27 Eylül 2015 Pazar

Sevgili Dostlar ve Değerli Ziyaretçilerimiz,


Yıllar önce bir cami hocasına akıl danıştığımda mealen yaklaşık olarak şunları söylemiştir. “ ALLAH İLE KUL ARASINA KİMSE GİREMEZ. TABİYET DENİLEN ŞEY SEVGİLİ PEYGAMBERİMİZLE BERABER SONA ERMİŞTİR. ALLAH’ İNSANLAR ULAŞAMAZLAR. MÜRŞİD DENİLEN SÖZDE KAMİL İNSANLAR TABİYET ŞİRKTİR “ denilmişti.


Şimdi aldığım KUR’AN-I KERİM İLMİNE dayanarak bunları söyleyenler gülüyorum. Bu konuları sizlerle birlikte KUR’AN-I KERİM AYETLERİ IŞIĞI ALTINDA İNCELMEK İSTEDİM.


Şimdi ayetleri vere vere konuyu aydınlatmaya çalışalım.
6/EN'ÂM-48: Ve mâ nursilul murselîne illâ mubeşşirîne ve munzirîn(munzirîne), fe men âmene ve asleha fe lâ havfun aleyhim ve lâ hum yahzenûn(yahzenûne).
BİZ RESÛLLERİ “UYARICILAR VE MÜJDELEYİCİLER” OLMAKTAN BAŞKA (BİR ŞEY İÇİN) GÖNDERMEYİZ. Artık kim âmenû olur (Allah'a ulaşmayı dilerse) ve ıslâh olursa (nefs tezkiyesi ve tasfiyesi yaparsa) artık onlara korku yoktur, onlar mahzun da olmazlar. 
Resullerin görevi “ UYARICI VE MÜJDELEYİCİ “ olmaktır.
Peki, hangi konuda müjdeleyici ve hangi konuda uyarıcı?
YÜCE ALLAH’IN DAVETİNİ İNSANLARA ANLATMAK VE BU DAVETE İCABET EDENLERİ MÜJDELEMEK, BU DAVETİ KABUL ETMEYENLERİ İSE CEHENNEM AZABI İLE UYARMAKLA GÖREVLİDİR.
Bunun anlamı şudur. Kişi bir şekli ile YÜCE ALLAH’IN DAVETİNE daha önce veya o anda muhatap olmuş olabilir. Almış olduğu bu bilgileri hemen kabul edeceği gibi, tepki göstermeden daveti sonuna kadar dinler ayrılır. Duyduklarını taharri ( aramak )eder ve araştırır. Doğruluğuna emin olmuş ve YÜCE ALLAH’IN DAVETİNİ KABUL ETMİŞ ise HUŞU SAHİBİ OLUP YÜCE ALLAH’TAN İSTİANEYİ İSTEMESİ İLE KENDİSİ İÇİN EZELDE TAYİN EDİLMİŞ OLAN MÜRŞİDİNE ULAŞACAKTIR.
İşte insanın YÜCE ALLAH’IN DAVETİNİ KABUL EDİP BİR DUA İLE YÜCE ALLAH’A KALBEN BAĞLILIĞINI VE ALLAH’IN YOLUNDA İLERLEMEK İSTEDİĞİNİ MHTELİF ŞEKİLLERDE BİLDİRDİĞİ ANDA KİŞİ KURTULUŞTADIR.


NEFSİNİN KALBİ %100 KARANLIKTIR. ANCAK O İNSAN YÜCE ALLAH’IN DAVETİNİ KABUL ETMİŞ VE ALLAH’A YÖNELMİŞTİR. BU TAKVA SAHİBİ OLMAK İÇİN ( BAŞLANGIÇ TAKVASI )YETERLİDİR. ÇÜNKÜ BU İNSANI YÜCE ALLAH TESLİM ALACAK VE KENDİSİNE ULAŞMA DİLEĞİNİ GÖRDÜĞÜ BU KULU, NAMAZI SEVMİYOR İSE YÜCE ALLAH SEVDİRECEK. ORUÇ TUTMAYI SEVMİYOR İSE ORUÇ TUTMAYI SEVDİRECEK. YÜCE ALLAH’IN KENDİSİNE VERDİKLERİNDEN İNFAK ETMEYİ SEVMİYOR İSE YÜCE ALLAH SEVDİRECEK VE ALLAH’IN RÜŞT YOLUNDA YÜRÜYEBİLMESİ İÇİN HAZIR HALE GETİRECEKTİR.
İnsan hazır olduğunu artık öğrendiklerinin çok daha geniş bir bilgiye ihtiyaç duyduğunu anlaması ve çevresinden aldığı bilgilerin kendisini tatmin etmemesi, YÜCE ALLAH’A YÖNELMESİ İLE BİRLİKTE ÜZERİNDE DAHA ÖNCE YÜCE ALLAH TARAFINDAN KONULAN ENGELLER VAR İSE BU ENGELLERİN ALINMASI SEBEBİ İLE DUYDUKLARININDAN DOĞRULARI AYRABİLME İMKÂNINA SAHİP OLDUĞUNDAN, OKUDUĞUNDAN VE DUYDUĞU DOĞRULARA ULAŞMA İSTEĞİ OLUŞACAKTIR. BÜTÜN BUNLARIN OLUŞ SEBEBİ NEDİR? DİYE SORABİLİRSİNİZ.


İşte Yüce Allah’ın davetini kabul ettikten sonra,  YÜCE ALLAH bu insana 5 ihsanda bulunur.
1- Yüce Allah, kendisine ulaşmayı dileyen bu kulunun kalbine ulaşır.
 64/TEGÂBUN-11: Mâ esâbe min musîbetin illâ bi iznillâh(bi iznillâhi), ve men yu'min billâhi yehdi kalbeh(kalbehu), vallâhu bikulli şey'in alîm(alîmun). 
Allah'ın izni olmadıkça bir musîbet isabet etmez. VE KİM ALLAH'A ÎMÂN EDERSE (ÂMENÛ OLURSA), (ALLAH) ONUN KALBİNE ULAŞIR. Ve Allah, herşeyi en iyi bilendir.
2- Yüce Allah, kendisine ulaşmayı dileyen bu kulunun nefsinin kalbini kendisine döndürür.
50/KAF-33: Men haşiyer rahmâne bil gaybi ve câe bi kalbin munîbin.
Gaybda Rahmân'a huşu duyanlar ve münib (Allah'a ulaşmayı dileyen) bir kalple (Allah'ın huzuruna) gelenler (için).
3- Yüce Allah, kendisine ulaşmayı dileyen bu kulunun, nefsinin kalbine bir nur yolu açar.

6/EN'ÂM-125: Fe men yuridillâhu en yehdiyehu yeşrah sadrehu lil islâm(islâmi), ve men yurid en yudıllehu yec’al sadrehu dayyikan haracen, ke ennemâ yassa’adu fîs semâi, kezâlike yec’alûllâhur ricse alâllezîne lâ yu’minûn(yu’minûne).
Öyleyse ALLAH KİMİ KENDİSİNE ULAŞTIRMAYI DİLERSE ONUN GÖĞSÜNÜ YARAR VE (ALLAH'A) TESLİME (İSLÂM'A) AÇAR. Kimi dalâlette bırakmayı dilerse, onun göğsünü semada yükseliyormuş gibi daralmış, sıkıntılı yapar. Böylece Allah, mü'min olmayanların üzerine azap verir.
Yüce Allah, kendisine ulaşmayı dileyen bu kulunun ZİKİR YAPMAYA BAŞLAMIŞ OLMASI SEBEBİ İLE NEFSİNİN KALBİNE RAHMET NURLARI GELMEYE BAŞLAR.
39/ZUMER-22: E fe men şerehallâhu sadrehu lil islâmi fe huve alâ nûrin min rabbih(rabbihi), fe veylun lil kâsiyeti kulûbuhum min zikrillâh(zikrillâhi), ulâike fî dalâlin mubîn(mubînin). 
Allah kimin göğsünü İslâm için (Allah'a teslim için) yarmışsa artık O, RABBİNDEN BİR NUR ÜZERE OLUR, DEĞİL Mİ? Allah'ın zikrinden kalpleri kasiyet bağlayanların vay haline! İşte onlar, apaçık dalâlet içindedirler.
BAHSEDİLEN NUR, RAHMNET NURUDUR. İŞTE BU NURLAR NEFSİN KALBİNDE BİRİKMEYE BAŞLAR. KİŞİNİN KALBİNDE HENÜZ İMAN YAZMAMAKTADIR. BİRİKEN BU RAHMET NURLARI ANCAK % 2 ORANINDA NEFSİN KALBİNİ KAPLAYABİLME İMKANININ SAHİBİDİR.
4- İŞTE % 2 RAHMET NURU NEFSİNİN KALBİNDE BİRİKEN BİR KİŞİ HUŞU SAHİBİ OLUR.
57/HADÎD-16: E lem ye’ni lillezîne âmenû en tahşea kulûbuhum li zikrillâhi ve mâ nezele minel hakkı ve lâ yekûnû kellezîne ûtûl kitâbe min kablu fe tâle aleyhimul emedu fe kaset kulûbuhum, ve kesîrun minhum fâsikûn(fâsikûne).
ALLAH'IN ZİKRİ İLE VE HAKK'TAN İNEN ŞEYLE (ALLAH'IN NURLARI İLE), ÂMENÛ OLANLARIN (ALLAH'A ULAŞMAYI DİLEYENLERİN) KALPLERİNİN HUŞÛ DUYMA ZAMANI GELMEDİ Mİ? Kendilerine daha önce kitap verilip de böylece üzerinden uzun zaman geçince, artık (zikri unuttukları için) kalpleri katılaşan kimseler gibi olmasınlar. Onlardan çoğu fasıklardır.

İNSANIN HUŞU SAHİBİ OLMASI O KİŞİNİN YENİ BİR HAKKIN SAHİBİ OLMASINI SAĞLAR. BU HAK İSTİANEYİ ( YÜCE ALLAH’IN ÖZEL YARDIMI ) İSTEME HAKKI. YANİ MÜRŞİDİNİ SORMA HAKKI.
5/MÂİDE-35: Yâ eyyuhellezîne âmenûttekûllâhe vebtegû ileyhil vesîlete ve câhidû fî sebîlihi leallekum tuflihûn(tuflihûne). 
Ey âmenû olanlar (Allah'a ulaşmayı, teslim olmayı dileyenler); ALLAH'A KARŞI TAKVA SAHİBİ OLUN VE O'NA ULAŞTIRACAK VESİLEYİ İSTEYİN. Ve O'nun yolunda cihad edin. Umulur ki böylece siz felâha erersiniz.
16/NAHL-9: Ve alallâhi kasdus sebîli ve minhâ câir(câirun), ve lev şâe le hedâkum ecmaîn(ecmaîne). 
VE SEBÎLLERİN (DERGÂHLARDAN SIRATI MUSTAKÎM'E ULAŞAN BÜTÜN YOLLARIN YANİ MÜRŞİDLERİN) TAYİNİ, ALLAH'IN ÜZERİNEDİR. Ve ondan sapanlar vardır. Ve eğer O dileseydi, sizin hepinizi hidayete erdirirdi.
2/BAKARA-45: Vesteînû bis sabri ves salât(sâlâti), ve innehâ le kebîretun illâ alel hâşiîn(hâşiîne).
(ALLAH'TAN) SABIRLA VE NAMAZLA İSTİANE (ÖZEL YARDIM) İSTEYİN. Ve muhakkak ki o (hacet namazı ile Allah'a ulaştıracak mürşidini sormak), huşû sahibi olanlardan başkasına elbette ağır gelir.
BU NAMAZIN ÖZEL BİR NAMAZ OLDUĞU İNSANA ALLAH TARAFINDAN BİLGİ VERİLMESİNİ SAĞLAYAN BİR NAMAZ OLDUĞU İZAHTAN VARESTEDİR. KİŞİ MÜRŞİDİNİ GÖRÜR VE O MÜRŞİDE ULAŞARAK TABİ OLACAKTIR.
5- YÜCE ALLAH’IN GÖSTERDİĞİ MÜRŞİDE TABİYETİN GERÇEKLEŞMESİ
48/FETİH-10: İnnellezîne yubâyiûneke innemâ yubâyiûnallâh(yubâyiûnallâhe), yedullâhi fevka eydîhim, fe men nekese fe innemâ yenkusu alâ nefsih(nefsihî), ve men evfâ bi mâ âhede aleyhullâhe fe se yu’tîhi ecren azîmâ(azîmen).
MUHAKKAK Kİ ONLAR, SANA TÂBÎ OLDUKLARI ZAMAN ALLAH'A TÂBÎ OLURLAR. Onların ellerinin üzerinde (Allah senin bütün vücudunda tecelli ettiği için ellerinde de tecelli etmiş olduğundan) Allah'ın eli vardır. Bundan sonra kim (ahdini) bozarsa, o taktirde sadece kendi nefsi aleyhine bozar (Allah'a verdiği yeminleri, ahdleri yerine getirmediği için derecesini nakısa düşürür). Ve kim de Allah'a olan ahdlerine vefa ederse (yeminini, misakini ve ahdini yerine getirirse), o zaman ona en büyük mükâfat (ecir) verilecektir (cennet saadetine ve dünya saadetine erdirilecektir).

60/MUMTEHİNE-12: Yâ eyyuhen nebiyyu izâ câekel mu'minâtu yubâyi'neke alâ en lâ yuşrikne billâhi şey'en ve lâ yesrikne ve lâ yeznîne ve lâ yaktulne evlâdehunne ve lâ ye'tîne bi buhtânin yefterînehu beyne eydîhinne ve erculihinne ve lâ ya'sîneke fî ma'rûfin fe bâyı'hunne vestagfirlehunnallâh(vestagfirlehunnallâhe) innallâhe gafûrun rahîm(rahîmun). 
Ey nebî (peygamber)! Mü'min kadınlar; Allah'a hiçbir şeyi ortak koşmamak, hırsızlık yapmamak, zinada bulunmamak, evlâtlarını öldürmemek, elleri ve ayakları arasında bir iftira uydurmamak, maruf bir iş konusunda sana asi olmamak üzere, SANA TÂBÎ OLMAK İÇİN GELDİKLERİ ZAMAN, ARTIK ONLARIN BİATLERİNİ KABUL ET VE ONLAR İÇİN ALLAH'TAN MAĞFİRET DİLE. Muhakkak ki Allah; Gafur'dur (mağfiret edendir, günahları sevaba çevirendir), Rahîm'dir (Rahîm esması ile tecelli edendir).
Engellerin kaldırılması ve ihbatın konulması toplamda 7 furkanı oluşturur. Alınan 5 ihsan ile birlikte kişiye YÜCE ALLAH 12 İHSANDA BULUNMUŞ OLUR.
YÜCE ALLAH’IN BÜTÜN PEYGAMBERLERİ VE BÜTÜN RESULLERİ İNSANLARI YÜCE ALLAH’A DAVET EDERLER. GENEL OLARAK “YÜCE ALLAH’A ULAŞMAYI DİLEYİN. ALLAH’A ULAŞMAYI DİLEDİĞİNİZ TAKTİRDE GİDECEĞİNİZ YER YÜCE ALLAH’IN CENNETİDİR. DİLEMEYEN İNSANLARIN İSE GİDECEKLERİ YER CEHENNEMDİR” DİYE UYARIR VE TEBLİG YAPARLAR.
Yüce Allah’ın dizaynı içerisinde, her devirde DEVRİN İMAMLARINI EN ÜST SEVİYEDE VAZİFELİ KILMIŞTIR. 
2/BAKARA-151: Kemâ erselnâ fîkum resûlen minkum yetlû aleykum âyâtinâ ve yuzekkîkum ve yuallimukumul kitâbe vel hikmete ve yuallimukum mâ lem tekûnû ta’lemûn(ta’lemûne).
Nitekim size, aranızda (görev yapmak üzere), sizden (kendinizden) bir Resûl (Peygamber) gönderdik ki, âyetlerimizi size tilâvet etsin (okuyup açıklasın) ve sizi (nefsinizi)tezkiye (ve tasfiye) etsin, size Kitap'ı(Kurânı Kerim'i) ve hikmeti öğretsin ve (hikmetin de ötesinde) bilmediğiniz şeyleri öğretsin..
HİKMETİN ÖTESİNİ ÖĞRETME YETKİSİ SADECE PEYGAMBERLERE VE DEVRİN İMAMLARINA AİT BİR GÖREVDİR. PEYGAMBERLER BU GÖREVİ ASALETEN YERİNE GETİRİLER. DEVRİN İMAMI OLAN RESULLER İSE VEKİL RESULLERDİR. BU GÖREVİ VEKÂLETEN YERİNE GETİRİRLER.
BURADAN ŞU SONUCA VARMAK GEREKİR.
1-İnsanlar ile Yüce Allah arasına, Yüce Allah’ın tayin ettiği PEYGAMBERLER VE PEYGAMBERLERİN OLMADIĞI FETRET DEVİRLERİNDE İSE DEVRİN İMAMLARI VEKİL OLARAK GİRECEKTİR.
2- Ayetlerden de anlaşılacağı üzere, resuller her devirde olacaktır. Resullere ve Mürşitlere tabiiyet farzdır.
3- YÜCE ALLAH’A ULAŞMAK DÜN OLDUĞU GİBİ BUGÜN, BUGÜN OLDUĞU GİBİ YARIN DA VARDIR VE İNSANLARA FARZDIR. 
4- YÜCE ALLAH, KENDİSİNE ULAŞMAYI DİLEYENLERİ KENDİSİNE UALTIRECAĞINA GARANTİ VERDİĞİNE GÖRE. ERMİŞ EVLİYALAR BUGÜN DE VARDIR, YARINDA OLACAKTIR.
5-MÜRŞİD OLMAKSIZIN HİÇ KİMSE YÜCE ALLAH YOLUNDA TEKÂMÜL EDEMEZ. 
TEKÂMÜLÜ SAĞLAYAN ŞEY, ( NURLANMAK SEBEBİ İLE AYDINLANMAK ) YÜCE ALLAH’IN ZİKRİDİR. ZİKİR YOK İSE TEKÂMÜL DE YOKTUR.
KURTULUŞ İNSANIN YÜCE ALLAH’A YÖNELMESİ, ULAŞMAYI DİLEMESİ İLE BAŞLAMITIR. BU DİLEK SAHİPLERİ, BAŞLANGIÇ TAKVASININ SAHİPLERİDİR VE 1 NC, KAT CENNETİN DE VARİSLERİDİR.
KİŞİ MÜRŞİDİNE ULAŞIP TEVBE ALDIĞINDA İSE 2 NCİ KADEMEYE BAŞLAMIŞTIR. BU KADEMEDE KİŞİ MÜMİNLER TAKVASININ SAHİBİDİR. HER TAKVA SEVİYESİ BİR BAŞKA CENNETİN VARİSİ OLMASI SAĞLAR. BU SEVİYE 2NCİ KAT CENNETİN VARİSİ OLMAYA HAK KAZANDIRIR.
BU ŞEKLİ İLE DÜŞÜNENLERE ŞU AYETİ KERİME NE GÜZEL BİR CEVAP OLACAKTIR.
14/İBRÂHÎM-22: Ve kâleş şeytânu lemmâ kudıyel emru innallâhe veadekum va’del hakkı ve veadtukum fe ahleftukum, ve mâ kâne liye aleykum min sultânin illâ en deavtukum festecebtum lî, fe lâ telûmûnî ve lûmû enfusekum, mâ ene bi musrihikum ve mâ entum bi musrıhıyy(musrıhıyye), innî kefertu bi mâ eşrektumûni min kabl(kablu), innaz zâlimîne lehum azâbun elîm(elîmun). 
Şeytan, emir yerine getirildiği zaman şöyle dedi: “Muhakkak ki; Allah, size “hak olan vaadini” vadetti. Ve ben de size vadettim. Fakat ben, vaadimden döndüm. Ve ben, sizin üzerinizde bir güce (sultanlığa, yaptırım gücüne) sahip değilim. Sadece sizi davet ettim. Böylece siz, bana icabet ettiniz. Artık beni kınamayın! Kendinizi kınayın! Ve ben, sizin yardımcınız değilim. Siz de, benim yardımcım değilsiniz. Gerçekten ben, sizin beni ortak koşmanızı daha önce de inkâr ettim. Muhakkak ki; zalimlere acı azap vardır.”
İNSANI RÜŞT YOLUNDA İLETLETEN ŞEY İMAN SEVİYESİDİR. İMANI GELİŞTİREN İSE ZİKİRDİR.
İNSANI GAYY YOLUNDA ALT YER KATLARINA DOĞRU TAŞIYAN ŞEY İSE KÜFRÜDÜR. YANİ KÜFÜR SEVİYESİNDEKİ ARTIŞTIR.
Umarım, verdiğim bilgiler konuyu bilmeyen dostlarımıza ve ziyaretçilerimize faydalı olmuştur.
Bütün insanlık âleminin YÜCE ALLAH’ION DAVETİNİ İDRAK EDEBİLMESİNİ VE YÜCE ALLAH’I DİLEMESİNİ DİLEYEREK YAZIMIZI BRADA SONLANDIRIYORUM.
ARO.İNŞ.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder