3 Ekim 2015 Cumartesi

9 TEVBE 126 AYETİ KERİMESİ VE AÇIKLAMASI


Sevgili Dostlar ve Değerli Ziyaretçilerimiz,
Bugün sizlerle TEVBE SURESİ 126 NCI AYETİ KERİMEYİ konuşmak ve anlatmak istiyorum. Mümkün olduğu kadar Mürşidimin anlatımlarını ilave ederek, KUR’AN AYETLERİ ışığında açıklamak istiyorum.
Ayetler ile ilgili açıklamalara nefsimden bir şeyler ilave etmekten de özellikle kaçınıyorum. Çünkü nefsimden ilave edeceklerim büyük olasılıkla zanna dayanacaktır. Dolayısı ile çok büyük hatalara da neden olabilir.
Yüce Allah, insanları senede iki kere ağır musibetlerle imtihan eder. Yüce Allah’ın muradı, o kişiyi sıkıntıya sokmak, huzursuz ve mutsuz etmek değildir. Tam aksine, Yüce Allah kulunu çok sevmektedir. Bu kulunun Nefs-i Emmare de olması sebebi ile huzursuz ve mutsuz olduğunu bilmektedir.
Yüce Allah, bu sebeple kulunu huzura ve mutluluğa ulaştırmak istemektedir. Bu sebepler olayların oluşmasına ( imtihana yönelik ) zemin hazırlamakta ve vücuda gelmesine de izin vermektedir.
Sebep?
Sebebi, “ acaba bu kulun olaylardan dersler çıkararak, gerekli dersleri alarak Benim üzerlerine farz kıldığım “ulaş “ “ dön”  gibi açık emirlerimi hatırlayarak, Bana dönmek, ulaşmak dileğinin oluşması gerçekleşir mi? Diye.
Neden? Çünkü Yüce Allah’ın bir sözü ve garantisi söz konusu. Bu garanti nerede nasıl verilmiş, Kur’an-ı Kerim ayetlerinden görelim.
42/ŞÛRÂ-13: Şerea lekum mined dîni mâ vassâ bihî nûhan vellezî evhaynâ ileyke ve mâ vassaynâ bihî ibrâhîme ve mûsâ ve îsâ, en ekîmûd dîne ve lâ teteferrekû fîh(fîhi), kebure alel muşrikîne mâ ted’ûhum ileyh(ileyhi), allâhu yectebî ileyhi men yeşâu ve yehdî ileyhi men yunîb(yunîbu).
(Allah) dînde, onunla Hz. Nuh'a vasiyet ettiği (farz kıldığı) şeyi (şeriati); “Dîni ikame edin (ayakta, hayatta tutun) ve onda (dînde) fırkalara ayrılmayın.” diye Hz. İbrâhîm'e, Hz. Musa'ya ve Hz. İsa'ya vasiyet ettiğimiz şeyi Sana da vahyederek, size de şeriat kıldı. SENİN ONLARI, KENDİSİNE ÇAĞIRDIĞIN ŞEY (ALLAH'A ULAŞMAYI DİLEME) MÜŞRİKLERE ZOR GELDİ. ALLAH, DİLEDİĞİNİ KENDİSİNE SEÇER VE O'NA YÖNELENİ, KENDİSİNE ULAŞTIRIR (RUHUNU HAYATTA İKEN KENDİSİNE ULAŞTIRIR).
SEVGİLİ PEYGAMBERİMİZE TABİ OLMAYANLARA ZOR GELEN ŞEY NEDİR? DİYE DÜŞÜNDÜĞÜMÜZDE “ULAŞ “ EMRİNE İTİAT ETMEK VE BU SEBEPLE DE YÜCE ALLAH’IN DAVETİNİ KABUL ETMEK İNSANLARA ZOR GELDİ.
YÜCE ALLAH KİMLERİ DİLER? SORUSUNUN CEVABI İSE GAYET BASİT.  YÜCE ALLAH’IN DAVETİNE İCABETE ENGEL OLANLAR, YANİ HİDAYETİ GİZLEYEN VE ÖRTENLER HARİÇ, HERKESİ SEÇER.
İŞTE BU SEÇİLEN İNSANLARDAN BİR BÖLÜMÜ BU DAVETİ İDRAK EDER VE YÜCE ALLAH’IN “ DÖN “ “ ULAŞ “ “ YÖNEL “ GİBİ AÇIK EMİRLERİNİ KABUL EDER. İŞTE YÜCE ALLAH’IN KENDİSİNE ULAŞTIRDIĞI KULLARI, YÜCE ALLAH’TAN, YÜCE ALLAH’I DİLEYEN, KAVUŞMAYI DİLEYEN KULLARIDIR.
YÜCE ALLAH’IN VERDİĞİ GARANTİ, KULUNUN RUHU KENDİSİNE ULAŞIP İFNA OLDUĞU, VELAYET MAKAMLARININ BAŞLADIĞI NOKTAYA KADARDIR. BU NOKTA 3 NCÜ CENNET KATINI İHATA EDER.
İşte kişi YÜCE ALLAH’I dilediği noktada, YÜCE ALLAH’TAN FURKANLAR ALACAKTIR. ALDIĞI BU FURKANLAR KİŞİNİN O GÜNE KADAR İŞLEDİĞİ BÜTÜN GÜNAHLARININ TOPLAMI KADAR HASENE KAZANMASINA NEDEN OLUR. BU GÜNAHLARIN ÖRTÜLMESİ OLAYIDIR. İŞTE KİŞİ KALBİNDE İMAN YAZMADIĞI HALDE, BU NOKTADA CENNET EHLİ OLACAK VE 1 NCİ KAT CENNETİN VARİSLERİ ARASINDA YER ALACAKTIR. BURASI BAŞLANGIÇ TAKVASI VEYA AMENÜLER TAKVASININ OLUŞTUĞU YERİ İHATA EDER.
YÜCE ALLAH BU KULUNU TESLİM ALMIŞTIR. ARTIK ULAŞMASINA VESİLE OLACAK İSTİANEYİ İSTEME HAKKININ DA İNSAN SAHİBİ OLACAKTIR. KISA BİR SÜRE SONRA HUŞU SAHİBİ OLACAK VE YÜCE ALLAH’TAN MÜRŞİDİNİ TAHARRİ EDECEKTİR. MÜRŞİD SIRATI MUSTAKİM ÜZERİNDE DAHA ÖNCE YÜRÜYEN VE BÜTÜN TESLİMLERİ GERÇEKLEŞTİREN VE YÜCE ALLAH’IN İRŞADA MEMUR KILDIĞI İNSANDIR.
KİŞİ MÜRŞİDİNİ YÜCE ALLAH’TAN ÖĞRENDİKTEN SONRA DOĞAL OLARAK MÜRŞİDİNE ULAŞACAK VE TABİ OLACAKTIR. TABİYET OLAYI BİR TEVBE OLAYIDIR. TEVBE OLAYI AYNI ZAMANDA ŞEFAAT VE MAĞFİRET OLAYININ GERÇEKLEŞTİĞİ ANI İFADE EDER. İŞTE AYETİ KERİME,
4/NİSÂ-64: Ve mâ erselnâ min resûlin illâ li yutâa bi iznillâh(iznillâhi), ve lev ennehum iz zalemû enfusehum câûke festagferûllâhe vestagfere lehumur resûlu le vecedûllâhe tevvâben rahîmâ(rahîmen).
Ve Biz, (hiç) bir resûlü, Allah'ın izniyle kendilerine itaat edilmesinden başka birşey için göndermedik. VE ONLAR NEFSLERİNE ZULMETTİKLERİ ZAMAN, EĞER SANA GELSELERDİ, BÖYLECE ALLAH'TAN MAĞFİRET DİLESELERDİ VE RESÛL DE ONLAR İÇİN MAĞFİRET DİLESEYDİ, MUTLAKA ALLAH'I, (İKİ TARAFIN DA) TÖVBELERİNİ (ONLARIN TÖVBESİNİ VE RESÛL'ÜN MAĞFİRET TALEBİNİ) KABUL EDEN VE RAHMET EDİCİ OLARAK BULURLARDI.
İŞTE ŞEFAAT VE MAĞFİRET OLAYI, GÜNAHLARIN SEVABA ÇEVRİLMESİ OLAYI BURADA GERÇEKLEŞMİŞ OLUR.
BURASI İNSANIN TEVBE İLE BİRLİKTE NEFS TEZKİYESİNİN BAŞLADIĞI, İNSAN RUHUNUN SIRATO MUSTAKİME ULAŞTIĞI VE ALDIĞI BU TEVBE SEBEBİ İLE 2 NCİ KAT CENNETİN VARİSLERİ ARASINDA YER ALMAYA BAŞLADIĞI NOKTADIR.
BURDA İNSANIN SAHİP OLDUĞU 1 E 10 OLAN DERECAT SİSTEMİNİN DE DEĞİŞTİĞİ NOKTAYI TEŞKİL EDER. YANİ HER NEFS KADEMESİNDE 1 E 100 BAŞLAYARAK 1 E 700 E KADAR DERECAT SİSTEMİ DEĞİŞİR. BU KONUDA AYETİ KERİME VARMI? SORUSUNUN İSE YANITI AŞAĞIDADIR.
40/MU'MİN-15: Refîud derecâti zul arş(arşi), yulkır rûha min emrihî alâ men yeşâu min ıbâdihî li yunzire yevmet telâk(telâkı).
Dereceleri yükselten ve arşın sahibi olan Allah, kullarından (Kendisine ulaştırmayı) dilediği kişinin (Allah'a ulaşmayı dilediği için Allah'ın da Kendisine ulaştırmayı dilediği kişinin) üzerine (başının üzerine) Allah'a ulaşma gününün geldiğini (o kişinin ruhuna) ihtar etmek için, emrinden (Allah'ın emrini tebliğ edecek) bir ruh (devrin imamının ruhunu) ulaştırır.
Bu ayeti kerime hem derecelerin yükseldiğinin,  ruhun fizik bedenden ayrılarak sıratı müstakime ulaşarak YÜCE ALLAH’A ULAŞMAK ÜZERE YOLA ÇIKMA GÜNÜN GELDİĞİNİN, HEM DE İNSANIN BİR BAŞKA RUH İLE DESTEKLENDİĞİNİN AÇIKLANDIĞI AYETİ KERİMEDİR.
BURADA DİKKAT ETMEMİZ GERKEN HUSUS İSE, KİŞİNİN BAŞININ ÜZERİNE YÜCE ALLAH’IN EMRİNDEN BİR RUH ULAŞTIRMASIDIR. ŞİMDİ YAZDIKLARIMI İSE DİKKATLE OKUYUN. İNSANIN DIŞINDA HİÇBİR VARLIKTA RUH YOKTUR. ÖYLE İSE BU RUH BİR İNSANA AİT RUHTUR VE BU RUH, İNSANIN YÜCE ALLAH’A ULAŞTIRMAK ÜZERE YOLA ÇIKAN RUHUNA AİT GÖREVİ ÜSTLENECEK VE İNSANI KORUYACAKTIR.
KÂİNATTA HUZURLU VE MUTLU OLAN İNSANLAR, RUHLARINI YAŞARKEN YÜCE ALLAH’A ULAŞTIRMAK KONUSUNDA DİLEK SAHİBİ OLAN, YÜCE ALLAH’IN KENDİSİNE GÖSTERDİĞİ MÜRŞİDNE ULAŞARAK TABİ OLAN, YÜCE ALLAH’IN YASAK ETTİĞİ FİİLLERDEN SAKINAN VE YÜCE ALLAH’IN KENDİSİNDEN İSTEDİĞİ BÜTÜN EMİRLERE İTAAT EDEN İNSANDIR.
DİĞER BÜTÜN İNSANLAR HUZUR VE MUTLULUKTAN PAY SAHİBİ OLMAYANLARDIR. BU İNSANLAR, YÜCE ALLAH’IN AYETLERİNDEN VE BU SEBEPLE DE SÖZLERİNDEN GAFİL OLANLARDIR.
Ayeti kerimede geçen tevbe günahların mağfiret edilmesine vesile olan tevbedir.
25/FURKÂN-70: İllâ men tâbe ve âmene ve amile amelen sâlihan fe ulâike yubeddilullâhu seyyiâtihim hasenât(hasenâtin), ve kânallâhu gafûren rahîmâ(rahîmen).
Ancak kim (mürşidi önünde) tövbe eder (böylece kalbine îmân yazılıp, îmânı artan) mü'min olur ve salih amel (nefs tezkiyesi) yaparsa, o takdirde işte onların, Allah seyyiatlerini (günahlarını) hasenata (sevaba) çevirir. Ve Allah, Gafur'dur (günahları sevaba çevirendir), Rahîm'dir (rahmet nuru gönderendir).

25/FURKÂN-71: Ve men tâbe ve amile sâlihan fe innehu yetûbu ilallâhi metâbâ(metâben).
Ve kim (mürşidi önünde) tövbe eder ve salih amel (nefs tezkiyesi) işlerse, o taktirde muhakkak ki o, tövbesi kabul edilmiş olarak Allah'a ulaşır (hayattayken ruhu Allah'a ulaşır).
BURADA YPILAN TEVBENİN KABUL EDİLME GARANTİSİNİ DE GÖRÜYORSUNUZ.
ÖYLE İSE, BU İMTİHANIN NASIL OLACAĞINA DAİR BİLGİ MUHAKKAK Kİ KUR’AN-I KERİMDE OLMASI GEREKİR. İŞTE İLGİLİ AYETİ KERİMELER.
2/BAKARA-155: Ve le nebluvennekum bi şey’in minel havfi vel cûi ve naksın minel emvâli vel enfusi ves semerât(semerâti), ve beşşiris sâbirîn(sâbirîne).
Ve sizi mutlaka korku ve açlıktan ve mal, can ve ürün eksikliğinden imtihan ederiz. Ve sabredenleri müjdele.
2/BAKARA-156: Ellezîne izâ esâbethum musîbetun, kâlû innâ lillâhi ve innâ ileyhi râciûn(râciûne).
Onlar ki, kendilerine bir musîbet isabet ettiği zaman: “Biz muhakkak ki Allah içiniz (O'na ulaşmak ve teslim olmak için yaratıldık) ve muhakkak O'na döneceğiz (ulaşacağız).” derler.
2/BAKARA-157: Ulâike aleyhim salâvâtun min rabbihim ve rahmetun ve ulâike humul muhtedûn(muhtedûne).
İşte onlar (dünya hayatında Allah'a mutlaka döneceklerinden emin olanlar) ki Rab'lerinden salâvât ve rahmet onların üzerinedir. İşte onlar, onlar hidayete ermiş olanlardır.

ŞİMDİ FURKAN 70 AYETİ KERİMESİNE DÖNEREK ŞUNLARI SÖYLEMEK İSTİYORUM.
Ayeti Kerimede bahsedilen “mümin olursa” ifadesi  insanın Yüce Allah’a olan imanının daha üst bir boyuta taşındığının kanıtıdır. Burası kişinin HAKKA AMENÛ OLDUĞU NOKTAYI İFADE EDER. MÜRŞİD ÖNÜNDE YAPILAN BU TEVBEDEN SONRA NEFSİ İSLAH EDİCİ AMEL (ZİKİR ) SÖZ KONUSU OLACAKTIR.
BU TEVBENİN NETİCESİNDE KİŞİ ZİKİR YAPACAK, YANİ NEFSİ ISLÂH EDİCİ AMELLERDE BULUNACAKTIR. Bu sebeple hem tevbeleri kabul edilmiş bir şekilde ruh YÜCE ALLAH’A DÖNECEKTİR.

Bu âyet-i kerimedeki "yetûbune" kelimesi, sadece günahların affını dileme istikametindeki bir tövbeyi ifade etmemektedir. "Yetûbu" kelimesinde Allah'a dönmezler, yani ruhlarını Allah'a ulaştırmak istemezler, tövbe etmemenin ötesinde "Allah'a yönelmezler." ifadesi de mevcuttur. Bu âyetteki muhteva, günah işleyip de Allah'tan günahların affı tarzında basit bir tövbe değildir. Onun çok daha ötesidir. Bu münafıkları sahâbeden ayıran gerçek vasıftır.

Allahû Tealâ, Peygamber Efendimiz (S.A.V)'e tâbî oluşu gerektiren gerçek anlamda bir tövbeden bahsediyor. Bütün münafıklar tövbe etmiş görünüyorlar. Bütün sahâbe gibi onlar da Peygamber Efendimiz (S.A.V)'in önünde tövbe etmişler, ama ne yazık ki; etmiş göründükleri gerçek değil sahte bir tövbedir ve ruhları da tabiatıyla Allahû Tealâ'ya doğru yola çıkmaz. "Yetûbu" olmazlar.
Öyleyse tövbe etmek, tâbî olmak ve neticede Allah'a yönelmek.
İŞTE DAHA ÖNCE BAHSETTİĞİ ŞURA 13 AYETİ KERİMESİNDE BAHSEDİLEN MÜŞRÜKLERİN TEVBE ETMİŞ OLMALARINA RAĞMEN KALPLERİNDE GERÇEK ANLAMDA YÜCE ALLAH’A ULAŞMA TALEP VE İSTEĞİ SÖZ KONUSU DEĞİLDİR.
Tevbe Suresinin 126. âyet-i kerimesindeki "musîbetlerle" imtihan edildiklerinde insanlar: "Biz muhakkak ki; Allah için yaratıldık, ruhumuzu mutlaka ölmeden evvel Allah'a ulaştıracağız." derlerse onlar, "yetûbu" olacak olan kişilerdir.
Sahâbe, Allah'a ulaşmayı dilemişler, öyle tövbe etmişler, yetûbu olmuşlar, ruhları Allah'a doğru yola çıkmış, hepsinin ruhu Allah'a ulaşmıştır. Ama diğerleri, böyle bir tövbeyi gerçekleştirmemişlerdir.
ÖYLEYSE BÖYLE BİR DİZAYNDA, TEVBE SURESİNİN 126. ÂYET-İ KERİMESİ, HEM FURKAN-70 VE 71 İLE, HEM BAKARA 156 VE 157 İLE İLLİYET RABITASI İÇİNDEDİR.
SEVGİLİ DOSTLAR VE DEĞERLİ ZİYATEÇİLERİMİZ, TEVBE SURESİ 126 NCI AYETİ KERİME BİZ İNSANLARA NEDEN İMTİHANA TABİ TUTULDUĞUNU, NEDEN TEVBE ALMASI GEREKTİĞİNİ VE BU TEVBENİN NE KADAR DÜRÜST BİR ŞEKLİ İLE YAPILMASI GEREKTİĞİNİN ÇOK AÇIK ANLATIMIDIR. TABİ İLLİYET RABITASI OLAN YAETLERİN DE İFADESİ İLE.
İŞTE İNSAN RUHUNU YÜCE ALLAH’A ULAŞTIRINCAYA KADAR BELKİ DE HAYATININ EWN GÜZEL 7-8-9 AYLIK BİR ZAMAN DİLİMİNİ YAŞAYACAKTIR. RUHUN YÜCE ALLAH’A ULAŞMASNIN HEMEN SONRASINDA İSE KORUMA KALKANI KALKACAK, YANİ GARANTİ BİTECEKTİR. HER AN TEHLİKEYE DÜŞMEMEK İÇİN ÖDEVLERİNİ İNSANIN EKSİKSİZ YERİNE GETİRMESİ ŞARTTIR. İLERİ GEDEBİLMEK İÇİN İSE ZİKRİNİ ARTTIRMASI VE KESİN BİR İMAN İLE ÖNCE FİZİK VÜCUDUNU AHSEN KILARAK YÜCE ALLAH’A TESLİM EDEBİLECEĞİNİN İNANCINA SAHİP OLMASI VE YÜCE ALLAH’I KENDİSİNE VEKİL TAYİN ETMESİ GEREKİR.
SONRA AYNI OLAY NEFSİ İÇİN DE GEÇERLİDİR. EN ZOR OLAN TESLİM FİZİK BEDEN TESLİMİDİR. ÇÜNKÜ AKLIN NEFSİN TALEPLERİNE YÖNELİK OLMASI, FİZİK BEDENİN DE DÜNYA NİMETLERİNİ ARZULUYOR OLMASI SEBEBİ İLE 18 SAATLIK BİR ZİKİR SEVİYESİNE HERGÜN İTİBARI İLE ULAŞMAK ZOR BİR OLGUDUR. HEM ÇEVRENİZDEKİ İNSANLARA MUTLU OLMA İMKÂNI TANIYACAK, ONLARI KIRMAYACAK, GÜCENDİRMEYECEK, HEM DE 18 SAAT DEVAML YÜCE ALLAH İLE BİRLİKTE OLACAKSINIZ.
BENİM İDRAK EDEBİLDİĞİM KADARI İLE NEFS İLE FİZİK BEDENİN KUMANDALARINI AYIRABİLMEDEN BUNU BAŞARMAK İMKÂNSIZDIR. YANİ DÜNYA İŞLERİNİ YAPACAK, KONUŞACAK, SOHBET EDİYOR OLACAKSINIZ ANCAK, NEFSİNİZİN KALBİ DEVAMLI ALLAH, ALLAH, ALLAH DİYEBİLECEK. HİÇBİR ŞEY YÜCE ALLAH’IN YARDIMINA ULAŞMADAN GERÇEKLEŞMEZ. BUNUN OLUŞMASI İSE TEVEKKÜL VE BU TALEBİN KALBİ OLARAK YÜCE ALLAH TARAFINDAN ( NEFSİNİZİN ) KALPTE GÖRÜLMESİNE BAĞLIDIR.
SEVGİLİ DOSTLAR KONUMUZ BURADA TAMAMLANIYOR. UMUYORUM Kİ EKSİK KALAN BİR KONU KALMAMIŞTIR. ŞAYET KONU HAKKINDA SORULARINIZ OLUR İSE BEKLEDİĞİMİ BİLMELİSİNİZ.
YÜCE ALLAH’IN HUZURUNDA BU BİLGİLERİ BİZLERE AKTARAN VE BİZLERİ KUR’AN İLMİ İLE İLİMLENDİREN SEVGİLİ MÜRŞİDİMİZE DE TEŞEKKÜR ETMEYİ BİR BORÇ BİLİYORUM.
BÜTÜN İNSANLIK ÂLEMİNİN YÜCE ALLAH’A KUL OLMAYI VE O’NA YÖNELEREK DİLEMELERİNİ DİLEYEREK SÖZLERİMİ NOKTALIYORUM.

ARO. İNŞ.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder