Sevgili Dostlar ve Değerli
Ziyaretçilerimiz,
Bugün sizlerle NAHL SURESİNİN
106-107-108 NCİ ayeti kerimelerini incelemek ve bu konuda
öğrendiklerimi de sizlerle paylaşmak istiyorum.
16/NAHL-106: Men kefere billâhi min
ba’di îmânihî illâ men ukrihe ve kalbuhu mutmainnun bil îmâni
ve lâkin men şereha bil kufri sadran fe aleyhim gadabun
minallâh(minallâhi), ve lehum azâbun azîm(azîmun).
Kalbi îmânla mutmain olmuş olduğu
halde zorlanan kimse hariç, fakat kim îmânından (hidayete
erdikten) sonra Allah'ı inkâr ederse ve kim küfre göğüs açarsa
(irşad makamından şüphe edip fıska düşerse, kişinin küfrü
talebi sebebiyle, Allahû Tealâ, onun göğsünü küfre açar,
şerheder), artık Allah'tan bir gazap onların üzerinedir ve onlar
için azîm azap vardır.
Ayeti Kerimenin başlangıç bölümünde
söylenen “Kalbi îmânla mutmain olmuş olduğu halde zorlanan
kimse hariç…” ifadesinin anlamı şudur. Bir insan düşünelim,
anası veya babası veya her ikisi de mümin olmayan kişiler
tarafından işkence edilerek öldürülmüş olsun. İşte bu veya
buna benzer bir durumda kalan bir insan, dininden döndüğünü
söyleyerek hayatta kalabilir. Önemli olan husus kişinin kalbidir.
Kalbinde böyle bir dilek istek veya arzu yok ise bu kişi dinden
çıkmış sayılmaz.
Benzer bir durumda Sevgili
Peygamberimiz “………. Dinden çıkmış değildir. O tepeden
tırnağa iman içindedir” benzeri bir ifade ile kişinin durumunu
açıklamış ve akabinde de bu ayeti kerime inmek sureti ile konuya
YÜCE ALLAH açıklık getirmiştir.
Ancak kim hidayete erdikten sonra YÜCE
ALLAH’I İNKAR EDERSE, bu sebeple de göğsünü imana değil de
küfre açar ise, yani
- Allah’ın ayetini inkâr eden,
- Resulü inkâr eden
Kimsenin, göğüsünü küfre açar. O
kişinin Allah'a ulaşmayı diledikten sonra hidayete erene kadar
Allah'ı inkâr etmesi mümkün değildir. Çünkü Allahû Tealâ
şeytanı kesinlikle devreye sokmayacak, devrede sadece Allah ve o
kişi olacaktır. Allahû Tealâ sözünü tutar. Kim Allah'a
ulaşmayı dilerse, Allahû Tealâ mutlaka onu (kişi hayattayken)
Kendisine ulaştıracaktır. Bu konuda YÜCE ALLAH’IN verdiği
garanti söz konusudur. İşte garantinin verildiği ayeti kerime,
42/ŞÛRÂ-13: Şerea lekum mined dîni
mâ vassâ bihî nûhan vellezî evhaynâ ileyke ve mâ vassaynâ
bihî ibrâhîme ve mûsâ ve îsâ, en ekîmûd dîne ve lâ
teteferrekû fîh(fîhi), kebure alel muşrikîne mâ ted’ûhum
ileyh(ileyhi), allâhu yectebî ileyhi men yeşâu ve yehdî ileyhi
men yunîb(yunîbu).
(Allah) dînde, onunla Hz. Nuh'a
vasiyet ettiği (farz kıldığı) şeyi (şeriati); “Dîni ikame
edin (ayakta, hayatta tutun) ve onda (dînde) fırkalara ayrılmayın.”
diye Hz. İbrâhîm'e, Hz. Musa'ya ve Hz. İsa'ya vasiyet ettiğimiz
şeyi Sana da vahyederek, size de şeriat kıldı. Senin onları,
kendisine çağırdığın şey (Allah'a ulaşmayı dileme)
müşriklere zor geldi. ALLAH, DİLEDİĞİNİ KENDİSİNE SEÇER VE
O'NA YÖNELENİ, KENDİSİNE ULAŞTIRIR (RUHUNU HAYATTA İKEN
KENDİSİNE ULAŞTIRIR).
Yüce Allah’ın dilediği insanlar
ise YÜCE ALLAH’I dileyen insanlar olduğu çok açıktır.
Allah'ın göğsünü şerhettiği ve
göğsünden kalbine bir nur yol açtığı kişinin kalbine (
mücadele suresi 22 nci ayeti kerime) îmân yazılır. Nefsinin
kalbinin %51'i faziletle dolar, %49 karanlıklar kalır. Kişi ruhunu
Allah'a ulaştırarak hidayete erer. O noktada Allah koruyucu zırhını
kaldırır. Kişinin ruhu Allah'ın Zat'ına ulaşmıştır. Ancak
bundan sonra kişinin îmânından döndüğü (Allah'a inancını
kaybettiği) Allah'tan şüpheye düştüğü görülebilir. BU FISKA
DÜŞMEKTİR. İNSANLAR FISKTA ( DALALETTE) DOĞARLAR. YÜCE ALLAH
HİDAYETE ( VUSLATA ) ULAŞTIRIR. BURADAN BAŞLANGIÇ NOKTASINA GERİ
DÖNEN BİR İNSAN 2 NCİ KES FISKA DÜŞMÜŞ DEMEKTİR.
Fıska düşmenin üç temel şartı;
- irşad makamından,
- Allah'tan ve
- Allah'ın âyetlerinden şüphe etmektir.
İşareti ise sebep ne olursa olsun
günlük zikrin giderek azalmasıdır. Bu şüphe veya işaretten
herhangi birisi kişi hidayete erdikten sonra oluşursa, Allah bütün
işlemleri tersine çevirir.
Kişinin ruhu Allah'a ulaşmışken,
ruh geri verilir. Başının üzerindeki devrin imamının ruhu geri
alınır. Allah, kalbini açıp îmânı yazmışken, kalbini tekrar
açıp, içindeki îmân kelimesini çıkartır. Kişinin göğsünden
kalbine açtığı yolu yok eder. Hidayete erdikten sonra kişinin
kalbi, küfür yoluna açılmıştır. Şeytanın yolu açık kalır,
Allah'ın yolu kapanır.
16/NAHL-107: Zâlike bi
ennehumustehebbûl hayâted dunyâ alel âhıreti ve ennallâhe lâ
yehdîl kavmel kâfirîn(kâfirîne).
İşte bu, onların dünya hayatını,
ahiret hayatına göre daha çok sevmeleri ve Allah'ın, kâfir kavmi
hidayete erdirmemesi sebebiyledir.
Allah'tan ve resûlden şüphe eden bu
insanlar dünya hayatını cennet hayatına tercih etmektedirler. Ve
insanlar, Kur'ân-ı Kerim'i anlayamadıklarından, dünya
hayatındaki mutluluklarının da Kur'ân-ı Kerim'e ittiba
etmeleriyle mümkün olacağını idrak edememektedirler.
İnsanlar, dünya hayatında mutlu
olmanın, dünyaya ait şeylerle mümkün olduğunu
zannetmektedirler. Bu insanların zanlarına göre, dünya hayatı
yaşanmaya değer bir hayattır. Ve böyle bir dizaynda dünya
hayatını birtakım dünya zevkleri olarak telâkki etmektedirler.
Meşru olmayan; dünyaya ait servet kazanmanın, Allah'ın yasak
ettiği fiilleri işlemenin kendilerini mutlu edeceğini
zannetmektedirler. Ama realitede onlar sadece hüsrana uğrayanlar,
sadece şu dünyada huzursuz olanlardır.
Kendilerini mutlu edeceğini
zannettikleri dünyevi hedeflere Allah onları ulaştırdığı
taktirde, acı acı dünya hayatının kendilerini mutlu etmesinin
mümkün olmadığını anlarlar.
BİR İNSAN, YÜCE ALLAH İLE BERABER
OLMADIĞI ANDA MUTLAKA O İNSANIN BAŞINA BİRDEN ÇOK ŞEEYTAN
ULAŞACAK VE O İNSANI YÜCE ALLAH’I HATIRLADIĞI ANA KADAR DA TERK
ETMEYECEKLERDİR. İŞTE AYETİ KERİMİ,
43/ZUHRÛF-36: Ve men ya’şu an
zikrir rahmâni nukayyıd lehu şeytânen fe huve lehu
karîn(karînun).
Ve kim Rahmân'ın zikrinden yüz
çevirirse, şeytanı ona musallat ederiz. Böylece o (şeytan), onun
yakın arkadaşı olur.
Şeytan musallat olduğunda insan, bunu
hissettiği anda YÜCE ALLAH’A hemen yönelmeli ve beraber olmaya
başlamalıdır. Aksi halde ise şeytan insanı çok daha uzak
noktalara taşıyacaktır.
16/NAHL-108: Ulâikellezîne
tabeallâhu alâ kulûbihim ve sem’ihim ve ebsârihim, ve ulâike
humul gâfilûn(gâfilûne).
İşte onlar, Allah'ın kalplerini,
işitme hassalarını ve görme hassalarını tabettiği
(mühürlediği) kimselerdir. Ve işte onlar; onlar, gâfillerdir.
İnsan, Allah'a ulaşmayı diledikten
sonra YÜCE ALLAH; gözlerdeki hicab-ı mestureyi, kulaklardaki
vakrayı alır, kalpteki mührü açar, ekinneti alır, yerine ihbat
koyar; kalbin nur kapısını YÜCE ALLAH'A çevirir, göğüsten
kalbe nur yolu açar, kişiyi mürşidine ulaştırdığı zaman İMÂN
kelimesini yazar. Nefsin kalbine %51 nur dolarak Allah kişinin
ruhunu Allah'a ulaştırır. Kişi Allah'a ulaştıktan, hidayete
erdikten sonra şüphe duyarsa şeytan onu fıska düşürmüştür.
Allahû Tealâ bütün verdiklerini geri alır. Kalbindeki %51 nur
gider. Kalbi açar, kalbin içindeki iman kelimesini alır, küfür
kelimesini tekrar yazar. Orada birikmiş olan faziletlerinin hiçbiri
artık kalpte kalmaz. Çünkü faziletleri manyetik alanıyla kalpte
tutan " İMAN " kelimesidir. Ama artık iman kelimesi
olmadığından kalpteki küfür kelimesi fazılları sadece iter,
dışarıya kovar. Allah, kişinin göğsünden kalbine açtığı
nur yolunu kapatır. Kişinin kalbi böylece küfre açılır.
Kişinin kalbinin nur kapısını tekrar şeytana döndürür.
Kalbindeki ihbatı alır, yerine ekinnet koyar. Kulaklarından
alınmış olan vakra, gözlerinden alınmış olan hicab-ı mesture
tekrar konur. Görme hassası, işitme hasası ve kalp, üçü de
tekrar mühürlenir.
Nahl Suresi 107 de bahsedilen fısk
olayı, Bakara Suresi 257 de çok açık olarak anlatılmıştır.
2/BAKARA-257: Allâhu velîyyullezîne
âmenû, yuhricuhum minez zulumâti ilen nûr(nûri), vellezîne
keferû evliyâuhumut tâgûtu yuhricûnehum minen nûri ilâz
zulumât(zulumâti), ulâike ashâbun nâr(nâri), hum fîhâ
hâlidûn(hâlidûne).
Allah, âmenû olanların (Allah'a
ulaşmayı dileyenlerin) dostudur, onları (onların nefslerinin
kalplerini) zulmetten nura çıkarır. Ve kâfirlerin dostları
taguttur (onlar, şeytanı dost edinirler, şeytan kimseye dost
olmaz), onları (onların nefslerinin kalplerini) nurdan zulmete
çıkarırlar. İşte onlar, ateş ehlidir. Onlar, orada ebedî
kalacak olanlardır.
İşte fişka düşen bu insan, tekrar
YÜCE ALLAH’A YÖNELEBİLİR VE KURTULUŞA ULAŞABİLİR. YÜCE
ALLAH’IN “ ATEŞ EHLİ” OLDUĞUNU VE EBEDİ OLARAK ATEŞTE
KALACAKLARINI SÖYLEDİĞİ İNSANLAR, TEKRAR YÜCE ALLAH’A
YÖNELMEYEN İNSANLARDIR.
NAHL SURESİ 108 DE BAHSEDİLEN HUSUS
TOPTAN MÜHÜRLENME OLAYIDIR. YÜCE ALLAH BU OLAYA “ TABEDİLMEK”
DİYOR. Tabetmek ise, 3. fısktan sonraki bir olaydır. Allahû Tealâ
bir daha açılmamak üzere kalbi tabeder. Bütün insanlar
başlangıçta fısktadırlar. Hidayete erdikten sonra bu âyetler
gereğince hidayetten düşen kişi, fıska düşmüştür, bu 2.
fısktır. Tekrar hidayete ermek gibi bir hakkı vardır. Bunu
kullanıp da hidayete erer ama yeniden küfre dönerse, o zaman
Allahû Tealâ onun kalbini bir daha hidayete, îmâna açılmamak
üzere tabeder.
Sevgili Dostlar ve Değerli
Ziyaretçilerimiz, YÜCE ALLAH kur’an-ı Kerimde misalini vermediği
veya eksik bıraktığı hiçbir şey söz konusu değildir.
İnsanların önünde 2 seçenek vardır
- RÜŞT YOLU
- GAYY YOLU
Rüşt yolununa davet edenler, Nebiler
( Peygamberler ) Yaşanılan devrin imamı olarak görevli
kılınanlar, kavim resulleri, mürşidler ve bu daveti idrak eden ve
anlatan herkes.
Gayy yolunun davet edenleri ise,
Kur’an-ı Kerim ilmini Yüce Allah’tan almayan, din anlatılarında
Kur’an ayetleri dışında ( Allah Kelamından başaka ) anlatımlar
kullanan, insanların hidayet ulaşmalarına engel olan herkes de
GAYY YOLUNUN DAVETÇİLERİDİR.
YÜCE ALLAH BİLMİYORSANIZ ZİKİR
EHLİNE SORUN BUYURUYOR.
21/ENBİYÂ-7: Ve mâ erselnâ kableke
illâ ricâlen nûhî ileyhim fes’elû ehlez zikri in kuntum lâ
ta’lemûn(ta’lemûne).
Ve senden önce, vahyettiğimiz rical
(erkekler)den başkasını göndermedik. Eğer bilmiyorsanız, zikir
ehline (daimî zikrin sahiplerine) sorun.
16/NAHL-43: Ve mâ erselnâ min kablike
illâ ricâlen nûhî ileyhim fes’elû ehlez zikri in kuntum lâ
ta’lemûn(ta’lemûne).
Ve Biz, senden önce, kendilerine
vahyettiğimiz ricalden (erkeklerden) başkasını (resûl olarak)
göndermedik. Eğer bilmiyorsanız, o taktirde zikir ehline (daimi
zikir sahiplerine) sorun!
ÖYLE İSE YAPILMASI GEREKEN İLK HUSUS
YÜCE ALLAH’A YÖNELMEK, İKİNCİSİ İSE ZİKİR EHLİNİ TAHARRİ
ETMEK VE ARAŞTIRMAKDIR. BÜTÜN İNSANLARA İSE EN DOĞRU VE
EKSİKSİZ CEVAP VERECEK VE BU NEDENLE DE İNSANLARIN EMİN
OLACAKLARI BİR TEK MAKAM SÖZ KONUSUDUR. YÜCE ALLAH.
Sevgili Dostlar ve Değerli
Ziyaretçilerimiz, umuyorum verdiğim bu bilgiler ( bu bilgiler,
Mürşidimizin bizlere açıklamaları ve Kur’an ayetlerinin
mealdir ) sizler için bir fayda yaratacaktır.
Bütün insanlık âleminin “YÜCE
ALLAH’IN DAVETİNİ İDRAK ETMELERİNİ VE YÜCE ALLAH’A
YÖNELMEYİ, ULAŞMAYI DİLEMEYİ” dileyerek konumuzu tamamlıyoruz
inş.
Aro. Dualarımızla, İnş.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder