibirlendiniz. Bu sebeple bir kısmını yalanladınız ve bir kısmını da öldürüyorsunuz.
Dikkat ederseniz, Hz. Musa Peygamberden sonra “ ard arda resuller “gönderildiğini Yüce Allah açıkça söylüyor.
Diyanet işleri meali de “Andolsun, Mûsâ’ya Kitab’ı (Tevrat’ı) verdik. Ondan sonra ard arda peygamberler gönderdik……….” Devam ediyor.  Musa Peygamberden sonra Hz. İsa peygambere kadar arada gelen bir PEYGAMBER- NEBİ söz konusu değildir. Zaten Yüce Allah’da Resul kelimesi kullanıyor. Her nebi yani Peygamber muhakkak ki bulunduğu kavmin AYNI ZAMANDA muhakkak ki resulüdür. Peygamberler ŞERİAT KİTAPLARININ SAHİPLERİDİR VE KENDİLERİNE VERİLEN KİTAPLAR İLE TOPLUMU YÖNETİRLER.
5- YÜCE ALLAH’IN AYETLERİNİ TEKZİB EDEN VE YALANLAYANLAR.
39/ZUMER-59: Belâ kad câetke âyâtî fe kezzebte bihâ vestekberte ve kunte minel kâfirîn(kâfirîne).
Fakat sana âyetlerim gelmişti, o zaman onları yalanlamış, kibirlenmiş ve kâfirlerden olmuştun.
Buna bir örnek vermek gerekir ise YÜCE ALLAH’IN ÇOK AÇIK BİR EMRİ OLAN “  DÖN “ EMRİNİN VERİLDİĞİ FECR SURESİ 28 NCİ AYET ÖRNEK GÖSTERİLEBİLİR.  Bugünün din adamları “ YÜCE ALLAH’A DÖNÜŞ ANCAK ÖLÜMLE GERÇEKLEŞİR. ÇÜNKÜ RUH BEDENDEN AYRILDIĞINDA İNSAN ÖLÜR DİYORLAR” ANCAK YAŞAMI VE ÖLÜMÜ VEREN YÜCE ALLAH’TIR. RUH BEDENDEN ÇIKTIĞINDA İNSAN ÖLMEZ. ÖLÜM, VADESİ GELDİĞİNDE İNSANIN ÜZERİNE BİR BORÇTUR. HERKES ÖLÜMLÜDÜR. NEFSLER İSE ÖLÜMÜ TADACAKTIR. KIYAMET GÜNÜNE KADAR KENDİ ALEMİNDE YAŞAMAYA DA DEVAM EDECEKTİR. ÖLÜMDEN SONRA DÖNMEYECEK OLAN VARMI? BÖYLE BİR SEÇENEK ZATEN YOKTUR. O ZAMAN “DÖN” EMRİ YAŞARKEN YERİNE GETİRİLECEK OLAN BİR FARZ EMİRDİR.
6- ZANNA UYANLAR YALAN SÖYLER.
6/EN'ÂM-148: Seyekûlullezîne eşrekû lev şâallâhu mâ eşreknâ ve lâ âbâunâ ve lâ harremnâ min şey’(şey’in), kezâlike kezzebellezîne min kablihim hattâ zâkû be’senâ, kul hel indekum min ilmin fe tuhricûhu lenâ, in tettebiûne illez zanne ve in entumillâ tahrusûn(tahrusûne).
Şirk koşanlar şöyle söyleyecekler: “Şayet Allah dileseydi, biz ve babalarımız şirk koşmazdık ve hiçbir şeyi haram etmezdik.” Onlardan öncekiler de azabımızı tadıncaya kadar işte böyle yalanladılar. De ki: “Sizin yanınızda ilimden bir şey var mı? Öyleyse (varsa) onu bize çıkarın. Siz ancak zanna tâbî oluyorsunuz. Ve siz sadece yalan söylüyorsunuz.”

10/YÛNUS-66: E lâ inne lillâhi men fîs semâvâti ve men fîl ard(ardı), ve mâ yettebiullezîne yed'ûne min dûnillâhi şûrekâ(şûrekâe), in yettebiûne illez zanne ve in hum illâ yahrusûn(yahrusûne).
Semalarda ve yeryüzünde olan kimseler muhakkak Allah'ındır, öyle değil mi? Allah'tan başka ortaklara dua edenler (ibadet edenler) neye tâbî oluyorlar? Ancak zanna tâbî olurlar ve onlar sadece tahmin ederler (yalan uydururlar).
7- Allah’a karşı yalan iftira edenler:
7/A'RÂF-8: Vel veznu yevme izinil hakk(hakku), fe men sekulet mevâzînuhu fe ulâike humul muflihûn(muflihûne).
İzin günü (hesaplaşma günü) tartı (ölçü) haktır (gerçektir). Kimin (sevap) tartıları ağır gelirse, işte onlar, onlar felâha erenlerdir.
7/A'RÂF-9: Ve men haffet mevâzînuhu fe ulâikellezîne hasirû enfusehum bimâ kânû biâyâtinâ yazlimûn(yazlimûne).
Ve kimin (sevap) tartıları hafif gelirse, işte onlar, âyetlerimize zulmettiklerinden dolayı nefslerini hüsrana düşürmüş olanlardır.
Yüce Allah’ın ayetlerine zulmedenler, Yüce Allah’ın ayetlerini yalanlayanlardır.
Sevgili Dostlar, görülüyor ki nefsimizin en büyük afetlerinden biri de YALAN VE TEKZİBTİR. Yalandan ve Tekzibden kurtulmanın bir tek yolu vardır. HAKKA AMENÜ OLMAK, YANİ YÜCE ALLAH’A KUL OLMAYI, O’NUN DAVETİNE İCABET ETMEYİ, O’NUN KURAN AYETLERİ İLE GÖSTERDİĞİ YOLDAN GİDEREK NEFSİN AFETLERİNDEN ARINMAKTIR. NEFSİNİZİ NE ÖLÇÜDE TEMİZLERSENİZ O ÖLÇÜDE YALANDAN KURTULURSUNUZ. İNSANOĞLUNUN EN BÜYÜK YALANI YÜCE ALLAH’A KARŞIDIR. BUGÜN BİLE TELEVİZYONLARDA DOĞRULARI ANLATMAYAN VE ANLATILMASINA MÜSAADE ETMEYEN 100 LERCE DİN ALİMİ OLDUKLARINI ZANNEDEN İNSANLAR MEVCUTTUR. OYSA DİN YÜCE ALLAH’INDIR VE BU DİNİN EKSİKSİZ VE TAM NASIL YAŞANILACAĞINI BİZLERE ÖĞRETMEK İÇİN KURAN-I KERİMİ GÖNDERMİŞTİR. ANCAK İNSANLARIN BÜYÜK KESİMİ KURAN BİR KENARDA DURURKEN FİLANCA HOCA NE SÖYLEDİ, FEŞMANCA HOCA NE SÖYLEDİ VEYA YAZDI DİYE ONLARIN KİTAPLARINI OKUMANTADIR. DİNİ YÜCE ALLAH’TAN ÖĞRENMEYEN VE İNSANOĞLUNU HİÇBİR ŞEKLİ İLE İSLAM DİNİN EKSİKSİZ YAŞATMA İMKANININ SAHİBİ OLMAYAN İNSANLARIN PEŞİNDEN GİDEREK İNSANOĞLU DİNİNİ ÖĞRENMEYE VE YAŞAMAYA ÇALIŞMAKTADIR.
DEĞERLİ ZİYARETCİLER, DİNİNİZİ ÖĞRENMENİN YOLU VE İLK ADIMI YÜCE ALLAH’A YÖNELME TALEBİNİZDİR. BÖYLE BİR TALEP SİZİ ANCAK HAKKA AMENÜ KILACAKTIR. KURTULUŞUNUZA SEBEBİYET VERECEKTİR. AKSİ HALDE HUSRANDA KANALARDAN, GAFİL OLANLARDAN, GAYY YOLUNDA OLANLARDAN OLURSUNUZ.
ÖNÜMDE ZAMAN ÇOK DA DEMEYİN. YÜCE ALLAH İLE MUKAVELE SAHİBİMİSİNİZ? ÖMRÜN NE ZAMAN BİTECEĞİNİ BİLEMEZSİNİZ. BÖYLE BİR DİLEĞİN SAHİBİ OLMA ZAMANINIZ ANCAK VE ANCAK ÖLÜM HALİ ÜZERİNİZE GELMEDEN ÖNCE OLMALIDIR. FRAVUNUN BEN DE MUSA’NIN RABBİNE İMAN ETTİM DEMESİ KENDİSİNİ KURTARAMAMIŞTIR. ÇÜNKÜ ÖLÜM HALİ GERÇEKLEŞMİŞTİR.
BİZLER SADECE YÜCE ALLAH’IN DAVETİNİ VEREN ANLATAN İNSANLARIZ. BU İLİM BİZE AİT BİR İLİM DE DEĞİLDİR. İLİM BU DEVRİN İMAMINA AİT BİR İLİMDİR. ANCAK GERÇEK MÜRŞİDE ULAŞIRSANIZ SİZLERE HEP AYNI ŞEYLERİ SÖYLÜYOR OLDUKLARINI GÖRECEKSİNİZ. ÇÜNKÜ MÜRŞİDLER İRADE SAHİBİ DEĞİLDİRLER. YÜCE ALLAH’TAN ALDIKLARI İLMİ ANLATAN VE AYDINLATAN İNSANLARDIR.
UMUYORUM, DÜŞÜNMENİZE VESİLE OLABİLMİŞİMDİR. DÜŞÜNMEYE BAŞLAMAK, TAHARRİ ETMEYİ, YÜCE ALLAH’I ARAMAYI GETİRECEKTİR. YÜCE ALLAH İSE KENDİSİNİ ARAYANLARA ÇOK YAKINDIR. MUTLAKA SİZE DOĞRULARI GÖSTERİYOR OLACAKTIR.
YÜCE ALLAH’IN RAHMETİ VE BEREKETİ ÜZERİNİZE OLSUN İNŞ.
Daha az göster

NEFSİN AFETLERİ  -  4  -

Sevgili Dostlar ve sayfamızı ziyaret eden Değerli Misafirlerimiz,

Bugün, nefsin ZULÜM AFETİNİ vermek istiyorum. Bildiğiniz gibi nefs hasta bir varlıktır. Bu varlık fizik bedenimizin içersinde rehinedir.  Vücudumuzu terk etme yetkisinin sahibi değildir. Ancak 3 durumda vücudumuzdan ayrılabilmesi söz konusudur.

1-      Uykuda olduğumuz zaman. Nefsimiz vücudumuzdan ayrılabilir ve sonsuz bir hızla hareket ederek, bu âlemde ise fizik ötesi, kendi âlemine gitmiş ise, fiziktir. Vücudumuzdan ayrılış siz uyanıncaya kadardır. İnsanoğlu uyanmaya başladığı an sonsuz bir hız ile gelir ve bedenimizin içerisine, yani rehin olduğu kalıbımızın içerisin girer. Fizik ötesi konumunda veya fizik olarak yaptığı her şey, yaşanan gerçeklerdir. Ancak insanoğlu uyandığında kendisine izin verildiği kadarını hatırlar. Kısa bir süre sonra da bütün hepsi unutulur. Buna insanoğlu rüya diyor. Rüya akıl ile kumanda edilebilir ki bunun adına da TAYİ MEKÂN DENİLİR.

2-      Bayıldığımız zaman

3-      Ölüm halinde, fizik bedenimiz enerji üretmediği için vücudumuzu terk eder. Bu zorunlu bir ayrılıştır.

Şimdi konuyu belirleyelim ve anlatmaya devam edelim. Yalnız şunu bilmelisiniz. Bu ilim şahsıma ait bir ilim değildir. Biz de Mürşidimizden ( DEVRİB İMAMINDAN ALDIĞIMIZ ) ilmi yansıtmaya çalışıyoruz.

ZULÜM

İnsanoğlunun konuşma dilinde ZULÜM,  Güçlü bir kimsenin yasalara ve vicdana aykırı olarak, bir başkasını uğrattığı kötü durum, acımasızlık, haksızlık ve cefa olarak tanımlanır. Oysa YÜCE ALLAH’A göre ise ZULÜM, insanoğluna bize derecat kaybettiren her fiile verilen addır.

YÜCE ALLAH, insanoğlunu kâinattaki en şerefli varlık olarak yaratmış ve yarattığı her şeyi de insanoğlunun emrine musahhar kılmıştır. YÜCE ALLAH yarattığı bu en şerefli varlıktan bir tek şey istemektedir. BU İSE İNSANOĞLUNUN MUTLU OLMASIDIR.

2/BAKARA-29: Huvellezî halaka lekum mâ fîl ardı cemîan summestevâ iles semâi fe sevvâhunne seb’a semâvât(semâvâtin), ve huve bi kulli şey’in alîm(alîmun).

O (Allah) ki, yeryüzünde olanların hepsini sizin için yarattı. Sonra (kudret ve iradesiyle) göğe yönelip, onları da yedi (kat) gök olarak düzenledi. Ve o, Alîm'dir (herşeyi en iyi bilendir).

Demek ki YÜCE ALLAH yarattığı her şeyi bizler için yaratmıştır. Bu son derece açık bir ifade ile verilmiştir. Ancak, üzerinde yaşadığımız bu DÜNYA ADINI VERDİĞİMİZ GEZEGEN kainat içersinde çok küçük bir parça, bir zerredir. İşte bütün kainatta yaşayan insanlar için yarattığı her şeyi onların emrine ( kullanımına musahhar kılmıştır.

45/CÂSİYE-13: Ve sahhare lekum mâ fîs semâvâti ve mâ fîl ardı cemîan minh(minhu), inne fî zâlike le âyâtin li kavmin yetefekkerûn(yetefekkerûne).

Ve göklerde ve yerde olanların hepsini kendinden (bir lütuf olarak) size musahhar (emre amade) kıldı. Muhakkak ki bunda, tefekkür eden bir kavim için mutlaka âyetler (ibretler) vardır.

Bu iki ayeti kerime dikkatle incelendiğinde anlaşılacaktır ki, KÂİNAT İNSANOĞLU İÇİN YARATILMIŞTIR. Yarattığı her şeyi insanoğlu için yaratan YÜCE ALLAH, insanoğlunu ise KENDİSİ İÇİN YARATMIŞTIR. YÜCE ALLAH zamandan ve mekândan münezzehtir. YÜCE ALLAH’IN HİÇBİR ŞEYE İHTİYACI YOKTUR. ÖYLE İSE İNSANOĞLUNUN KENDİSİ İÇİN YARATILMIŞ OLMASI, İNSANOĞLUNUN SADECE MURLU OLMASI ANLAMINI TAŞIMAKTADIR.

O halde, insanoğlu YÜCE ALLAH İÇİNDİR. YÜCE ALLAH yarattığı bu varlığın, ahret hayatında CENNETE GİTMESİNİ, DÜNYA HAYATINI YAŞARKEN DE MUTLU, HUZURLU olmasını istemektedir. YÜCE ALLAH’IN İNSANOĞLUNA AHİRET HAYATINI KAZANABİLMESİ VE DÜNYA HAYATINI YAŞARKEN DE SAADETE ULAŞMASINI SAĞLAMAK İÇİN NEBİLER ( PEYGAMBERLER ) KAVİM RESULLERİ, MÜRŞİDLER GÖNDERMİŞ,   insanoğlunun nasıl yaşar ise dünya saadetine ulaşacağını açıklayan ve sadece YÜCE ALLAH’IN insanoğluna ezelden ebede kadar din olarak verdiği İSLAM DİNİ din olarak seçmiştir. YÜCE ALLAH’IN VERDİĞİ BÜTÜN KİTAPLARI AYNI DİNİ İNSANLARA VERMEKTEDİR. DİNİN ANACI İSE İNSANOĞLUNUN DÜNYA HAYATINDA SAADETE VE HUZURA VE MUTLULUĞA ULAŞMASINA YÖNELİKTİR.

İnsanoğlunun yapmasını istedikleri bir FARZ EMİRİ oluşturur. İşte bu farz emirlerin yerine getirilmesi insanoğluna derecat kazandırır. Kazanılan bu derecatın adı HASENATTIR. Bir de YÜCE ALLAH’IN yapılmamasını emrettiği yasakları söz konusudur. Bu yasaklar yapıldığında ise İNSANOĞLU DERECAT KAYBEDİR.  İşte kaybedilen derecatın adı ise SEYYİHATTİR.

İŞTE BU SEBEPLE YÜCE ALLAH’IN KORUMASI ALTINDA OLAN KURAN-I KERİM İNSANOĞLU İÇİN BİR MUTLULUK DAVETİ VE BU MUTLULUĞUN NASIL YAKALANACAĞININ GÖSTERİLDİĞİ BİR MUTLULUK REÇETESİDİR VE GARANTİSİDİR. DOĞAL OLARAK DAVETE UYAN VE YÜCE ALLAH’A YÖNELMEK TALEBİNİ KALBİ BİR DİLEK İLE İLETENLER İÇİN SAADET REÇETESİ VE GARANTİSİDİR.

O zaman ZULÜM kelime anlamı olarak değil, YÜCE ALLAH ininde ne anlam taşıyor diye baktığımızda şunu göreceğiz. YÜCE ALLAH’IN “ YAP “ DEDİĞİ EMİRLERİ YAPMIYARAK İSYAN ETMEK, YAPMA DEDİĞİ, YASAK ETTİĞİ  ŞEYLERİ İSE YAPMAK, ZULÜMDÜR. Yapılan bu zulüm, insanoğlunun nefsinin dünyaya dönük olan taleplerini yerine getirmesi,  hasta olan bu varlığa eziyet etmesi, zulmetmesidir.

Sevgili Dostlar ve Ziyaretçilerimiz, işte bu dünya hayatını yaşarken bütün yaptıklarımız saniye saniye, sanise sanise kayıt altına alınmaktadır. YÜCE ALLAH, insanoğlunun hemen yanı başında bulunan KIRAMEN KATİPLERİ  melekleri yaptığımız her türlü eylemi, fiili, aktiviteyi gerek işleniş şekli ile, gerekse düşünce şekli ile filme almakla görevlidirler. Düşünce bazında da filme alınmasının nedeni meydana gelen her olayın taammüt derecesinin belirlenmesine yöneliktir. Sağ tarafta bulunan KIRAMEN KATİPLERİ HASENATIMIZI, SOL TARAFTA BULLUNAN KIRANEN KATİPLERİ İSE SEYİATİMİZİ YAPILIŞ ŞEKLİ İLE VE DÜŞÜNCE ŞEKLİ İLE FİLME ALMAKLA GÖREVLİDİRLER.

İNSANOĞLUNUN AHİRETTE SAADETİ YAKALAYABİLMESİ İSE KAZANDIĞI DERECELERİN KAYBETTİĞİ DERECELERDEN FAZLA OLMASINA BAĞLIDIR. İŞTE AYETİ KERİMELER.

23/MU'MİNÛN-102: Fe men sekulet mevâzînuhu fe ulâike humul muflihûn(muflihûne).

O zaman kimin mizanı (sevap tartıları) ağır gelirse işte onlar, felâha erenlerdir.

23/MU'MİNÛN-103: Ve men haffet mevâzînuhu fe ulâikellezîne hasirû enfusehum fî cehenneme hâlidûn(hâlidûne).

Ve kimin mizanı (sevap tartıları) hafif gelirse, işte onlar, nefslerini hüsrana düşürenlerdir. Onlar, cehennemde ebediyen kalacak olanlardır.

Yüce Allah işte bu kadar açık ve net ifadeler ile ahiret günü karşılaşacağımız tabloyu ve nasıl kurtuluşa ulaşmış olacağımızı anlatıyor.

Görülüyor ki zulüm , insanoğlu için çok önemli bir kavramdır. YÜCE ALLAH’IN insanoğlunu gerek dünya, gerek ise ahiret hayatındaki saadete ulaştırmak için vazettiği ( gönderdiği ) din,  KUL İLE YÜCE ALLAH ARASINDAKİ İLİŞKİLERİ,  KUL İLE KUL ARASINDAKİ İLİŞKİLERİ BİR BÜTÜN OLARAK ALAN EMİRLER VE YAPILMAMASI İÇİN EMREDİLEN KISITLAMALARIN BÜTÜNÜDÜR.

Bu sebeple din, YÜCE ALLAH’IN farz kıldığı emirleri işlemediğimizde, yasak ettiği fiilleri ise işlediğimizde derecat kaybettiğimizi ve bunun sebeplerini, bunun ise sahip olduğumuz nefsimizin isteklerini YÜCE ALLAH’IN EMİR VE YASAKLARININ ÖNÜNE GEÇİRMEMİZDEN, DOLAYISI İLE NEFSİMİZE ZULÜM ETMEMİZDEN KAYNAKLANDIĞINI GÖRMEKTEYİZ. ÇÜNKÜ İNSANOĞLU, NEFSİNİN AFETLERİNE UYMASI İLE YÜCE ALLAH’I İLAH MAKAMINDAN İNDİRMİŞ, YERİNE NEFSİNİ VE NEFSİNİN AFETLERİNİ İLAH MEVKİİNE KOYMUŞ OLMAKTADIR.

 45/CÂSİYE-23: E fe reeyte menittehaze ilâhehu hevâhu ve edallehullâhu alâ ilmin ve hateme alâ sem’ihî ve kalbihî ve ceale alâ basarihî gışâveh(gışâveten), fe men yehdîhi min ba’dillâh(ba’dillâhi), e fe lâ tezekkerûn(tezekkerûne).

Hevasını kendisine ilâh edinen kişiyi gördün mü? Ve Allah, onu ilim (onun faydasız ilmi) üzere dalâlette bıraktı. Ve onun işitme hassasını ve kalbini mühürledi. Ve onun basar (görme) hassasının üzerine gışavet (perde) çekti. Bu durumda Allah'tan sonra onu kim hidayete erdirir? Hâlâ tezekkür etmez misiniz?

AYETİ KERİME ÇOK AÇIK OLARAK NEFSİNİ İLAH EDİNEN KİŞİNİN DALALETTE OLDUĞUNU SÖYLEMEKTEDİR. ÇÜNKÜ BU KİŞİ NEFSİNE ONU İLAH EDİNMEKLE ZULÜM ETMEKTEDİR.

KUL İLE, KUL ARASINDAKİ MÜNASEBETLERDE DE, BİR BAŞKASINA ZULÜM ETTİĞİMİZ ZAMAN DERECAT KAYBEDERİZ. Derecat kaybettiğimiz için de bir kere daha kendimize zulmetmiş oluruz.

Saadet ve huzur insanların kendi nefslerine, kendi seçtikleri yola tâbî olmaları ile değil; bizi yaratan RAHMAN VE RAHİM OLAN YÜCE ALLAH’IN emir ve nehiylerine itaat ederek, 7 kademede nefsimizi tezkiye etmek ve daha sonra tasfiye etmekle mümkündür.

4/NİSA-79:Mâ esâbeke min hasenetin fe minallâh(minallâhi), ve mâ esâbeke min seyyietin fe min nefsik(nefsike), ve erselnâke lin nâsi resûlâ(resûlen), ve kefâ billâhi şehîdâ(şehîden).
Sana ne iyilik (hasenat) isabet ederse, Allah'tandır. Sana ne kötülük (seyyiat) isabet ederse, kendi nefsindendir. (Eğer derecat kaybedecek bir şey yapmış olsaydın.) Ve seni, insanlar için Resûl olarak gönderdik ve Allah şahit olarak yeter

BU AYETİ KERİME NE KADAR AÇIK BİR ŞEKLİ İLE, İNSANOĞLUNA BİR İYİLİK ( HASENAT )İSABET EDERSE BUNUN YÜCE ALLAH’TAN OLDUĞUNU, SANA NE KÖTÜLÜK İSBET EDER İSE BUNUN DA KENDİ NEFSİNDEN DOLAYI İSBET ETTİĞİ, BURADA RESUL KELİMESİ KULLANILMAK SURETİ İLE BU AYETİN HER DEVİRDE ( PEYGAMBERIN OLMADIĞI DÖNEMLERDE DE RESULLERİN OLDUĞUNA ) RESULLERİN OLDUĞUNA YÜCE ALLAH ŞAHİT OLARAK YETERLİDİR, BUYURMAKTADIR.

 DÜNYA VE AHİRET SAADETİNE ULAŞMAMIZ İSE ANCAK NEFSİMİZİ TEZKİYE VE TASFİYE ETMEMİZLE MÜMKÜNDÜR.

 Nefsin tezkiye ve tasfiye edilmesi, Allah'ın emirlerine itaat ve yasaklarına riayet etmemizi temin edecektir. Ruh zaten bu muhtevanın sahibidir. Ama nefsimiz, Allah'ın "yap" dediği emirlere isyan eden ederek yapmamayı, "yapma" dediği fiilleri de yapmak istemeyen işlemek  bir hüviyetin sahibidir.
Derecat kaybetmek,  kişi kendisine zulüm etmesidir. Diğer insanlarla ilişkilerde de onlara zulmederek bir kere daha derecat kaybeden bu kişi, hiçbir zaman ahiret ve dünya saadetine ulaşamaz.

YÜCE ALLAH İNSANLARA ZULMETMEDİĞİNİ AŞAĞIDAKİ AYETİ KERİMEDE AÇIKÇA İFADE ETMEKTEDİR.

10/YUNUS-44: İnnallâhe lâ yazlimun nâse şey'en ve lâkinnen nâse enfusehum yazlimûn(yazlimûne).
Muhakkak ki; Allah, insanlara (hiç)bir şeyle (asla) zulmetmez. Lâkin insanlar, kendi nefslerine zulmederler.

Ahiret ve dünya saadetine ulaşabilmek, ancak ruhun talebine itaat etmek ve yasaklarına riayet etmekle mümkündür. Fizikvücut ilke olarak Allah'ın emirlerine isyan eder, yasakları da işleyen  işte bu sebeple fizikvücut ve nefs birlikteliğidir. Allahû Teâlâ, bizden nefsimizi tezkiye ve tasfiye etmemizi istemektedir.

İSLAM DİNİ, TESLİM DİNİDİR. YANİ TESLİMLERDEN OLUŞMAKTADIR. İNSANOĞLU ÖLÜMDEN SONRA HİÇBİR ŞEYİ TESLİM EDEBİLME İMKÂNININ SAHİBİ DEĞİLDİR. BU SEBEPLE TESLİMLERİN DÜNYA HAYATINI YAŞARKEN YAPILMESİ GEREKLİDİR.

İŞTE YÜCE ALLAH İNSANOĞLUNA ÇOK BÜYÜK KOLAYLIK SAĞLAMIŞTIR. BUNUN NASIL YAPILACAĞI VE NELERİN NASIL OLACAĞI AŞAĞIDAKİ AYETİ KERİMELERDE VERİLMİŞTİR. YÜCE ALLAH RUHUN HİDAYETİNİ ( VUSLAT ) GARANTİ ALTINA ALMIŞTIR. ŞURA SURESİ 13 NCÜ AYETİ KERİMENİN SON BÖLÜMÜNDE YÜCE ALLAH BUYURUYOR Kİ;

42/ŞÛRÂ-13: Şerea lekum mined dîni mâ vassâ bihî nûhan vellezî evhaynâ ileyke ve mâ vassaynâ bihî ibrâhîme ve mûsâ ve îsâ, en ekîmûd dîne ve lâ teteferrekû fîh(fîhi), kebure alel muşrikîne mâ ted’ûhum ileyh(ileyhi), allâhu yectebî ileyhi men yeşâu ve yehdî ileyhi men yunîb(yunîbu).

(Allah) dînde, onunla Hz. Nuh'a vasiyet ettiği (farz kıldığı) şeyi (şeriati); “Dîni ikame edin (ayakta, hayatta tutun) ve onda (dînde) fırkalara ayrılmayın.” diye Hz. İbrâhîm'e, Hz. Musa'ya ve Hz. İsa'ya vasiyet ettiğimiz şeyi Sana da vahyederek, size de şeriat kıldı. Senin onları, kendisine çağırdığın şey (Allah'a ulaşmayı dileme) müşriklere zor geldi. Allah, dilediğini Kendisine seçer ve O'na yöneleni, Kendisine ulaştırır (ruhunu hayatta iken Kendisine ulaştırır).

İŞTE RUHUN HİDAYETİ ( VUSLAT) KİŞİNİN NEFSİNİN %100 KARANLIKLARDAN % 51 NURA KAVUŞTUĞU NOKTADIR. BURAYA KADAR OLAN YÜKSELME YÜCE ALLAH’IN GARANTİSİ ALTINDADIR.

Buraya ulaşan kişi ermiş evliya olur ve nefsinin afetlerinin % 51 lik bölümü aydınlanır. Bu ilk teslimdir ve YÜCE ALLAH’IN GARANTİSİ ALTINDA KOLAY ULAŞILAN BİR NOKTADIR. İNSANOĞLUNUN BUNDAN SONRA YOLUNA DEVAMI, GARETİ, AZMİ, SEBATI GEREKTİRMEKTEDİR. BURADAN SONRA BAŞLAYAN VELAYET MAKAMLARINDA İLERLEMEK ANCAK LİYAKATLA MÜMKÜNDÜR. İŞLE BU İLERLEMELER YÜCE ALLAH’TAN GELEN RAHMET VE SALAVAT İLE FAZİLET ( FAZL ) VE SALAVAT NURLARINDAN SADECE FAZLLARIN NEFSİN KALBİNDEKİ ORANLARININ ARTMASI İLE SAĞLANIR. BUNUN YOLU İSE YÜCE ALLAH İLE OLAN BERABERLİĞİN ARTMASINA BAĞLIDIR.

NEFSİN KALBİ AYDINLANDIKÇA KİŞİNİN NEFSİN AFETLERİNDEN DOLAYISI İLE ZULÜM AFETİNDE DE KURTULACAKTIR.

Ahzab Suresi 72 nci ayeti kerimede:

 33/AHZÂB-72: İnnâ aradnel emânete ales semâvâti vel ardı vel cibâli fe ebeyne en yahmilnehâ ve eşfakne minhâ ve hamelehal insân(insânu), innehu kâne zalûmen cehûlâ(cehûlen).

Muhakkak ki Biz, emaneti göklere, arza ve dağlara arz ettik (sunduk, teklif ettik). Onu yüklenmekten çekindiler ve ondan korktular. Ve insan onu yüklendi. Muhakkak ki o (nefs), çok zalimdir, çok cahildir.

Nefsin iki afetinden bahsedilmektedir. Zalim olmak, zulüm etmek demektir. Cehalet ise bir başka afetimizdir. Konu ileride incelenecektir.

İbrahim 34 ayeti kerimesinde ise insanoğlunun zalim ve nankör olduğu verilmektedir. Bakın YÜCE ALLAH bu konuyu bize nasıl veriyor.

14/İBRÂHÎM-34: Ve âtâkum min kulli mâ se’eltumûh(se’eltumûhu), ve in teuddû ni’metallâhi lâ tuhsûhâ,innel insâne le zalûmûn keffâr(keffârun).

Ve ondan istediğiniz her şeyden size verdi. Ve eğer Allah'ın ni'metini saysanız onu sayamazsınız. Muhakkak insan, gerçekten çok zalim ve çok nankördür (inkârcıdır).

Yüce Allah insanoğluna istediği her şeyi verdiğini söylüyor. Ancak şunu unutmamak lazım,her insanın sahip olduğu dünya nimetleri itibarı ile optimum seviyededir. Yani liyakati ölçüsünde bir imkan ve olanağın sahibidir. Layık olmadığımız bir değerin verilmesi söz konusu değildir. İşte bu verdiklerini arttırarak veya eksilterek, eşimiz, çocuklarımız, ana ve babamız ve sahip olduğumuz dünya metaları ile yılda en az iki kez büyük imtihana tabi tutuluruz. Yani hayırla da, şerle de imtihan oluruz. Önemli olan bu imtihanları başarı ile geçmektir.

Değerli Dostlar ve Ziyaretçilerimiz, zulüm afeti çok önemli bir afettir. Çünkü zalim olan bu fiili ile ( başkasına zulmetmiş ise ) iki kez derecat kaybeder. İnsanoğlu en büyük derecat kaybını da büyük ölçüde bu sebep ile gerçekleştirir. Bütün bunların sonucunda kurtuluş için yol vardır. Bu yol üzerimize azap gelmeden önce elde edilmelidir. Çünkü ister kabir azabı olsun isterse kıyamet sonrası gelecek azap olsun üzerinize gelmeden YÜCE ALLAH’A YÖNELMELİSİNİZ. BAŞKA TÜRLÜ TAKVA SAHİBİ OLMA İMKÂNININ SAHİBİ DEĞİLSİNİZ.

İŞTE AYETİ KERİME,

30/RÛM-31: Munîbîne ileyhi vettekûhu ve ekîmûs salâte ve lâ tekûnû minel muşrikîn(muşrikîne).

O'na (Allah'a) yönelin (Allah'a ulaşmayı dileyin) ve O'na karşı takva sahibi olun. Ve namazı ikame edin (namaz kılın). Ve (böylece) müşriklerden olmayın.

Yüce Allah’a inanan ve henüz yönelme talebinde bulunmayan AMENÜ OLANLAR ( SADECE YÜCE ALLAH’A İNANAN VE KALBİNE İMAN GİRMEMİŞ AMENÜ OLANLAR ) IN NASIL KURTULDUKLARI İSE BİZE ENFAL SURESİ 29 AYETİ KERİMESİNDE VERİLMİŞTİR.

8/ENFÂL-29: Yâ eyyuhellezîne âmenû in tettekullâhe yec’al lekum furkânen ve yukeffir ankum seyyiâtikum ve yagfir lekum, vallâhu zul fadlil azîm(azîmi).

Ey âmenû olanlar! Allah'a karşı takva sahibi olursanız sizi furkan (hak ve bâtılı ayırma özelliği) sahibi kılar! Ve sizden (sizin) günahlarınızı örter ve size mağfiret eder (günahlarınızı sevaba çevirir). Ve Allah, büyük fazl sahibidir.

İŞTE BU İMKANLARIN SAHİBİ OLMAK İSE ÜZERİNİZE AZAP GELMEDEN ÖNCE GERÇEKLEŞMELİDİR. BURADA ŞU VEYA BU GİBİ BİR AYRIM YAPILMAMIŞTIR. YANİ HADDİN NEKADAR AŞILMIŞ OLDUĞU VEYA OLMADIĞI HAKKINDA BİR AYIRIM YAPILMADIĞI CİHETLE BÜTÜN HADDİ AŞMIŞ KULLAR BAHSEDİLMEKTEDİR. İLGİLİ AYETİ KERİME ZÜMER SURESİ 53 VE 54 NCÜ AYETLERDİR.

39/ZUMER-53: Kul yâ ıbâdiyellezîne esrefû alâ enfusihim lâ taknetû min rahmetillâh(rahmetillâhi), innallâhe yagfiruz zunûbe cemîâ(cemîan), innehu huvel gafûrur rahîm(rahîmu).

De ki: "Ey nefsleri üzerine israf yüklemiş (haddi aşmış) kullarım! Allah'ın rahmetinden ümit kesmeyin. Muhakkak ki Allah, günahların hepsini mağfiret eder (sevaba çevirir). O, muhakkak ki O; Gafûr'dur (mağfiret eden), Rahîm'dir (rahmet nuru gönderen)."

39/ZUMER-54: Ve enîbû ilâ rabbikum ve eslimû lehu min kabli en ye’tiyekumul azâbu summe lâ tunsarûn(tunsarûne).

Ve Rabbinize (Allah'a) yönelin (ruhunuzu Allah'a ulaştırmayı dileyin)! Ve size azap gelmeden önce O'na (Allah'a) teslim olun (ruhunuzu, vechinizi, nefsinizi, iradenizi Allah'a teslim edin). (Yoksa) sonra yardım olunmazsınız.

SEVGİLİ DOSTLAR VE ZİYARETCİLER, YARDIM BU DÜNYADA. YAPMANIZ GEREKEN ŞEY İSE SADECE KALBEN YÜCE ALLAH’A YÖNELMEK. BUNU DA AZAP HALİ GELMEDEN VE AZAP GELMEDEN ÖNCE YAPMALISINIZ.

YÜCE ALLAH’IN SÖZÜNDE DEĞİŞME YOKTUR. ÖYLE İSE KURTULUŞ BÜTÜN İNSANLAR İÇİN ÇOK YAKINDIR. ANCAK KİŞİNİN BUNU KALTEN BİR DİLEK İLE YÜCE ALLAH’A İLETMESİNE BAĞLIDIR. İŞTE BU DİLEK İNSANOĞLUNU, YÜCE ALLAH’IN İPİNE MUTLAKA ULAŞTIRACAKTIR. BÖYLE BİR DİLEK SAHİBİ OLMAK KİŞİYİ MUTLAKA KURTARACAKTIR.

BÖYLE BİR DİLEK SAHİBİ OLMAYANLARIN İSE KURTULUŞ ŞANSI MAALESEF YOKTUR. BUNU YÜCE ALLAH SÖYLÜYOR. ÇÜNKÜ BİLEREK VEYA BİLMEYEREK YÜCE ALLAH’IN BİRÇOK AYETİ KERİMESİNİ İNKAR EDİYORSUNUZ DEMEKTİR Kİ. NETİCE AMELLERİNİZİN HEBA OLMASIDIR. İLGİLİ AYETİ KERİME KEHF SURESİ 105 NCİ AYETTİR.

18/KEHF-105: Ulâikellezîne keferû bi âyâti rabbihim ve likâihî fe habitat a’mâluhum fe lâ nukîmu lehum yevmel kıyameti veznâ(veznen).

İşte onlar, Rab'lerinin âyetlerini ve O'na mülâki olmayı (ölmeden evvel ruhun Allah'a ulaşmasını) inkâr ettiler. Böylece onların amelleri heba oldu (boşa gitti). Artık onlar için kıyâmet günü mizan tutmayız.

İŞİTENLERDEN VE İDRAK EDENLERDEN VE YÜCE ALLAH’A YÖNELENLERDEN OLMANIZI DİLEYEREK KONUYU BURADA BİTİRİYORUM. SORULARINIZ OLUR İSE MUTLAKA CEVAP VERİLECEKTİR.

YÜCE ALLAH RAZI OLSUN İNŞ.

 

 

 

 

 

 

17 Ekim 2014 Cuma


NEFSİN AFETLERİNİN İNCELENMESİ  - 2 –

SEVGİLİ DOSTLAR VE DEĞERLİ TAKİP EDEN ZİYARETÇİLERİMİZ,

 

DAHA ÖNCE DE BAHSETTİĞİ GİBİ NEFSİMİZ HASTA BİR VARLIKTIR. DÜNYAYA GÖNDERİLME NEDENİMİZ İSE BU HASTA VARLIĞI İYİLEŞTİREREK TEKRAR ANA YURDUMUZA YANİ CENNETİ TEKRAR KAZANARAK DÖNEBİLMEKTİR. ÖYLE İSE İNSANOĞLUNUN DÜNYA HAYATINI YAŞARKEN İLK EDİNMESİ GEREKEN BİLGİ KENDİSİNİ TANIMASI OLMALIDIR. BU TANIYIŞ FİZİK ANLAMDA BİR TANIYIŞ DEĞİLDİR.  BU TANIYIŞ İNSANOĞLUNU KURTULUŞA ULAŞTIRACAK BİR TANIYIŞ OLMALI, OLABİLMELİDİR.

NEFSİMİZİN HASTA OLDUĞUNU 19 AFET İLE DİZAYN EDİLDİĞİNİ DAHA ÖNCELERİ SÖYLEMİŞTİK. O ZAMAN BU NEFSİN TIPKI CİNLER GİBİ NEFS VE FİZİK BEDENDEN İBARET OLSA İDİK DENGESİNİ SAĞLAYABİLMEK İÇİN YİNE YÜCE ALLAH’A YÖNELMEMİZ VE YÜCE ALLAH’IN ZİKRİ İLE NEFSİMİZİ AYDINLATMAMIZ GEREKECEKTİ. ANCAK İNSANOĞLU DÜŞMANINI BİLİYOR AMA ONU GÖRMEYEN, TANIMAYAN BİR VARLIK ( ÂDEM BABAMIZ HARİÇ ) ÜSTELİKTE SAHİP OLDUĞU NEFSİ DÜNYA HAYATINA DÖNÜK BİR VARLIK. İŞTE İNSANOĞLUNA CAN VERİLMEDEN ÖNCE, YÜCE ALLAH KIYAMET GÜNÜNE KADAR GEÇECEK ZAMAN DİLİMİNİ BAŞTAN SONA GÖRMÜŞ VE İNSANOĞLUNA KENDİSİNE DÜŞMAN OLACAK OLAN ŞEYTANA KARŞI  KENDİSİNİ KORUYUCU VE DENGEYİ SAYLAYICI OLARAK KENDİ  RUHUNDAN BİR PARÇAYI ÜFÜREREK EMANET OLARAK VERMİŞTİR. İŞTE AKABİNDE, ARAF 172 GERÇEKLEŞEN    E LESTU BİRABBİKUM “ DİYE BİZLERE BEN SİZİN RABBİNİZ DEĞİLMİYİM? DİYE SORDUĞU GÜN VE HEPİMİZİN ” KÂLÛ BELÂ “ EVET SEN BİZİM RABBİMİZSİN DİYE CEVAPLADIĞIMIZ GÜN YÜCE ALLAH BİZDEN YEMİNLER ALIYOR.

1-    RUHUMUZDAN ÖLMEDEN ÖNCE YÜCE ALLAH’A MULAKİ OLACAĞINA ULAŞACAĞINA DAİR.  BU YEMİNİMİZİN ADI : MİSAK ( İLGİLİ AYETLER -  RAD 20 VE NOLU AYETLER )

2-    FİZİK BEDENİMİZDEN İSE YÜCE ALLAH’A AHSEN OLARAK TESLİM OLACAĞI VE YÜCE ALLAH’A KUL OLACAĞIMIZA DAİR YEMİN ALIYOR. BU YEMİNİN ADI İSE AHD ( YASİN SURESİ 61-62 )

3-    NEFSİMİZDEN DE TEZKİYE OLACAĞINA DAİR YEMİN ALINMIŞTIR. BU YEMİNİN ADI DA “YEMİN” DİR. ( İLGİLİ AYETİ KERİME MÜDDESİR SURESİ 38-39-40)

4-    İRADEMİZDEN DE İLAHİ İRADE’YE TESLİM OLACAĞINA DAİR  YEMİN ALINMIŞTIR Kİ, BU YEMİNİN ADI DA “ MİSAK “ TIR. ( İLGİLİ AYETİ KERİME MAİDE SURESİ 7 NCI AYETTİR )

İŞTE BU YEMİNLERİN GERÇEKLEŞMESİ SADECE BİR TEK DİLEĞİN OLUŞMASINA BAĞLI OLARAK GELİŞİR. BU DİLEK YÜCE ALLAH’A KUL OLMAK VE ÖLMEDEN ÖNCE YÜCE ALLAH’A YÖNELMEK VE ULAŞMAK DİLEĞİDİR.

NEFS TEZKİYESİ İSE BU DİLEĞİN OLUŞMASI SONRASI MÜŞŞİDE ULAŞIP TEVBE ALINMASINI MÜTEAKİBEN NEFS TEZKİYESİ BAŞLAYACAKTIR. İŞTE BU TABİYET SONRASI TESLİMLER İÇİN ADIM ADIM İLETLENECEKTİR. DOLAYISI İLE NEFSİN HASTALIKLARI DA BU İLERLEMEYE PARALEL OLARAK İYİLEŞECEKTİR. NEFS HASLATIKLARININ % 100 İYİLEŞTİĞİ NOKTA KİŞİNİN 6 NCI VELAYET MAKAMINA  ( İHLAS MAKAMI ) ULAŞMASI İLE GERÇEKLEŞİR.

DÜN YAZMAM GEREKEN ANCAK ZAMAN DARLIĞI VE KENDİMİ YETERİ KADAR TOPLAYAMAM NEDENİ İLE EKSİK KALAN BU KESİMİ DE BURADA VERMEK İSTEDİM.

ŞİMDİ BUGÜNKÜ KONUMUZA DÖNELİM.

 

K Ü F Ü R

 

KÜFÜR, NEFSİN SAHİP OLDUĞU AFETLERİN EN KORKUNCUDUR. KİŞİ KAFİR HÜKÜMLERİ İÇERSİNDE ( KEHF 105 ) İSE,  AMELLERİ BOŞA GİDECEĞİ İÇİN MİZAN DA DOĞAL OLARAK KURULMAYACAKTIR. BU SEBEPLE SEVAP TARTILARI BÖLÜMÜNDE SADEDE BAŞKALARININ KENDİSİNE YAPTIĞI  ZULÜMLER SEBEBİ İLE KAZANDIĞI POZİTİF DERECELER KALACAKTIR. İNSANOĞLUNUN BAŞKALARININ KENDİSİNE KARŞI İŞLEDİĞİ ZULÜMLER SEBENİ İLE KAZANDIĞI DERECELER İSE KİŞİNİN KENDİ SERBEST İRADESİ İLE KAZANDIĞI NEGATİF DERECELERDEN FAZLA OLAMAYACAĞI İÇİN SONSUZ BİR ZAMAN DİLİMİNDE CEHENNEMDE AZAP ÇEKECEKTİR.  KAFİRLERİN MİZANININ GÜNAH TARAFI KİŞİNİN HÜR İRADESİ İLE KAZANDIĞI SEYYİHATLERİ ( NEGATİF DERECELERİ ) VARDIR.

KIYAMET GÜNÜ MİZAN TUTULMAYANLAR, YÜCE ALLAH’IN AYETLERİ İLE VE RESULLERİ İLE ALAY EDENLERDİR.

BU HUSUSLAR, KEHF 105 VE 106 NCI AYETLERDE AÇIKLANMIŞTIR.

18/KEHF-105: ULÂİKELLEZÎNE KEFERÛ Bİ ÂYÂTİ RABBİHİM VE LİKÂİHÎ FE HABİTAT A’MÂLUHUM FE LÂ NUKÎMU LEHUM YEVMEL KIYAMETİ VEZNÂ(VEZNEN).

İŞTE ONLAR, RAB'LERİNİN ÂYETLERİNİ VE O'NA MÜLÂKİ OLMAYI (ÖLMEDEN EVVEL RUHUN ALLAH'A ULAŞMASINI) İNKÂR ETTİLER. BÖYLECE ONLARIN AMELLERİ HEBA OLDU (BOŞA GİTTİ). ARTIK ONLAR İÇİN KIYÂMET GÜNÜ MİZAN TUTMAYIZ.

18/KEHF-106: ZÂLİKE CEZÂUHUM CEHENNEMU BİMÂ KEFERÛ VETTEHAZÛ ÂYÂTÎ VE RUSULÎ HUZUVÂ(HUZUVEN).

(ÂYETLERİMİ) ÖRTMELERİ (İNKÂR ETMELERİ) VE ÂYETLERİMİ VE RESÛLLERİMİ ALAY KONUSU EDİNMELERİ SEBEBİYLE, ONLARIN CEZASI İŞTE BU CEHENNEMDİR.

YÜCE ALLAH, İNSANOĞLUNUN ÖNÜNDE İKİ SEÇENEK OLDUĞUNU VE DİLEYENİN ( HÜR İRADESİ İLE ) DİLEDİĞİNİ SEÇEBİLECEĞİNİ SÖYLÜYOR. BU SEÇENEKLER

1-    ŞÜKREDENLERDEN OLMAK

2-    KÜFREDENLERDEN OLMAK

BU HUSUSU YÜCE ALLAH İNSAN SURESİNDE AÇIKLIYOR.

76/İNSÂN (DEHR)-3: İNNÂ HEDEYNÂHUS SEBÎLE İMMÂ ŞÂKİREN VE İMMÂ KEFÛRÂ(KEFÛREN).

MUHAKKAK Kİ BİZ, ONU (ALLAH'A ULAŞTIRAN) YOLA HİDAYET ETTİK. FAKAT O, YA (ALLAH'A ULAŞMAYI DİLER) ŞÜKREDEN OLUR, YA DA (ALLAH'A ULAŞMAYI DİLEMEZ) KÜFREDEN OLUR.

SEVGİLİ DOSTLAR VE ZİYARETÇİLER, YÜCE ALLAH BİZ İNSANLARA HER DEVİRDE HER KAVİMDE BİR RESUL OLDUĞUNU  SÖYLEMESİNE RAĞMEN İNSANOĞLU, RESÜLÜ YÜCE ALLAH’A SORUP ÖĞRENMEDİĞİ İÇİN İNKAR ETMİŞTİR.

23/MU'MİNÛN-44: SUMME ERSELNÂ RUSULENÂ TETRÂ, KULLEMÂ CÂE UMMETEN RESÛLUHÂ KEZZEBÛHU FE ETBÂ’NÂ BA’DAHUM BA’DAN VE CEALNÂHUM EHÂDÎS(EHÂDÎSE), FE BU’DEN Lİ KAVMİN LÂ YU’MİNÛN(YU’MİNÛNE).

SONRA BİZ, RESÛLLERİMİZİ ARDARDA (ARASI KESİLMEKSİZİN) GÖNDERDİK. HER ÜMMETE RESÛLÜ GELDİĞİ ZAMAN, HER DEFASINDA ONU YALANLADILAR. BİZ DE ONLARI BİRBİRİ ARKASINDAN (HELÂK ETTİK). VE ONLARI EFSANE KILDIK. ARTIK MÜ'MİN OLMAYAN KAVİM (ALLAH'IN RAHMETİNDEN) UZAK OLSUN.

İŞTE, HER DEVİRDE VAR OLAN RESULLER, KÜFÜRDEN NASIL KURTULUNACAĞINI ÖĞRETMEK İÇİN VE SIRATI MUSTAKİM’DE YÜCE ALLAH’A DOĞRU NASIL İLERNECEĞİNİ ÖĞRETMEK İÇİN, İNSANLARIN ŞÜKREDENLERDEN OLMALARINI SAĞLAMAK İÇİN VARDIR. OLMAYA DA DEVAM EDECEKTİR. ANCAK RESULLER YÜCE ALLAH’TAN SORULUP ÖĞRENİLMEDİĞİ İÇİN İNSANOĞLUNUN GÖZÜNDE ALELADE İNSANLAR GİBİDİRLER. SÖZLERİ İSE DAHA ÖNCE ATALARINDAN ÖĞRENDİKLERİ İLE AYNI OLMADIĞI İÇİN ( BİLMEDİĞİ VE ÖĞRENMEDİKLERİNİ ÖĞRETTİĞİ İÇİN ) KİŞİLER TARAFINDAN KABUL GÖRMEMEKTEDİR. DOLAYISI İLE ŞÜKREDENLERDEN OLMAK İÇİN BİR TALEBİN SAHİBİ DE DEĞİLLERDİR.

BAKARA SURESİNİN 256 NCI AYETİ KERİMESİNDE,

2/BAKARA-256: LÂ İKRÂHE FÎD DÎNİ KAD TEBEYYENER RUŞDU MİNEL GAYY(GAYYİ), FE MEN YEKFUR BİT TÂGÛTİ VE YU’MİN BİLLÂHİ FE KADİSTEMSEKE BİL URVETİL VUSKÂ, LENFİSÂME LEHÂ, VALLÂHU SEMÎUN ALÎM(ALÎMUN).

DÎNDE ZORLAMA YOKTUR. İRŞAD YOLU (HİDAYET YOLU, ALLAH'A ULAŞTIRAN YOL), GAYY YOLUNDAN (DALÂLET YOLUNDAN, ŞEYTANA, CEHENNEME ULAŞTIRAN YOLDAN) AÇIKÇA (AYRILIP) ORTAYA ÇIKMIŞTIR. ARTIK KİM TAGUTU (ŞEYTANI VE ŞEYTANA ULAŞTIRAN YOLU) İNKÂR EDİP DE ALLAH'A ÎMÂN EDERSE (MÜ'MİN OLUR, ALLAH'A ULAŞTIRAN YOLU TERCİH EDERSE), BÖYLECE O, (ALLAH'TAN) KOPMASI MÜMKÜN OLMAYAN URVETUL VUSKAYA (SAĞLAM BİR KULBA, MÜRŞİDİN ELİNE) TUTUNMUŞTUR. ALLAH SEM'Î'DİR, ALÎM'DİR.

YÜCE ALLAH,

1-    DİNDE ZORLAMA YOKTUR BUYURMAKTADIR. BU ŞU ANLAMA GELMEKTEDİR. DİNİN İÇERİSİNDE OLMAK ANCAK BİR DİLEK İLE MÜMKÜN OLDUĞU CİHETLE, ZORLA BÖYLE BİR TALEBİN SAHİBİ KILSANIZ BİLE KİŞİNİN KALBİNDE BU DİLEK OLUŞMADIĞI İÇİN DİN İÇERSİNDE OLMAYACAKTIR.

2-    İRŞAD YOLU ( HİDAYET YOLU, ALLAH’A ULAŞTIRAN YOL, ŞÜKREDENLERİN YOLU ) AÇIKCA ORTAYA ÇIKMIŞTIR. İRŞAD YOLU, KİŞİYİ SONUNDA MÜRŞİD SEVİYESİNE ULAŞTIRAN YOLDUR. AÇIKCA DİĞER YOLDAN AYRILARAK ORTAYA ÇIKMIŞTIR BUYURMAKTADIR YÜCE ALLAH. BU YOLDA OLMANIN TEK BİR SEÇENEĞİ SÖZ KONUSUDUR. YÜCE ALLAH’A YÖNELMEK, O’NA ULAŞMAYI VE O’NUN KULU OLMAYI DİLEMEKTİR. İŞTE BÖYLE BİR DİLEK SAHİBİ OLANLAR KÜFÜRDEN KURTULUR VE ŞÜKREDENLER ARASINDA YER ALIR.

3-    GAYY YOLUDA AÇIKCA BELLİ OLMUŞTUR. GAYY YOLU İSE İNSANI CEHENNEME ULAŞTIRAN YOLUN ADIDIR. İNSANOĞLU BU YOLDA İLERLEDİKÇE KÜFRÜ ARTACAK VE BUNA BAĞLI OLARAK CEZA SEVİYESİ DE ARTACAKTIR.

4-    İNSANOĞLUNUN YAPMASI GEREKEN ŞEY TAGUTU ( CİN ŞEYTANLARI, İNSAN ŞEYTANLARI VE ŞEYTAN ŞEYTANLARI ) İNKÂR EDER VE BU SEBEP İLE MÜMİN OLUR VE ALLAH’A ULAŞTIRAN YOLU KENDİSİNE YOL İTTİHAZ EDER İSE, BÖYLECE O İNSANOĞLU YÜCE ALLAH’TAN KOPMASI MÜMKÜN OLMAYAN SAĞLAM BİR KULBA VEYA ( ALİ İMRAN SURESİ 103 DE BAHSEDİLEN YÜCE ALLAH’IN İPİNE ) TUTUNMUŞ OLACAKTIR.

5-    MUHAKKAK Kİ BÖYLE BİR TALP KALPTE OLUŞMALIDIR. İŞTE KALPTEN YAPTIĞINIZ BÖYLE BİR ÇAĞRI YÜCE ALLAH TARAFINDAN DERHAL İŞİTİLİR VE BİLİNİR.

DEĞERLİ DOSTLAR VE ZİYARETCİLER, İŞTE ÖNÜMÜZDEKİ YOL, ŞÜKREDENLERİN YOLU, RÜŞT YOLU, SON DERECE AÇIK BİR ŞEKİLDE SADECE BU AYETLERDE DEĞİL BİRÇOK AYETLERDE BİZE VERİLMİŞTİR. BU YOLU SEÇENLER KÜFÜRDEN KURTULMUŞLARDIR. YÜCE ALLAH KURAI KERİMDE BUNUN YANINDA İNSANOĞLUNUN NASIL GAYY YOLUNA DÜŞTÜĞÜNÜ, BU SEBEPLE KÜFÜRDE OLDUĞUNU, BU SEBEPLE BU İNSANLAR İÇİN MİZAN TUTMAYACAĞINI YİNE BİRÇOK AYETİ KERİMEDE BİZLERE AÇIKLAMIŞTIR.

LÜTFEN ELİNİZDEKİ MEALLERİ ÇOK DİKKATLE OKUYUN. YÜCE ALLAH’IN EMİRLERİNDE SAKLAMA GİZLEME YAPILMIŞ OLSADA AÇIK EMİRLER VAR. YANİ ÜZERLERİ ÖRTÜLMEMİŞTİR. ÖRNEK VERMEK GEREKİR İSE FECR 28 – MÜZEMMİL 8 AYETLERİNİ ÖRNEK OLARAK VERMELİYİM. FECR 28 DE AÇIK BİR EMİR OLARAK “ DÖN “ , MÜZEMMİL  8 DE İSE İKİ AÇIK EMİR “  ZİKRET ( MEALLERDE ZİKİR ANMAK OLARAK VERİLMİŞTİR. TÜRKÇE ARAPÇA METİN ELİNİZDE VAR İSE LÜTFEN YUKARIDAN ARAPCASINI OKUYUN ) VE “ ULAŞ “

SEVGİLİ ZİYARETÇİLER, SİZE BUGÜNE KADAR YÜCE ALLAH’A NASIL DÖNÜLECEĞİ, NASIL ULAŞILACAĞI, NASIL KÜFÜRDEN KURTULUNACAĞI,  NE YAPARSANIZ ŞÜKREDENLERDEN OLACAĞINIZ ÖĞRETİLDİMİ? ANLATILDIMI? OYSA YÜCE ALLAH İNSANOĞLUNA HER İKİ YOLUN DA AÇIKCA BELLİ OLDUĞUNU SÖYLEDİĞİNİ YUKARUDA VERDİĞİMİZ AYETTE GÖRDÜNÜZ.

İŞTE NEFSİMİZİN AFETLERİNİ YENMEMİZİN BİR TEK YOLU VAR.ÖNCE YÜCE ALLAH’A YÖNELMEK, O’NUN KULU OLMAYI VE O’NA YÖNELMEYİ DİLEMİŞ OLMAK GEREKLİ. SONRA, ÖNCE TABİ OLMAK. BUNUN İÇİN SABIR VE NAMAZ İLE MÜRŞİDİNİZİ YÜCE ALLAH’TAN İSTEMEK ZORUNDASINIZ. BUNDAN SONRA ZİKRETMEK, ZİKRETMEK, ZİKRETMEK ZORUNDASINIZ. ZİKİR NEFSİN KALBİNDEKİ AFETLERİN YEGANE İLACIDIR. ZİKİR YOK İSE BU YOLDA İLERLEMEK MÜMKÜN DEĞİLDİR. ZİKRETMEK DÜNYA İŞLERİNDEN ELİNİZİ AYAĞINIZI ÇEKMEK VE KAPANIP SABAH AKŞAM SADECE ZİKİRLE UĞRAŞMAK DEĞİLDİR. DÜNYA İŞLERİNİZİ YAPARKEN DE ZİKREDEBİLİRSİNİZ. NEFSİNİZİ ATRI KUMANDA EDER HALE GELDİĞİNİZDE İSE İKİ İŞİ ÇOK RAHAT YAPIYOR DA OLACAKSINIZ.

SEVGİLİ ZİYARETCİLER, KURTULUŞ İNANAMAYACAĞINIZ KADAR SİZE YAKIN. YETER Kİ SİZ ONA UZAK OLMAYIN. ÜZERİNİZE AZAP GELMEDEN ÖNCE YÜCE ALLAH’A KUL OLMAK TALEBİNDE BULUNUN O’NA DÖNMEK, ULAŞMAK İSTEDİĞİNİZE DAİR AÇIK DİLEKCE YAZIN. BU DİLEKÇE KALP İLE YAZILACAKTIR.

İNANIN HAYATINIZ DEĞİŞECEK. MUTSUZ İKEN MUTLU OLMAYA BAŞLAYACAKSINIZ. SABIRSIZ İKEN SABIR GÖSTERMEYİ ÖĞRENECEKSİNİZ. DUYAN AMA İŞTMEYEN BİR KİŞİ İKEN İŞTEN OLACAKSINIZ, GÖREN AMA BASAR EDEMEYEN İKEN BASAR EDECEKSİNİZ. OKUYUP İDRAK EDEMEZ İKENİ İDRAK EDENLERDEN OLACAKSINIZ. KÜFÜRDEN KURTULACAK VE ŞÜKREDENLERDEN OLACAKSINIZ.

ŞAYET BÖYLE BİR DİLEK SAHİBİ DEĞİLSENİZ VE ÖLENE KADAR DA OLMAYACAKSANIZ KÜFÜRDE ÖLECEKSİNİZ VE GİDECEĞİNİZ YER CEHENNEM. BİR TEK BU DİLEĞİNİZ SİZİ KURTULACAK VE SİZİ YÜCE ALLAH’IN CENNETİNE TAŞIYACAKTIR.

UMUYORUM Kİ İDRAK EDENLERDEN OLUR VE BÖYLE BİR DİLEĞİN SAHİBİ OLURSUNUZ. MÜRŞİDİNİZİ DE KİMSEDEN DEĞİL, SADECE YÜCE ALLAH’TAN SABIR VE NAMAZ İLE İSTEYİN.

YÜCE ALLAH’IN SELAMI ÜZERİNİZE OLSUN.

DUALARIMIZLA,

 

 

 

 

15 Ekim 2014 Çarşamba

NEFSİN AFETLERİNİN İNCELEMESİ 1


KİN VE NEFRET

SEVGİLİ DOSTLAR VE ZİYARET EDEN DEĞERLİ MİSAFİRLER,
SEVGİLİ DOSTLARIM, LÜTFEN DİKKAT EDİNİZ GÜN İÇERSİNDE VEYA MUHTELİF ZAMANLARDA NE KADAR SIK OLARAK KİN VE NEFRETTEN BAHSETMEKTEYİZ. NE KADAR ÇOK NEFRET EDEN BİR YAPIDAYIZ.
İŞTE KİN VE NEFRET NEFSLERİMİZİN YENİLMESİ GÜÇ AFETLERİNDEN BİRİNİ OLUŞTURMAKTADIR. İŞTE O NEDENLE BUGÜN KURAN AYETLERİ İLE BU AFETİ İNCELEYECEĞİZ. ÇÜNKÜ KENDİMİZİ, BİZLERİN FİZİK BEDENLERİ İÇERİSİNDE REHİN OLAN NEFSİMİZİ, VE DÜNYAYA GÖNDERİLİŞ SEBEPLERİMİ TEKRAR HATIRLARSAK, REHİN OLAN BU VARLIĞI BERAAT ETTİRMENİN ONU HASTALIKLARDAN KURTARMAYA BAĞLI OLDUĞUNU, BU HUSUSTA İLK ADIMIN İSE SADECE YÜCE ALLAH’A YÖNELMEK’ TEN GEÇTİĞİNİ HEMEN GÖRÜYOR, OLMALIYIZ.
YÜCE ALLAH MÂİDE SURESİNİN 62 NCİ AYETİ KERİMESİNDE BAKIN BİZLERE NE SÖYLÜYOR.
5/MÂİDE-62: VE TERÂ KESÎRAN MİNHUM YUSÂRİÛNE FÎL İSMİ VEL UDVÂNİ VE EKLİHİMUS SUHT(SUHTİ) LEBİ’SE MÂ KÂNÛ YA’MELÛN(YA’MELÛNE).
VE ONLARDAN BİR ÇOĞUNUN GÜNAHTA, DÜŞMANLIKTA VE HARAM YEMEKTE BİRBİRLERİYLE YARIŞTIKLARINI GÖRÜRSÜN. YAPTIKLARI ŞEY NE KÖTÜ.
BU AYETİ KERİME BİZE, İNSANLARIN ÇOĞUNUN
DÜŞMANLIKTA, YANİ KİN VE NEFRETTE
YÜCE ALLAH’IN YASAK KILDIĞI ŞEYLERİ YAPMAKTA,
BİRBİRLERİ İLE YARIŞTIKLARINI GÖRMEK
SEVGİLİ DOSTLAR, İNSANOĞLU NE EKER İSE ONU BİÇER. YANİ KİN VE NEFRET EKİYORSANIZ, ÜRÜNÜNÜZ KİN VE NEFRET OLACAKTIR. YÜCE ALLAH’IN YASAKLARINA UYMAMAK İSE, BİZE İNSANOĞLUNUN NEFSİNİ İLAH EDİNDİĞİNİ, YANİ YÜCE ALLAH’IN EMİRLERİNİ DEĞİL, NEFSİNİN TALEPLERİNİ YERİNE GETİRDİĞİNİ GÖSTERMEKTEDİR. İŞTE İNSANLARIN ÇOK BÜYÜK BİR KESİMİNİN ( BİR TEK FIRKA HARİÇ SEBE SURESİ 20 NCİ AYETİ KERİME ) NEFSİNİN AFETLERİNE UYDUĞUNU GÖSTERMEKTEDİR.
YİNE YÜCE ALLAH MÂİDE SURESİNİN 8 NCİ AYETİ KERİMESİNDE,
5/MÂİDE-8: YÂ EYYUHELLEZÎNE ÂMENÛ KÛNÛ KAVVÂMÎNE LİLLÂHİ ŞUHEDÂE BİL KISTI VE LÂ YECRİMENNEKUM ŞENEÂNU KAVMİN ALÂ ELLÂ TA’DİLÛ. I’DİLÛ, HUVE AKRABU LİT TAKVA VETTEKÛLLÂH(VETTEKÛLLÂHE) İNNALLÂHE HABÎRUN BİMÂ TA’MELÛN(TA’MELÛNE).
EY ÂMENÛ OLANLAR (ALLAH'A ULAŞMAYI, TESLİM OLMAYI DİLEYENLER)! ALLAH İÇİN KAVVÂMÎN OLUN (HAKKI AYAKTA TUTUN)! ADALETLİ ŞÂHİDLER OLUN! VE BİR TOPLULUĞA KARŞI DUYDUĞUNUZ KİN, SİZİ ADALETTEN SAPTIRMASIN. ADİL DAVRANIN! O TAKVAYA EN YAKIN OLANDIR. ALLAH'A KARŞI TAKVA SAHİBİ OLUN. MUHAKKAK Kİ ALLAH, YAPTIKLARINIZDAN HABERDAR OLANDIR.
BUYURMAKTADIR. ŞİMDİ AYETİ KERİMEYİ İNCELEYELİM.
EY ÂMENÛ OLANLAR, BU ÂMENÛ OLANLARIN, HAKKA ÂMENÛ OLANLAR DİYE HİTAP ETMEKTEDİR. HİTABIN HAKKA ÂMENÛ OLANLARA OLDUĞUNU AYETİ KERİMENİN DEVAMINDAN ANLIYORUZ.
ALLAH İÇİN KAVVÂMİN OLUN ( HAKKI AYAKTA TUTUN ) BEN BU AYETİ KERİMEDE BAHSEDİLEN “ HAKKI AYAKTA TUTMAK“ İFADESİNİ BİRAZ AÇMAK İSTİYORUM. BİLİNDİĞİ GİBİ HAKKIN AYAKTA TUTULMASI, BANA ŞURA SURESİ 13 NCU AYETİ KERİMEYİ HATIRLATTI. “………………………“DÎNİ İKAME EDİN (AYAKTA, HAYATTA TUTUN) VE ONDA (DÎNDE) FIRKALARA AYRILMAYIN.” DİYE……………………….. “ DİNİ AYAKTA TUTMAK, HAKKI AYAKTA TUTMAK ANLAMINI DA İÇERMEKTEDİR.
“ADALETLİ ŞAHİTLER OLUN.” İFADESİ İSE BİR FARZ EMİRDİR. ÇÜNKÜ YÜCE ALLAH BURADA İNSANOĞLUNA HERHANGİ BİR KONUDA ŞAHİT OLMAMIZ GEREKTİĞİNDE. BİLİNEN VE GÖRÜLENİN VE KENDİ KULAKLARIMIZ İLE DUYDUKLARIMIZIN, EKSİKSİZ VE DOĞRU OLARAK VERİLMESİNİ ÜZERİMİZE FARZ KILDIĞINI GÖRÜYORUZ. BU AYNI ZAMANDA TERSİNDEN OKUNACAK OLUR İSE YALANCI ŞAHİTLİĞİN VEYA BİLİNENİN, GÖRÜLENİN EKSİK VERİLMESİ VEYA İLAVELER YAPILMASI VEYA GÖRÜLMEYEN VEYA TANIK OLUNMAYAN BİR HUSUSN GÖRÜLMÜŞ TANIK OLUNMUŞ GİBİ VERİLMESİNİN ADALETİ YANILTACAĞI İÇİN HARAN OLDUĞUNU DA VERMESİDİR.
BU BİZİ DİĞER TOPLUMLARA KİN DUYMUŞ OLSAK BİLE BİZİ ADALETTEN AYIRMAMASI GEREKTİĞİNİ, YANİ VERİLEN KARARLARIN DOĞRULUĞUNUN NEFSİMİZİN AFETLERİ DİKATE ALINARAK DEĞİL, HAKKIN EMİRLERİ DİKKATE ALINARAK VERİLMESİ GEREKTİĞİNİ GÖSTERİYOR.
ADİL DAVRANIN, DA BİR FARZ EMİRDİR. HER KONUDA VE HER ZAMAN ADİL DAVRANMAK ÜZERİMİZE FARZDIR. ÇÜNKÜ BU DOĞRULUĞU VE EMİN OLUNMAYI MEYDANA GETİRİR Kİ BU TAKVAYA EN YAKIN DAVRANIŞ BİÇİMİDİR.
ALLAH’A KARŞI TAKVA SAHİBİ OLUN. BİR FARZ EMİR DAHA. PEKİ TAKVA SAHİBİ NASIL OLUNUR? YÜCE ALLAH ÜZERİMİZE FARZ KILDIĞI BU HUSUSU BİZLERE ( BÜTÜN İNSANLIK ALEMİNE )DİN OLARAK GÖNDERDİĞİ KURAN-I KERİM’DE AÇIKLAMAMIŞ MIDIR? TABİÎ Kİ AÇIKLAMIŞTIR.  TAKVA SAHİBİ NASIL OLACAĞIMIZ RUM SURESİ 31 NCİ AYETİNDE  YÜCE ALLAH TAKVAYA NASIL SAHİP OLUNACAĞINI SÖYLÜYOR. BUYURUYOR Kİ
 “30/RÛM-31: MUNÎBÎNE İLEYHİ VETTEKÛHU VE EKÎMÛS SALÂTE VE LÂ TEKÛNÛ MİNEL MUŞRİKÎN(MUŞRİKÎNE).
O'NA (ALLAH'A) YÖNELİN (ALLAH'A ULAŞMAYI DİLEYİN) VE O'NA KARŞI TAKVA SAHİBİ OLUN. VE NAMAZI İKAME EDİN (NAMAZ KILIN). VE (BÖYLECE) MÜŞRİKLERDEN OLMAYIN.
MUHAKKAK Kİ ALLAH YAPTIKLARINIZDA HABERDARDIR. ÇÜNKÜ YÜCE ALLAH İLMİ İLE KAİNATİN HER ZERRESİNİ İZLEMEKTEDİR.  BİLDİĞİMİZ GİBİ YÜCE ALLAH İNSANOĞLUNA ŞAH DAMARINDAN DAHA YAKINDIR. ÇÜNKÜ İÇİMİZDE RUHUMUZ DEDİĞİMİZ YÜCE ALLAH’TAN BİR PARÇA TAŞIMAKTAYIZ.
DEĞERLİ DOSTLAR, NEFSİMİZİN AFETLERİNDEN OLAN NEFRET VE KİN KONUSUNDA KURAN AYETLERİ İLE DİKKATİMİ ÇEKEN VE AÇIKLANMASI GEREKTİĞİNİ DÜŞÜNDÜKLERİMİ SİZLERLE BURADA BİTİRMEK İSTİYORUM. ÇÜNKÜ BU AÇIKLAMALARIN BÜTÜNÜ İFADE ETTİĞİNİ DÜŞÜNÜYORUM.
DEĞERLİ DOSTLAR, KİN VE NEFRET İNSANOĞLUNU ŞEYTANA YAKLAŞTIRAN NEFSİMİZİN ÇOK ÖNEMLİ VE İYİLEŞTİRİLMESİ ÇOK ZOR OLAN AFETİDİR. AFETLERDEN ARINMAK İSE SADECE YÜCE ALLAH’I ALLAH, ALLAH, ALLAH DİYE ZİKRETMEK İLE MÜMKÜNDÜR.
ANCAK ZİKRİN FAYDA İCRA ETMESİ İSE SADECE YÜCE ALLAH’A YÖNELMEYİ DİLEMEK VE O’NA KUL OLMAYI DİLEMEKLE BAŞLAR. BÖYLE BİR NİYET YOK İSE VEYA KALPTEN YAPILMAMIŞ İSE, ZİKİR İNSANIN NEFSİNİN AYDINLANMASINA KATKI SAĞLAMAYACAĞI GİBİ ZÜMER SURESİ 22 NCİ AYETİ KERİMESİNİN DE VERDİĞİ GİBİ KALBİN KASİTUN LMASINA DA NEDEN OLABİLİR.
39/ZUMER-22: E FE MEN ŞEREHALLÂHU SADREHU LİL İSLÂMİ FE HUVE ALÂ NÛRİN MİN RABBİH(RABBİHİ), FE VEYLUN LİL KÂSİYETİ KULÛBUHUM MİN ZİKRİLLÂH(ZİKRİLLÂHİ), ULÂİKE FÎ DALÂLİN MUBÎN(MUBÎNİN).
ALLAH KİMİN GÖĞSÜNÜ İSLÂM İÇİN (ALLAH'A TESLİM İÇİN) YARMIŞSA ARTIK O, RABBİNDEN BİR NUR ÜZERE OLUR, DEĞİL Mİ? ALLAH'IN ZİKRİNDEN KALPLERİ KASİYET BAĞLAYANLARIN VAY HALİNE! İŞTE ONLAR, APAÇIK DALÂLET İÇİNDEDİRLER.
DEĞERLİ DOSTLAR, YÜCE ALLAH’A YÖNELMENİZ VE BU SEBEPLE TAKVA SAHİBİ OLMANIZ VE KURTULUŞA ULAŞMANIZ DİLEKLERİMİLE YÜCE ALLAH’A EMANET OLUN İNŞ.