25 Kasım 2015 Çarşamba

CEHENNEMDEN ÇIKIŞ YOKTUR 4


Sevgili Dostlar ve Değerli Ziyaretçilerimiz,
Bugün sizlerle “ cehennemden çıkış olmadığına dair YÜCE ALLAH’IN KUR’AN-I KERİMİNDE bizlere ilettiği ayeti kerimelerden 4 ncüsünü paylaşacağım.
Yalnız önce şunu ayeti kerimeyi vermek istiyorum. Bu ayeti kerime doğrudan doğruya Sevgili Peygamberimize yönelik bir ayeti kerimedir.
93/DUHÂ-7: Ve vecedeke dâllen fe hedâ.
Ve seni dalâlette buldu sonra hidayete erdirdi.
YÜCE ALLAH’IN kâinatı uğruna yarattım dediği Sevgili Peygamberimiz bile dalalette dünyaya gelmiş ise, sonradan kalbine iman girmiş ve nurlanış ise, HİÇ KİMSE DOĞDUĞU ANDAN İTİBAREN İSLAM OLARAK DOĞMADIĞI AŞIKARDIR.
Öyle ise İSLAM NEREDE BAŞLAMAKTADIR? SORUSUNUN CEVABINI AŞAĞIDAKİ 2 AYETİ KERİME İNCELENDİĞİNDE BULACAKSINIZ. Ancak hemen şunu fitneye sebep olmamak için yazmalıyım. Sevgili Peygamberimizin ve bütün Peygamberlerin ( NEBİLERİN ) MÜRŞİDLERİ HZ. CEBRAİL A.S. DIR. NEBİLER EZELDE SEÇİLMİŞLERDİR VE ENBİYA SURESİNİN 73 NCÜ AYETİ KERİMESİ BUNA AÇIKLIK GETİRMEKTEDİR.
21/ENBİYÂ-73: Ve cealnâhum eimmeten yehdûne bi emrinâ ve evhaynâ ileyhim fi’lel hayrâti ve ikâmes salâti ve îtâez zekâh(zekâti), ve kânû lenâ âbidîn(âbidîne).
VE ONLARI, EMRİMİZLE HİDAYETE ERDİREN (ölmeden önce ruhları Allah'a ulaştıran) imamlar kıldık. Ve onlara, hayırlar işlemeyi, namaz kılmayı ve zekât vermeyi vahyettik. Ve onlar, Bize kul oldular.
OYSA NEBİLERİN OLMADIĞI FETRET DEVİRLERİNDE İSE GÖREVLİ KILINAN İMAMLAR AŞAĞIDAKİ AYETİ KERİMEDE AÇIKLANMIŞTIR.
32/SECDE-24: Ve cealnâ minhum eimmeten yehdûne bi emrinâ lemmâ saberû ve kânû bi âyâtinâ yûkınûn(yûkınûne).
VE ONLARDAN, EMRİMİZLE HİDAYETE ERDİREN İMAMLAR KILDIK, SABIR SAHİBİ OLDUKLARI VE ÂYETLERİMİZE (HAKK'UL YAKÎN SEVİYESİNDE) YAKÎN HÂSIL ETMİŞ OLDUKLARI İÇİN.
Burada bahsedilen imamları seçimlerinin aynı duruma havi SABRIN SAHİBİ VE YÜCE ALLAH’IN AYETLERİNİ HAKK’UL YAKİN SEVİYESİNDE YAKİN HÂSIL ETMİŞLERDEN SEÇİLDİĞİ AŞİKÂRDIR.
Burada bahsedilen imamlar, KAVİM RESULLERİ ARASINDAN YÜCE ALLAH TARAFINDAN SEÇİLİR VE GÖREVLİ KILINIRLAR. BUNLAR VEKİL İMAMLARDIR. NEBİLERİN GÖREVLERİNİ VEKÂLETEN YÜRÜLÜRLER. HER DEVİRDE 1 KİŞİDİR. İRŞAD YETKİSİ DE İMAMA AİTTİR. KAVİM RESULLERİ, MÜRŞİDLER İRŞAD YETKİSİNİN SAHİPLERİDİR. ANCAK İRŞADI GERÇEKLEŞTİREN KİŞİ BUNLAR DEĞİL, SADECE İMAMDIR.
İSLAM DİNİ 7 SAFHA VE 4 TESLİM İÇERİR.
YÜCE ALLAH’A YÖNELME VE DAVETİNİ KABUL VE İCABET ETME, 3 NCÜ BASAMAKTIR.
14 NCÜ BASAMAKTA ( TEVBE ALINDIĞI AN )KİŞİNİN KALBİNE İMAN YAZILIR. BURAYA KADAR OLAN BASAMAKLAR 2 SAFHAYI KAPSAR.
58/MUCÂDELE-22: Lâ tecidu kavmen yû’munûne billâhi vel yevmil âhîri yuvâddûne men hâddallâhe ve resûlehu ve lev kânû âbâehum ve ebnâehum ve ihvânehum ev aşîretehum, ulâike ketebe fî kulûbihimul îmâne ve eyyedehum bi rûhin minh(minhu), ve yudhıluhum cennâtin tecrî min tahtihel enhâru hâlidîne fîhâ, radıyallâhu anhum ve radû anh(anhu), ulâike hizbullâh(hizbullâhi), e lâ inne hizbullâhi humul muflihûn(muflihûne).
Allah'a ve ahiret gününe (ölmeden önce Allah'a ulaşmaya) îmân eden bir kavmi, Allah'a ve O'nun Resûl'üne karşı gelenlere muhabbet duyar bulamazsın. Ve onların babaları, oğulları, kardeşleri veya kendi aşiretleri olsa bile. İŞTE ONLAR Kİ, (ALLAH) ONLARIN KALPLERİNİN İÇİNE ÎMÂNI YAZDI. VE ONLARI, KENDİNDEN BİR RUH İLE DESTEKLEDİ (ORADA EĞİTİLMİŞ OLAN, DEVRİN İMAMININ RUHU ONLARIN BAŞLARININ ÜZERİNE YERLEŞİR). Ve onları, altından nehirler akan cennetlere dâhil edecek. Onlar orada ebediyen kalacak olanlardır. Allah, onlardan razı oldu. Ve onlar da O'ndan (Allah'tan) razı oldular. İşte onlar, Allah'ın taraftarlarıdır. Gerçekten Allah'ın taraftarları, onlar, felâha erenler değil mi?
3 NCİ SAFHA İSE NEFS TEZKİYESİNİN YAPILDIĞI SAFHADIR.
KALBİNE İMAN YAZILMAYAN ANCAK, YÜCE ALLAH’IN DAVETİNE İCABET EDENLER KURTULUŞA ULAŞANLAR ANCAK HENÜZ KALPLERİNDE İMAN YAZMADIĞI İÇİN İSLAM DAİRESİNDE OLANLARI İFADE EDER.
BU DİLEK KALPTEN OLMADIĞI SÜRECE DE HİÇBİR HÜKÜM İFADE ETMEZ. BU DAVETE İCABETİN KABULU SONRASI BU KONUDA HİÇBİR FİİLİ GERÇEKLEŞTİRMEYEN İNSANIN NİYETİNİN SAMİMİ OLMADIĞI DA AÇIKTIR.
İŞTE BU VE İLK 2 BAŞAMAĞI İŞGAL EDENLERİN AMELLERİ BOŞA GİDECEKTİR. NEYE DAYANARAK SÖYLÜYORUZ. İŞTE AYETİ KERİMELER,
18/KEHF-105: Ulâikellezîne keferû bi âyâti rabbihim ve likâihî fe habitat a’mâluhum fe lâ nukîmu lehum yevmel kıyameti veznâ(veznen).
İŞTE ONLAR, RAB'LERİNİN ÂYETLERİNİ VE O'NA MÜLÂKİ OLMAYI (ÖLMEDEN EVVEL RUHUN ALLAH'A ULAŞMASINI) İNKÂR ETTİLER. BÖYLECE ONLARIN AMELLERİ HEBA OLDU (BOŞA GİTTİ). ARTIK ONLAR İÇİN KIYÂMET GÜNÜ MİZAN TUTMAYIZ.
7/A'RÂF-147: Vellezîne kezzebû bi âyâtinâ ve likâil âhireti habitat a’mâluhum, hel yuczevne illâ mâ kânû ya’melûn(ya’melûne).
VE ONLAR Kİ; ÂYETLERİMİZİ VE AHİRETE ULAŞMAYI (HAYATTA İKEN RUHUN ALLAH'A ULAŞMASINI) TEKZİP ETTİLER (YALANLADILAR) VE ONLARIN AMELLERİ, HEBA OLDU (BOŞA GİTTİ). Onlar, yaptıklarından başka bir şeyle mi cezalandırılır?
9/TEVBE-69: Kellezîne min kablikum kânû eşedde minkum kuvveten ve eksere emvâlen ve evlâdâ(evlâden), festemteû bi halâkihim, festemta’tum bi halâkikum kemastemteallezîne min kablikum bi halâkihim ve hudtum kellezî hâdû, ulâike habitat a’mâluhum fid dunyâ vel âhıreh(âhıreti), ve ulâike humul hâsirûn (hâsirûne).
Sizden önceki kimseler gibisiniz. Kuvvet olarak, mal ve evlât olarak daha çoktular, sizden daha kuvvetli idiler (oldular). Böylece nasipleri kadar faydalandılar (metalandılar), sizden önceki kimselerin kendi nasipleri kadar faydalandığı gibi siz de nasibiniz kadar faydalandınız. VE (DÜNYA METAINA) DALANLAR GİBİ SİZ DE DALDINIZ. İŞTE ONLAR, ONLARIN AMELLERİ HEBA OLDU (BOŞA GİTTİ). İŞTE ONLAR, HÜSRANA UĞRAYANLARDIR.
11/HÛD-16: Ulâikellezîne leyse lehum fil âhıreti illen nâr(nâru) ve habita mâ sanaû fîhâ ve bâtılun mâ kânû ya'melûn(ya'melûne).
İşte onlar, onlar için ahirette ateşten başka bir şey yoktur. VE ORADA (DÜNYADA) YAPTIKLARI ŞEYLER, HEBA OLDU (BOŞA GİTTİ). VE YAPMIŞ OLDUKLARI ŞEYLER BÂTILDIR (GEÇERSİZDİR).
Bu insanların kendi kazandıklarının tamamı heba olacak ve sadece başkalarının yaptıkları sebebi ile kazandıkları amel defterlerinde olacaktır. YÜCE ALLAH “ ONLAR İÇİN KIYAMET GÜNÜ MİZAN TUTMAYIZ” buyurmaktadır. Yani kişinin ölün hali gelmeden önce YÜCE ALLAH’A yönelme, kulu olmayı dileme v.b. şeklilerde dilekte bulunma imkânı vardır ve bu imkân ölüm hali gelince ortadan kalkar. O sebeple ölüm anına kadar yapılan ameller defterinde kayırlıdır. Ancak kıyamette bu amellerin hepsi boşa gidecektir.
İşte “kim, günah kazanmış da hataları kendisini kuşatmışsa, işte onlar artık ateş ehlidir ve orada devamlı kalacak olanlardır.” Dediği davete icabet etmeyen insanlar, bu sebeple günahları kendisini kuşatmış insanlardır.
Netice ise ayeti kerimenin devamında bahsediliyor. “işte onlar artık ateş ehlidir ve orada devamlı kalacak olanlardır.” ATEŞ EHLİDİR VE DEVAMLI KALACAK ONLARDIR”
YÜCE ALLAH’IN izni ile okuyan herkes nasiplenir inşallah.
Dualarımızla,



CEHENNEMDEN ÇIKIŞ YOKTUR 1 NCİ AYETİ KERİME

SEVGİLİ DOSTLAR,
BU RESİMLERİ LÜTFEN BİR KLASÖR OLUŞTURARAK SAKLAYIN. BİZE ÖĞRETTİLER Kİ, " BİR İNSAN GÜNAH TARTILARI AĞIR GELİR İSE, GÜNAHLARININ CEZASINI ÇEKİNCEYE KADAR CEHENNEMDE KALACAK, DAHA SONRA YÜCE ALLAH'IN CENNETİNE GİRECEKTİR" DEDİLER VE ÖYLE ÖĞRETTİLER.
SİZİNLE PAYLAŞACAĞIM BU RESİMLERİN İÇERİSİNDE HEP BİR AYET BULACAKSINIZ. BU AYETLERİN HEPSİ CEHENNEMDEN ÇIKIŞ OLMADIĞININ DELİLİDİR.
ŞİMDİ BÖYLE SÖYLEYENLER BUNA CEVAP VERSİNLER VE DİLİ GÖSTERSİNLER. BİZ YÜCE ALLAH'IN AYETLERİNİ DELİL OLARAK GÖSTERİYORSAK, CEVAP DA YÜCE ALLAH'IN AYETLERİNDEN OLMALIDIR.
İŞTE İLK RESMİ GÖNDERİYORUM. LÜTFEN SAKLAYIN.

DİNİMİZİN ÖZELLİKLERİ

Sevgili Dostlar ve Değerli Ziyaretçilerimiz,
Bugün sizlerle bazı ayetler bağlı olarak paylaştığım ancak, mealini hatırladığım kadarı ile hiç paylaşmadığım bir ayeti kerimeyi paylaşmak istiyorum. Bu konuda dinlediğim bir din hocasını olduğunu söyleyen beyefendinin sözleri üzerine yazmanın üzerime farz olduğunu düşündüm. Dolayısı ile de kaleme almaya başladım. Bu konuda çok laf yazmak yerine olayı bütün ayrıntılarını içerdiğini düşündüğüm şekli ile ve tamamen KUR’AN-I KERİM AYETLERİ VE BU AYETLERİN MÜRŞİDİM TARAFINDAN AÇIKLANDIĞI ŞEKLİ İLE VERMEK İSTİYORUM. Belki bağlantıları, geçişleri sağlamaya yönelik olarak çok ama çok küçük ilaveler de yapmış olabilirim.
Sevgili Dostlar ve Değerli Ziyaretçilerimiz, şimdi verdiği ayeti kerimeyi dikkatle okuyun.
30/RÛM-30: Fe ekim vecheke lid dîni hanîfâ(hanîfen), fıtratallâhilletî fataran nâse aleyhâ, lâ tebdîle li halkıllâh(halkıllâhi), zâliked dînul kayyimu ve lâkinne ekseren nâsi lâ ya’lemûn(ya’lemûne).
Artık hanif olarak kendini (vechini) dîn için ikame et, ALLAH'IN HANİF FITRATIYLA Kİ; ALLAH, İNSANLARI ONUN ÜZERİNE (HANİF FITRATIYLA) YARATMIŞTIR. ALLAH'IN YARATMASINDA DEĞİŞME OLMAZ. KAYYUM OLAN (KAİM OLACAK, EZELDEN EBEDE KADAR YAŞAYACAK) DÎN BUDUR. FAKAT İNSANLARIN ÇOĞU BİLMEZ.

Rum Suresinin 30. âyet-i kerimesi dînlerin birleştirilmesinde çok önemli bir yeri vardır. Kur'ân'ın önemli âyetlerinden birisidir; Allahû Tealâ kâinatın tek dînini hanif kelimesiyle anlatmaktadır.

Hanif dîninin 3 esası, vahdet, tevhid ve teslimdir:
  1. Vahdet: Allah'ın tekliğidir.
  2. Tevhid: Bütün insanların Allah'a ulaşmayı dileyerek tek bir fırkayı, mü'minleri oluşturmasıdır.
  3. Teslim: İnsanların sırasıyla Allah'a ruhlarını, vechlerini, nefslerini ve iradelerini teslim etmeleridir.
Allah bütün insanları hanif fıtratıyla yaratmıştır.

ALLAH DÎNİNİ KIYÂMETE KADAR SADECE HEP HANİF DÎNİ OLARAK SÜRDÜRECEKTİR. Başka bir dîni hiç vücuda getirmeyecektir. BÜTÜN İNSANLAR KIYÂMETE KADAR SADECE HANİF FITRATININ ÖZELLİKLERİNİ YAŞAYABİLECEK OLAN STANDARTLARDA YARATILACAKLARDIR. Allah ne dîni ne de insanların o dîni yaşayabilecek olan özelliklerini değiştirecektir. İŞTE O ÖZELLİKLER HANİF FITRATINI OLUŞTURUR.

EZELDEN EBEDE KADAR TEK BİR DÎN OLUŞMUŞ VE DEVAM EDECEKTİR. ÖYLEYSE DÎNLER OLMASI MÜMKÜN DEĞİLDİR. ALLAH'IN İNDİNDE SADECE TEK BİR DÎN VAR OLACAK VE HİÇ DEĞİŞMEYECEKTİR. NİTEKİM SADECE HANİF DÎNİ VARDIR. Ama 21. yüzyılda insanlar 72 tane inanç grubuna ayrılmışlardır.

ŞU ANDA HER MİLLETİN İÇİNDE MUTLAKA ALLAH'IN BİR RESÛLÜ VARDIR VE İNSANLARA HANİF DÎNİNİN ESASLARINI ANLATMAKTADIR.
Bu ayeti kerime ile bağlantılı olarak sizlere aşağıdaki ayeti kerimeyi de vermek istiyorum.
42/ŞÛRÂ-13: Şerea lekum mined dîni mâ vassâ bihî nûhan vellezî evhaynâ ileyke ve mâ vassaynâ bihî ibrâhîme ve mûsâ ve îsâ, en ekîmûd dîne ve lâ teteferrekû fîh(fîhi), kebure alel muşrikîne mâ ted’ûhum ileyh(ileyhi), allâhu yectebî ileyhi men yeşâu ve yehdî ileyhi men yunîb(yunîbu).
(Allah) dînde, onunla Hz. Nuh'a vasiyet ettiği (farz kıldığı) şeyi (şeriati); “Dîni ikame edin (ayakta, hayatta tutun) ve onda (dînde) fırkalara ayrılmayın.” diye HZ. İBRÂHÎM'E, HZ. MUSA'YA VE HZ. İSA'YA VASİYET ETTİĞİMİZ ŞEYİ SANA DA VAHYEDEREK, SİZE DE ŞERİAT KILDI. SENİN ONLARI, KENDİSİNE ÇAĞIRDIĞIN ŞEY (ALLAH'A ULAŞMAYI DİLEME) MÜŞRİKLERE ZOR GELDİ. ALLAH, DİLEDİĞİNİ KENDİSİNE SEÇER VE O'NA YÖNELENİ, KENDİSİNE ULAŞTIRIR (RUHUNU HAYATTA İKEN KENDİSİNE ULAŞTIRIR).
BU ayeti kerimede dikkat ederseniz 5 ULUL AZİM PEYGAMBER İSMEN ZİKREDİLMİŞ VE SEVGİLİ PEYGAMBERİMİZE DE “SANA DA VAHYEDEREK, SİZE DE ŞERİAT KILDI” diyerek, bütün peygamberlere gelen dinin aynı olduğunu açıklamıştır.
Ayeti kerimenin geniş meali ise şöyledir.
Şura Suresinin 13. âyet-i kerimesi Kur'ân-ı Kerim'in en önemli âyetlerinden biridir. Allahû Tealâ, Allah'a ulaşmayı dileyen; yani Allah'a yönelen kişiyi mutlaka Kendisine ulaştıracağını ifade etmektedir. Allahû Tealâ, insanlardan bir kısmını seçeceğini, seçtiklerinden de Allah'a ulaşmayı dileyenleri Kendisine ulaştıracağını söylemektedir, garanti etmektedir. Bu âyet açık bir şekide Rum Suresinin 30, 31, ve 32. âyetleriyle alâkalıdır.
30/RÛM-30: Fe ekim vecheke lid dîni hanîfâ(hanîfen), fıtratallâhilletî fataran nâse aleyhâ, lâ tebdîle li halkıllâh(halkıllâhi), zâliked dînul kayyimu ve lâkinne ekseren nâsi lâ ya’lemûn(ya’lemûne).
Artık hanif olarak kendini (vechini) dîn için ikame et, Allah'ın hanif fıtratıyla ki; Allah, insanları onun üzerine (hanif fıtratıyla) yaratmıştır. Allah'ın yaratmasında değişme olmaz. Kayyum olan (kaim olacak, ezelden ebede kadar yaşayacak) dîn budur. Fakat insanların çoğu bilmez.

Allahû Tealâ sadece tek bir dînin olduğunu, bütün insanları hanif fıtratıyla yarattığını ve yaratmasında değişiklik görülemeyeceğini ifade etmektedir. Allahû Tealâ, bütün insanları kıyâmete kadar hep hanif fıtratıyla yani hanif dînini yaşayabilecek olan özelliklerle yaratacaktır.
30/RÛM-31: Munîbîne ileyhi vettekûhu ve ekîmûs salâte ve lâ tekûnû minel muşrikîn(muşrikîne).
O'na (Allah'a) yönelin (Allah'a ulaşmayı dileyin) ve O'na karşı takva sahibi olun. Ve namazı ikame edin (namaz kılın). Ve (böylece) müşriklerden olmayın.

Müşriklerden olmayan (şirke düşmeyen) kişinin, Allah'a ulaşmayı dileyen kişi olduğu kesinleşmektedir. Allahû Tealâ, Rum suresinin 32. âyet-i kerimesinde şirki anlatmaktadır:
30/RÛM-32: Minellezîne ferrakû dînehum ve kânû şiyeâ(şiyean), kullu hızbin bimâ ledeyhim ferihûn(ferihûne).
(O müşriklerden olmayın ki) onlar, dînlerinde fırkalara ayrıldılar ve grup grup oldular. Bütün gruplar, kendilerinde olanla ferahlanırlar.

Allahû Tealâ'nın şirk tarifi açık ve kesin bir şekilde burada yerli yerine oturmaktadır: Şirk içinde olanlar Allah'a ulaşmayı dilemeyenlerdir, Allah'a yönelmeyenlerdir. Allah'a yönelmiş olsalardı tek bir fırka oluşturacaklardı (73. fırka) ve diğer bütün fırkalar bunun dışında kalacaklardı (72 fırka). Müşrikler Allah'a ulaşmayı kesinlikle dilemiyorlar, dileseler gizli şirkten kurtulacaklar. Rum-32 ve Şura-13'te gizli şirkten bahsedilmektedir.

Allah'a yönelip de takva sahibi olanların içinde bulunduğu tek fırka bütün insanlar için bir kurtuluştur. Allah kimi dilerse onu Kendisine seçer ve bu seçtiklerinden Allah'a ulaşmayı dileyenleri mutlaka Kendisine ulaştırır. Allah'ın seçtiği ve seçmediği insanlar vardır. Allahû Tealâ insanların %90'dan fazlasını seçer. Allah'a ulaşmayı dilemekten insanları men etmeyen herkes seçilir. Seçilenlerin de hepsinin kalbi kasiyet bağlamıştır. Henüz o kişi Allah'a ulaşmayı dilememiştir ve kalbi kapkaranlıktır. Bu karanlık kalpliler Allah'a ulaşmayı dilemedikleri gibi başka insanların da Allah'a ulaşmasına mani olurlarsa, Allah onları dalâlette ve şirkte bırakır, onları seçmez. Bu şirk; gizli şirktir.

Âyet-i kerime açık ve kesin bir şekilde insanların ikiye ayrıldığını, bir kısmının Allah'a ulaşmayı dilediğini ve şirkten kurtulduğunu diğer kesimin şirkte kaldığını söylemektedir.

Allah'ın insanlardan beklediği şey Allah'a ulaşmayı dilemeleridir. Allah, Kendisine ulaşmayı dileyenleri Kendisine ulaştıracaktır. O insanlar ruhlarını Allah'a ulaştırmayacaklardır. Allah, onların ruhlarını Kendisine ulaştıracaktır. Bu kişilere namazı, orucu, zikri, bütün ibadetleri sevdiren Allah'tır. Allah'ın sevdirmesiyle kişi bütün ibadetlerini yerine getirir.
Peki, bu konuda, YÜCE ALLAH’IN Sevgili Peygamberimize Hz. İbrahim’in dinine tabi olması için BİR FARZ EMRİ VARMI? İŞTE İLGİLİ AYETİ KERİME,
 22/HACC-78: Ve câhidû fillâhi hakka cihâdih(cihâdihî), huvectebâkum ve mâ ceale aleykum fid dîni min harac(haracin), millete ebîkum ibrâhîm(ibrâhîme), huve semmakumul muslimîne min kablu ve fî hâzâ li yekûner resûlu şehîden aleykum ve tekûnû şuhedâe alen nâs(nâsi), fe ekîmûs salâte ve âtuz zekâte va’tesımû billâh(billâhi), huve mevlâkum, fe ni’mel mevlâ ve ni’men nasîr(nasîru).
VE ALLAH'DA HAKKIYLA CİHAD EDİN. O, SİZİ SEÇTİ. DÎNDE SİZİN İÇİN BİR ZORLUK KILMADI Kİ; O, BABANIZ İBRÂHÎM (A.S)'IN DÎNİDİR. O, SİZİ DAHA ÖNCE DE “MÜSLÜMANLAR” (ALLAH'A TESLİM OLANLAR) OLARAK İSİMLENDİRDİ. BUNDA DA (KUR'ÂN-I KERİM'DE DE), RESÛL SİZE ŞAHİT OLSUN VE SİZ DE İNSANLARA ŞAHİTLER OLASINIZ DİYE. Öyleyse namazı ikame edin (kılın), zekâtı verin, Allah'a sarılın (Allah'ın Zat'ında yok olun). O, sizin Mevlâ'nız. (O), ne güzel Mevlâ (dost) ve ne güzel yardımcı.
Sevgili Dostlar ve Değerli Ziyaretçilerimiz, sizlere sıklıkla bahsettiğim bir hususu burada zikretmek zorunda olduğumu hissediyorum. DİNİNİZİ EL YAZMASI KİTAPLARDAN ÖĞREMEYİN. KUR’AN-I KERİM’DE YÜCE ALLAH HER OLAYIN BİR ÖRNEĞİNİ MUTLAKA KOYMUŞTUR. SEVGİLİ PEYGAMBERİMİZZİN KENDİ HEVASINDAN KONUŞMADIĞI DA AYETLERLE SABİT OLDUĞUNDAN HADİSLER MUTLAK SURETTE KURAN AYETLERİ İLE ÖRTÜŞMELİDİR. ŞAYET ÖRTÜŞMÜYOR, KUR’AN-I KERİMDE BİR HADİS DESTEK GÖRMÜYOR İSE O MEVZU HADİSTİR.
Yüce Allah bütün insanları TEVHİDİ OLUŞTURMAYA, TEK BİR ALLAH’A İMAN ETMEYE VE EZELDE VERDİĞİMİZ YEMİNLERİMİZİ YERİNE GETİRMEYE DAVET EDİYOR.
Sizlere sadece davet ayetlerinin bir tanesini örnek olarak vereceğim.
13/RA'D-14: Lehu da’vetul hakk(hakkı),………………………………………………
Hakkın daveti O'nadır (Kendisinedir, Allah'adır)……………………………………………
Sevgili Dostlar ve Değerli Ziyaretçilerimiz, biz insanları birileri davet ettiğinde nerede ise koşarak gideriz, İzzet var, ikram var v.s. diye. Ancak ne hikmet ise SONSUZ BİR ZAMAN DİLİMİ YAŞAYACAĞIMIZ AHİRET YAŞAMI BAŞLAMADAN ÖNCE BİZE AHİRETİ KAZANDIRACAK YÜCE ALLAH’IN BU DAVETİNE DE İSTEKLE, AŞKLA İCABET ETMEYİZ. ADETA BU DAVETİ DUYMAYAN ÜÇ SAGIRLAR GİBİ DAVRANIRIZ.
NEDEN AHİRET HAYATINI KAZANMAK İÇİN YÜCE ALLAH’IN DAVETİNE İCABET EDİP TEVHİDİ OLUŞTURANLARIN ARASINDA YER ALMAYIZ? BİLEMİYORUM.
YÜCE ALLAH BU KADAR AÇIK VE NET OLARAK SADECE BABAMIZ HZ.İBRAHİMİN HANİF DİNİNE TABİ OLUN DİYE EMRETTİKTEN ÜZERİMİZE FARZ KILDIKTAN SONRA NEDEN HALA FIRKALARI SAVUNURUZ? ANLAMIYORUM. BUNLARI SAVUNANLARIN VE BU SEBEPLE DE İNSANLARIN DELALETTE KALMALARINA VESİLE OLANLAR ACABA AŞAĞIDAKİ AYETİ KERİMEDE BAHSEDİLENLER OLDUĞUNU SÖYLEMEK NE KADAR YANLIŞ OLACAKTIR? DERSİNİZ.
45/CÂSİYE-23: E fe reeyte menittehaze ilâhehu hevâhu ve edallehullâhu alâ ilmin ve hateme alâ sem’ihî ve kalbihî ve ceale alâ basarihî gışâveh(gışâveten), fe men yehdîhi min ba’dillâh(ba’dillâhi), e fe lâ tezekkerûn(tezekkerûne).
HEVASINI KENDİSİNE İLÂH EDİNEN KİŞİYİ GÖRDÜN MÜ? VE ALLAH, ONU İLİM (ONUN FAYDASIZ İLMİ) ÜZERE DALÂLETTE BIRAKTI. VE ONUN İŞİTME HASSASINI VE KALBİNİ MÜHÜRLEDİ. VE ONUN BASAR (GÖRME) HASSASININ ÜZERİNE GIŞAVET (PERDE) ÇEKTİ. BU DURUMDA ALLAH'TAN SONRA ONU KİM HİDAYETE ERDİRİR? Hâlâ tezekkür etmez misiniz?
Bu sebeple tekrar hassetsen rica ediyorum. Gerek sayfamda gerekse grubumda olan kardeşlerimiz, sayfalarıma bir şey eklerken mutlaka doğruluğunu araştırsınlar. KUR’AN HÜKÜMLERİNE UYMAYAN HİÇBİR ŞEYİ SAYFALARIMA EKLEMESİNLER. BÖYLE EKLENTİLERİ HER ZAMAN DENETLEME İMKÂNIM DA OLMADIĞINDAN YANLIŞ BİLGİLERİN ULAŞTIRILMASINA VESİLE OLMAKTAN YÜCE ALLAH’A SIĞINIRIM. ÖZELLİKLE VECİZ SÖZLER, GÜZEL SÖZLER OLARAK HAZIRLANAN VE ÜZERLERİNDE HATALI MEAL OLAN RESİMLERİ DE EKLEMEKTEN VE PAYLAŞMAKTAN UZAK DURMALIYIZ.
DİĞER GRUPLAR BUNLARA MÜSAADE EDEBİLİRLER. ANCAK BİZ YÜCE ALLAH DOSTU OLAN İNSANLARIN BUNLARA İZİN VERMESİ DÜŞÜNÜLEMEZ.
YÜCE ALLAH’IN RAHMETİ, BEREKETİ VE SEVGİSİ, BÜTÜN İNSANLARIN İŞİTMESİNE VE İDRAK ETMELERİNE VESİLE OLMASI DUALARIMIZ İLE,
ARO. İNŞ.





DİNİN AMACI NEDİR?

Sevgili Dostlar ve Değerli Ziyaretçilerimiz,
Sizlere bir soru sorarak yazımı yamak istiyorum. Dinin amacı nedir?
Bu sorunun cevabı şu olması lazım. Yaşamı ve ölümü veren Yüce Allah, ne yaparsak, nasıl yaşarsak
kurtuluşa ulaşacağımızı, ne yaparsak ve bu yaptıklarımızı da hayatımızın felsefesi haline getirsek
nelere muhatap olacağımızı açık açık anlatıyor olmalıdır.
Kurtuluş ve ceza.
Sevgili Dostlar ve Değerli Ziyaretçilerimiz,
Bu ayeti kerimeyi dikkatle okuyun.
2/BAKARA-38: Kulnâhbitû minhâ cemîa(cemîan), fe immâ ye’tiyennekum minnî hudenfe men tebia hudâye fe lâ havfun aleyhim ve lâ hum yahzenûn(yahzenûne).
Biz dedik ki: “Hepiniz oradan (aşağıya) inin. Benden size mutlaka hidayet gelecektir. O zaman kim hidayetime tâbî olursa, artık onlara korku yoktur ve onlar mahzun olmazlar.”
Demek ki, Yüce Allah'tan hidayet gelecek ve kim Yüce Allah'ın hidayetine tabi olur ise onlar için korku olmayacak.
Yani bu insanlar kurtuluşta olanlar olacaklar. Yani TAKVA ELBİSESİNİ GİYEN KULLAR OLACAKLAR.
PEKİ, TAKVA ELBİSESİ GİYMEK İÇİN NE YAPMALI, İŞTE AYETİ KERİME,
30/RÛM-31: Munîbîne ileyhi vettekûhu ve ekîmûs salâte ve lâ tekûnû minel muşrikîn(muşrikîne).
O'na (Allah'a) yönelin (Allah'a ulaşmayı dileyin) ve O'na karşı takva sahibi olun. Ve namazı ikame edin (namaz kılın). Ve (böylece) müşriklerden olmayın.
Bu yönelme kalbi bir dilek ile olmalıdır. Nefsinizin kalbinde böyle bir dilek oluşmaz ise, yani sadece ağzınızdan böyle bir yönelme talebinde bulunursanız, bir faydası bu dilek kalbi oluncaya kadar insana bir faydası söz konusu değildir. Şimdi sizlere bir ayet vererek konuyu uzatmadan bitirmek istiyorum.
8/ENFÂL-29: Yâ eyyuhellezîne âmenû in tettekullâhe yec’al lekum furkânen ve yukeffir ankum seyyiâtikum ve yagfir lekum, vallâhu zul fadlil azîm(azîmi).
Ey âmenû olanlar! Allah'a karşı takva sahibi olursanız sizi furkan (hak ve bâtılı ayırma özelliği) sahibi kılar! Ve sizden (sizin) günahlarınızı örter ve size mağfiret eder (günahlarınızı sevaba çevirir). Ve Allah, büyük fazl sahibidir.
Burada şuna dikkat edin lütfen. Yüce Allah buyuruyor ki “Ey âmenû olanlar! Allah'a karşı takva sahibi olursanız…..” Bir önceki ayeti kerime ise nasıl takva sahibi olacağımızı açıklıyordu. “O'na (Allah'a) yönelin (Allah'a ulaşmayı dileyin) ve O'na karşı takva sahibi olun…………..” o zaman yukarıda verdiğim ayeti kerimenin başlangıcını şu şekli ile meallendirmekte de bir sakınca söz konusu değildir.
“  Ey âmenû olanlar, O'na (Allah'a) yönelin (Allah'a ulaşmayı dileyin) ve O'na karşı takva sahibi olun, Allah sizi Furkan sahibi kılar…………………….”
Peki, bu Furkanlar acaba nelerdir? Diye muhakkak merak ediyor olmalısınız. Aşağıda peş peşe 4 ayeti kerime vereceğim. Bu ayetlerde sayılan engellerin alınması bu Furkanları oluşturur.
2/BAKARA-6: İnnellezîne keferû sevâun aleyhim e enzertehum em lem tunzirhum lâ yu’minûn(yu’minûne).
Onlar muhakkak ki kâfirdirler. Onları ikaz etsen de etmesen de onlar için eşittir (birdir), mü'min olmazlar.
2/BAKARA-7: Hatemallâhu alâ kulûbihim ve alâ sem’ıhim, ve alâ ebsârihim gışâveh(gışâvetun), ve lehum azâbun azîm(azîmun).
Allah onların KALPLERİNİN ÜZERİNİ VE İŞİTME (SEM'Î) HASSASININ ÜZERİNİ MÜHÜRLEDİ VE GÖRME (BASAR) HASSASININ ÜZERİNE GIŞAVET (PERDE) ÇEKTİ. Onlar için azîm (büyük) azap vardır.
İşte insanın beyninde oluşan 3 hassa ve üzerlerine konulan engeller.
17/İSRÂ-45: Ve izâ kara’tel kur’âne cealnâ beyneke ve beynellezîne lâ yu’minûne bil âhıreti hicâben mestûrâ(mestûren).
Sen Kur'ân'ı kıraat ettiğin (okuduğun) zaman, seninle ahirete (ölmeden evvel Allah'a ulaşmaya ve kıyâmet gününe) inanmayanlar arasına HİCAB-I MESTURE KILDIK (GÖZLERİNİN ÜZERİNE, SENİ PEYGAMBER OLARAK GÖRMELERİNİ ENGELLEYEN BİR PERDE KOYDUK).
17/İSRÂ-46: Ve cealnâ alâ kulûbihim ekinneten en yefkahûhu ve fî âzânihim vakrâ(vakran), ve izâ zekerte rabbeke fîl kur’âni vahdehu vellev alâ edbârihim nufûrâ(nufûren).
O'nu (Kur'ân'ı), fıkıh (idrak) etmelerine karşı, (fıkıh edemesinler diye) KALPLERİNİN ÜZERİNE EKİNNET VE ONLARIN KULAKLARINA VAKRA (İŞİTME ENGELİ) KILDIK. Ve sen, Kur'ân'da Rabbinin tekliğini zikrettiğin zaman nefretle arkalarına döndüler.
İŞTE YÜCE ALLAH’IN DAVETİNE İCABET ETMEYEN VE ETMEMEKLE KALMAYIP KARŞI ÇIKANLARIN VE İNSANLARIN BU DAVETE İCABET ETMELERİNİ ENGELLEYENLERİN MUHATAP OLDUKLARI BU ENGELLER. İŞTE BU ENGELLERİ YÜCE ALLAH KALDIRIR. AYRICA İDRAK ETMEYİ SAĞLAMAK ÜZERE NEFSLERİNİN KALBİNE DE İHBATI KOYAR. İŞTE İLGİLİ AYETİ KERİME.
22/HACC-54: Ve li ya’lemellezîne ûtul ılme ennehul hakku min rabbike fe yu’minû bihî fe tuhbite lehu kulûbuhum, ve innallâhe le hâdillezîne âmenû ilâ sırâtın mustakîm(mustakîmin).
Ve kendilerine ilim verilenlerin, onun (irşad makamının, Velî Resûl'ün, Nebî Resûl'ün) söylediklerinin Rabbinden bir hak olduğunu bilmeleri, O'na îmân etmeleri, ONLARIN KALPLERİNİN O'NU (ALLAH'I) İDRAK ETMESİ (KALPLERİNDEN EKİNNETİN ALINIP YERİNE İHBAT SİSTEMİ KONARAK KALPLERİN MUTMAİN OLMASI) İÇİNDİR. Muhakkak ki Allah, âmenû olanları (Allah'a ulaşmayı dileyenleri) mutlaka Sıratı Mustakîm'e hidayet edendir.
İşte bu şekli ile YÜCE ALLAH 7 Furkan verecektir. Bu Furkanların verilmesi tamamlandığında ( bu işlemler birkaç saniye zaman alacaktır.)kışının ayeti kerimede söylendiği şekli ile günahları ÖRTÜLMÜŞ OLACAKTIR. İŞTE İNSANIN KURTULUŞA ULAŞTIĞI NOKTA BU NOKTADIR.
İnsan kalben YÜCE ALLAH’A teslim olmuştur. İşte teslim olan bu insan artık bildiği din kültürünün kendisine yetmediğini ve kendisini tatmin de etmediğini, kalbinin mutmain olmadığını görecektir. İşte bu noktada artık taharri etmeye yani aramaya başlar insan. Bu arama sizi önce HUŞU SAHİBİ KILACAK, ARDINDAN DA DİNİN SAHİBİ OLAN YÜCE ALLAH’TAN YARDIM TALEP ETMEYE SEVK EDECEKTİR.
İŞTE O ZAMAN HACET NAMAZI KILACAKSINIZ. MUHTEMELEN DE SÖYLE BİR DUA EDİYOR OLACAKSINIZ “ YARABBİ BANA İPİME SINSIKI SARIL DİYE EMREDİYORSUN ( ALİ İMRAN 103), ANCAK BEN SENİN İPİNİ GÖRMÜYORUM. BANA, SANA DÖNMEMİ EMREDİYORSUN ( FECR 28 ) ANCAK BEN NASIL DÖNECEĞİMİ BİLMİYORUM. BANA,SANA ULAŞMAMI EMREDİYORSUN ( MÜZEMMİL 8 ) ANCAK BEN NASIL ULAŞACAĞIMI DA BİLMİYORUM. BANA, BENİ KENDİNE DAVET ETTİĞİNİ SÖYLÜYORSUN ( RAD 14 ) ANCAK BEN BU DAVETE NASIL KATILACAĞIMI DA BİLMİYORUM. YARABBİ BANA BU KONUDA YARDIM ET. BEN DE SANA DÖNEN, ULAŞAN, DAVETİNE İCABET EDEN, İPİNE SIMSIKI SARILAN KULLARINDAN BİRİ OLMAK İSTİYORUM” GİBİ VEYA BENZERİ BİR DUA EDECEKSİNİZ.
İŞTE YAPTIĞINIZ, YAPACAĞINIZ BU DUAYI NAMAZ İLE YAPMALISINIZ. BU NAMAZ HERGÜN KILDIĞIMIZ BİR NAMAZ DEĞİL. ADI HACET NAMAZI. HUŞU SAHİBİ OLMUŞSANIZ YÜCE ALLAH SİZE MUTLAKA SİZİ KENDİSİNE ULAŞTIRMASI İÇİN BİR MURŞİD GÖSTERECEKTİR. BELKİ İLK GÖRDÜĞÜNÜZDE KABULLENMEK BİRAZ ZAMAN ALABİLİR ANCAK, BİLİYORSUNUZ Kİ SİZE BU KAMİL İNSANI YÜCE ALLAH GÖSTERDİ. GİTTİNİZ. GÖRECEKSİNİZ Kİ MÜRŞİDİNİZ SİZİ BEKLİYOR OLACAKTIR. TEVBE ETTİNİZ. BAKIN BU HUSUSDA YÜCE ALLAH NE SÖYLÜYOR.
 25/FURKÂN-70: İllâ men tâbe ve âmene ve amile amelen sâlihan fe ulâike yubeddilullâhu seyyiâtihim hasenât(hasenâtin), ve kânallâhu gafûren rahîmâ(rahîmen).
Ancak kim (mürşidi önünde) tövbe eder (böylece kalbine îmân yazılıp, îmânı artan) mü'min olur ve salih amel (nefs tezkiyesi) yaparsa, o taktirde işte onların, Allah seyyiatlerini (günahlarını) hasenata (sevaba) çevirir. Ve Allah, Gafur'dur (günahları sevaba çevirendir), Rahîm'dir (rahmet nuru gönderendir).
İşte insanın kalbine iman bu noktada yazılır ve insan HAKKA AMENÜ OLUR. İMANI ARTAN BİR MÜMİN OLUR. İŞTE BU TEVBE KİŞİYİ YENİ BİR NOKTAYA TAŞIR. Enfal suresi 29 söylenen mağfiret olayı günahların bir kez daha sevaba çevrilmesini ifade eder. Nitekim Furkan 70 ayeti kerimesi de aynı şeyi söylüyor.
Sevgili Dostlar ve Değerli Ziyaretçilerimiz, kurtuluş insanoğluna çok yakın ama maalesef din öğreticileri bu ilmi YÜCE ALLAH’TAN almadıkları için meallendirmekte, anlatmakta zorluk çekiyorlar ve çok büyük bir kesimi de anlatamıyor. Oysa her zaman diliminde YÜCE ALLAH’IN DİNİNİ ANLATMAKLA VE ÖĞRETMEKLE GÖREVLİ KULLARI VARDIR VE GÖREV BAŞINDADIR. Önemli olan bu insanlara ulaşmayı kalben dilemek ve istemektir.
Umuyorum ki okuduğunuzda sizler için sorun olan birçok hususun aydınlandığını göreceksiniz. Sorularınız muhakkak olabilir. Yazabilir sorabilirsiniz. Bildiklerime derhal, bilmediklerimi ise öğrenerek cevaplamak ödevimdir.
Rahman ve Rahim olan YÜCE ALLAH insanları sevgisinden ve aşkından mahrum bırakmasın inş.
AMİN. ARO. İNŞ.






51/ZÂRİYÂT-56

Sevgili Dostlar ve Değerli Ziyaretçilerimiz,

Bugün sizlerle sadece çok kısa bir ayeti kerimeyi ve buna ait tefsiri paylaşmak istiyorum.
51/ZÂRİYÂT-56: Ve mâ halaktul cinne vel inse illâ li ya'budûn(ya'budûni).
Ve Ben, insanları ve cinleri (başka bir şey için değil, sadece) Bana kul olsunlar diye yarattım.
1.
ve mâ halaktu
: ve ben yaratmadım
2.
el cinne
: cinler
3.
ve el inse
: ve insanlar
4.
illâ
: den başka
5.
li ya'budû-ni
: bana kul olmaları
Kelimelerinin anlamları da yukarıda verilmiştir.
Allah: "İnsanları ve cinleri Allah'a kul olsunlar diye yarattım." buyuruyor. Kul olmak "abd" kelimesiyle, ibadet etmek "abid" kelimesiyle ifade edilir.
Yüce Allah’ın bizlerin ibadetine ihtiyacı yoktur. İhtiyaç sahibi olan, kurtuluşa ulaşabilmek için, Yüce Allah’ın çizdiği RÜŞT YOLUNDA nasıl yürüyeceklerini öğrenmek ihtiyacı olan İNSANDIR. Bir başka ifade ile gayy yolundan kurtuluşunu nasıl sağlayacaktır? Soru bu. Cevabı da tabiî ki Kur’an-ı Kerimde var. İşte cevap,
 39/ZUMER-17: Vellezînectenebût tâgûte en ya’budûhâ ve enâbû ilâllâhi lehumul buşrâ, fe beşşir ıbâd(ıbâdi).
Ve onlar ki; taguta (insan ve cin şeytanlara) kul olmaktan içtinap ettiler (kaçındılar, kendilerini kurtardılar). Çünkü Allah'a yöneldiler (Allah'a ulaşmayı dilediler). Onlara müjdeler vardır. Öyleyse kullarımı müjdele!
Yağpılması gerekenleri Yüce Allah sıralamış,
1- Tagut’a kul olmaktan kaçınmak. Tagut kimdir sorusunun cevabı ise şudur.
a- Şeytan
b-Cin şeytanlar
c-İnsan şeytanlar
kısaca Yüce Allah’ın davetini değiştiren, saklayan, inkar eden, yalanlayan, insanların hidayetine mani olanların bütünü tagutu oluştururlar.
2-Taguta kul olmaktan kaçınan bu insanlar ne yapmışlar? YÜCE ALLAH’A YÖNELMİŞLER.
3-Bu insanların YÜCE ALLAH’A YÖNELMELERİ KURTULUŞLARINA VESİLE OLMUŞ Kİ, YÜCE ALLAH KULLARIMI MÜJDELE BUYURUYOR.
DİKKAT EDİNİZ. BİZLERE ÖĞRETİLEN İSLAM DİNİN 5 ŞARTININ HİÇBİRİSİ YOK. PEKİ NASIL OLUYORDA KURTULUYORLAR? İŞTE BÜTÜN MESELE BURADA. BU İNSANLAR YÜCE ALLAH’A YÖNELMİŞLER. BU SEBEPLEDE TAKVA SAHİBİ OLMUŞLAR. BU SEBEPLE DE GÜNAHLARI ÖRTÜLMÜŞ. BU SEBEPLE KIYAMET GÜNÜ SEVAP TARTILARI AĞIR GELENLER ARASINDA OLMUŞLAR.
İSLAM DİNİNİ OLMAZSA OLMAZ İKİ ŞARTI VE EN ÖNEMLİLERİ MAALESEF BUGÜN ÖĞRETİLEN VE ISRAR EDİLEN DİN EĞİTİMİNDE YOK.
1- YÜCE ALLAH’A YÖNELMEK. BAŞLIBAŞINA KURTULUŞU SAĞLAYAN BU OLAY İSLAM TATBİKATINDAN KALDIRILMIŞ.
2- İNSANIN AYDINLANMASINA VE NEFSİNİN KALBİNİN TEMİZLENMESİNE VESİLE OLACAK OLAN ZİKİR YOK. NEFS TEZKİYESİ YOK. ANCAK İNSANLARIN YÜCE ALLAH’IN DAVETİNE ULAŞABİLMELERİ İÇİN NURLANMALARI GEREKTİĞİ ORTADA OLMAYINCA, AYDINLANMAYA VESİLE NEYİN OLACAĞINI YÜCE ALLAH’TAN SORMAK VE ÖĞRENMEK DE YOK.
3- İSLAM DİNİNİN YAŞANMAYA BAŞLADIĞI NOKTA ( KURTULUŞ DAHA ÖNCEKİ BİR OLAY ) NEFSİN KALBİNE İMAN YAZILMASI İLE GERÇEKLEŞTİĞİ GERÇEĞİ YOK.
24/NÛR-21: Yâ eyyuhellezîne âmenû lâ tettebiû hutuvâtiş şeytân(şeytâni), ve men yettebi’ hutuvâtiş şeytâni fe innehu ye’muru bil fahşâi vel munker(munkeri) ve lev lâ fadlullâhi aleykum ve rahmetuhu mâ zekâ minkum min ehadin ebeden ve lâkinnallâhe yuzekkî men yeşâu, vallâhu semî’un alîm(alîmun).
Ey âmenû olanlar, şeytanın adımlarına tâbî olmayın! Ve kim şeytanın adımlarına tâbî olursa o taktirde (şeytanın adımlarına uyduğu taktirde) muhakkak ki o (şeytan), fuhşu (her çeşit kötülüğü) ve münkeri (inkârı ve Allah'ın yasak ettiklerini) emreder. VE EĞER ALLAH'IN RAHMETİ VE FAZLI SİZİN ÜZERİNİZE OLMASAYDI (NEFSİNİZİN KALBİNE YERLEŞMESEYDİ), İÇİNİZDEN HİÇBİRİ EBEDİYYEN NEFSİNİ TEZKİYE EDEMEZDİ. Lâkin Allah, dilediğinin nefsini tezkiye eder. Ve Allah, Sem'î'dir (en iyi işitendir) Alîm'dir (en iyi bilendir).
58/MUCÂDELE-22: Lâ tecidu kavmen yû’munûne billâhi vel yevmil âhîri yuvâddûne men hâddallâhe ve resûlehu ve lev kânû âbâehum ve ebnâehum ve ihvânehum ev aşîretehum, ulâike ketebe fî kulûbihimul îmâne ve eyyedehum bi rûhin minh(minhu), ve yudhıluhum cennâtin tecrî min tahtihel enhâru hâlidîne fîhâ, radıyallâhu anhum ve radû anh(anhu), ulâike hizbullâh(hizbullâhi), e lâ inne hizbullâhi humul muflihûn(muflihûne).
Allah'a ve ahiret gününe (ölmeden önce Allah'a ulaşmaya) îmân eden bir kavmi, Allah'a ve O'nun Resûl'üne karşı gelenlere muhabbet duyar bulamazsın. Ve onların babaları, oğulları, kardeşleri veya kendi aşiretleri olsa bile. İŞTE ONLAR Kİ, (ALLAH) ONLARIN KALPLERİNİN İÇİNE ÎMÂNI YAZDI. VE ONLARI, KENDİNDEN BİR RUH İLE DESTEKLEDİ (ORADA EĞİTİLMİŞ OLAN, DEVRİN İMAMININ RUHU ONLARIN BAŞLARININ ÜZERİNE YERLEŞİR). Ve onları, altından nehirler akan cennetlere dahil edecek. Onlar orada ebediyyen kalacak olanlardır. Allah, onlardan razı oldu. Ve onlar da O'ndan (Allah'tan) razı oldular. İşte onlar, Allah'ın taraftarlarıdır. Gerçekten Allah'ın taraftarları, onlar, felâha erenler değil mi?
YÜCE ALLAH BÖYLE AÇIKCA ANLATIYOR. OYSA İNSANLARIN BÜYÜK ÇOĞUNLUĞU BU GERÇEKLERİ İNKAR EDİYO49/HUCURÂT-14: Kâletil a’râbu âmennâ, kul lem tu’minû ve lâkin kûlû eslemnâ ve lemmâ yedhulil îmânu fî kulûbikum, ve in tutîullâhe ve resûlehu lâ yelitkum min a’mâlikum şey’â(şey’en), innallâhe gafûrun rahîm(rahîmun).
ARAPLAR: “BİZ ÂMENÛ OLDUK.” DEDİLER. (ONLARA) DE Kİ: “SİZ ÂMENÛ OLMADINIZ (ALLAH'A ULAŞMAYI DİLEMEDİNİZ). FAKAT: "TESLİM OLDUK." DEYİN. KALPLERİNİZE (İÇİNE) ÎMÂN GİRMEDİ. VE EĞER ALLAH'A VE O'NUN RESÛL'ÜNE İTAAT EDERSENİZ (ALLAH'A ULAŞMAYI DİLERSENİZ), AMELLERİNİZDEN BİR ŞEY EKSİLTMEZ. Muhakkak ki Allah, Gafur'dur, Rahîm'dir.”RLAR. ŞİMDİ BİR DE BUNLARIN BİR BAŞKA AÇIDAN ANLATILDIĞI AYET VERMEK İSTİYORUM.
DEMEKKİ YÜCE ALLAH, “ ALLAH’A VE RESULUNE İTİAT EDERSENİZ AMELLERİNİZDEN BİRŞEY EKSİLMEZ” BUYURUYOR. DEMEK Kİ AKSİ HAREKET AMELLERİN EKSİLMESİNE SEBEP DEMEKTİR.
ŞİMDİ TARTIŞMA OLMAMASI AÇISINDAN 3 AYETİ KERİME EKLENMELİ DİYE DÜŞÜNÜYORUM.
16/NAHL-36: Ve le kad beasnâ fî kulli ummetin resûlen eni’budûllâhe vectenibût tâgût(tâgûte), fe minhum men hedallâhu ve minhum men hakkat aleyhid dalâleh(dalâletu), fe sîrû fîl ardı fanzurû keyfe kâne âkıbetul mukezzibîn(mukezzibîne).
Ve andolsun ki BİZ, BÜTÜN ÜMMETLERİN (MİLLETLERİN, KAVİMLERİN) İÇİNDE RESÛL BEAS ETTİK (HAYATA GETİRDİK, VAZİFELİ KILDIK). (ALLAH'A ULAŞMAYI DİLEYEREK) ALLAH'A KUL OLSUNLAR VE TAGUTTAN (İNSAN VE CİN ŞEYTANLARDAN) İÇTİNAP ETSİNLER (SAKINIP KURTULSUNLAR) DİYE. ONLARDAN BİR KISMINI (RESÛLÜN DAVETİ ÜZERİNE ALLAH'A ULAŞMAYI DİLEYENLERİ), ALLAH HİDAYETE ERDİRDİ VE BİR KISMININ (DİLEMEYENLERİN) ÜZERİNE DALÂLET HAK OLDU. Artık yeryüzünde gezin. Böylece yalanlayanların akıbetinin, nasıl olduğuna bakın (görün).
23/MU'MİNÛN-44: Summe erselnâ rusulenâ tetrâ, kullemâ câe ummeten resûluhâ kezzebûhu fe etbâ’nâ ba’dahum ba’dan ve cealnâhum ehâdîs(ehâdîse), fe bu’den li kavmin lâ yu’minûn(yu’minûne).
SONRA BİZ, RESÛLLERİMİZİ ARDARDA (ARASI KESİLMEKSİZİN) GÖNDERDİK. Her ümmete resûlü geldiği zaman, her defasında onu yalanladılar. Biz de onları birbiri arkasından (helâk ettik). Ve onları efsane kıldık. Artık mü'min olmayan kavim (Allah'ın rahmetinden) uzak olsun.
RESULLER ARD ARDA GÖNDERİLİRLER OYSA NEBİLER ARASINDA FETRET DEVİRLERİ VARDIR. NEBİLER KENDİLERİNE ŞERİAT KİTABI VERİLEN PEYGAMBERLERDİR. HER NEBİ AYNI ZAMANDA KAVMİNİN RESULU VE MÜRŞİDDİR DE. ANCAK HER HER RESUL NEBİ DEĞİLDİR. İŞTE YÜCE ALLAH KAVİM RESULLERİNDEN BİR TANESİNİ DE HER DERİRDE MÜŞTEHİD OLARAK GÖREVLİ KILAR. BU İNSANLAR DEVRİN İMAMLARIDIR. BU İMAMLARA DA YÜCE ALLAH SOHBET KİTAPLARI VERİR. BU SOHBET KİTAPLARI KUR’AN AYETLERİNİ O DEVRİN İNSANLARINA DAHA FAZLA ANLAŞILIR KILMAK İÇİNDİR.
ŞAYET İNSAN ALLAH’A, KUR’AN-I LERİMDE YAZAN ALLAH KELAMINA, O DEVİRDE GÖREVLİ ONLAN O DEVRİN İMAMI, KAVİM RESULU VEYA MÜRŞİDLERİN SÖZLERİNE İTİRAZ EDER İSE NELER OLUR. İŞTE AYETİ KERİME.
18/KEHF-105: Ulâikellezîne keferû bi âyâti rabbihim ve likâihî fe habitat a’mâluhum fe lâ nukîmu lehum yevmel kıyameti veznâ(veznen).
İŞTE ONLAR, RAB'LERİNİN ÂYETLERİNİ VE O'NA MÜLÂKİ OLMAYI (ÖLMEDEN EVVEL RUHUN ALLAH'A ULAŞMASINI) İNKÂR ETTİLER. BÖYLECE ONLARIN AMELLERİ HEBA OLDU (BOŞA GİTTİ). ARTIK ONLAR İÇİN KIYÂMET GÜNÜ MİZAN TUTMAYIZ.
İŞTE BU SEBEPLE KIYAMET GÜNÜ İNSANLARIN ÇOK BÜYÜK KESİMİ İÇİN NİZAN KURULMAYACAKTIR. AYETİ KERİME BU KADAR AÇIK.
ŞUNU DA UNUTMAYALIM. HİÇ KİMSE DOĞUŞ İTİBARİ İLE HİDAYETTE DEĞİLDİR. YÜCE ALLAH’IN BÜTÜN KAPILARININ AÇILMASI İÇİN ÖNCE YÜCE ALLAH’IN DAVETİNE İCABET ETMEYİ KALBEN DİLEMEK GEREKLİDİR. KURTULUŞUN ANAHTARI BUDUR.
DUALARIMIZLA İNŞ.




CEHENNEMDEN ÇIKIŞ YOKTUR.

 
Sevgili Dostlar ve Değerli Ziyaretçilerimiz,
Biliyoruz ki YÜCE ALLAH’IN bir daveti var. Bu daveti biz insanlara birçok ayeti kerimede açık ve net olarak anlatmış. Bir de bu daveti üzerimize farz kılan ayetler söz konusu. Bu ayetler de tam 12 adet. Sayı olarak saymamakla birlikte davet ve davetin farz kılındığı ayetlerin toplamının 20 dolayında olması lazım geldiğini düşünüyorum.
Şimdi sizlere sormak istiyorum.
1- Bu ayetleri “ olur mu böyle bir şey. Bunu da nereden çıkarıyor sunuz? Ruh bedenden ayrılınca insan ölür. Oysa Allah bizi bu dünya’ya yaşamamız için gönderdi. Kıyamet günü biz Sevgili Peygamberimizin etrafında toplanacağız ve Sevgili Peygamberimiz bize şefaat edecek ve hepimiz Allah’ın cennetine gireceğiz” diye itiraz eden insanlar olduğunu biliyoruz.
O zaman bu insanlar YÜCE ALLAH’IN KİTABININ BÜTÜNÜNE İMAN ETMİŞ OLUYORLAR MI?
2- Cehenneme gidenlerin orada ebediyen kalacaklarına dair ayeti kerimeleri veriyorum. Tam 53 adetler. Peki, “ Bir mümin kulun günah tartıları ağır gelenler muhakkak cehenneme girecekler ancak, cezasını tamamlayan bu kullar, sonunda cehennemden çıkacak ve Allah’ın cennetinde yer alacaklar” diyenler, YÜCE ALLAH’IN bu ayetlerini inkâr ediyor olmayacaklar mı?
O zaman bu insanlar YÜCE ALLAH’IN KİTABININ BÜTÜNÜNE İMAN ETMİŞ OLUYORLAR MI?
3- YÜCE ALLAH’IN bütün insanlara din olarak verdiği Hz. İbrahim’in HANİF DİNİ ARAPÇA ADI İLE İSLAM DİNİ VE BU DİNE AİT YÜCE ALLAH’IN GÖNDERDİĞİ BÜTÜN KİTAPLAR, SİZCE SADECE CEZA VE SADECE ÖDÜLDEN Mİ BAHSEDİYOR?
Ne yaparsanız hangi cezaya ulaşacağınızı, ne seviyeye ulaşırsanız hangi cennete ulaşacağınızı açıklamıyor olabilir mi? Yani bir başka ifade ile 7 yer katına kimlerin ne sebeple gideceğini, 7 gök katına ( cennete kimlerin gideceğini) açıklamadığını mı? Düşünüyorsunuz?
Resimde verdiğim ayeti kerimeye dikkatle bakın “işte onlar ateş ehlidir, orada ebedî kalacak olanlardır” ifadesini “ hayır İslam olduğu düşünenler çıkacak diye nasıl değiştirebiliriz?” düşünün.
Böyle düşünen bu insanlar, o zaman bu insanlar YÜCE ALLAH’IN KİTABININ BÜTÜNÜNE İMAN ETMİŞ OLUYORLAR MI?
Sevgili Dostlar ve Değerli Ziyaretçilerimiz,
YÜCE ALLAH bütün kitaplarında bunları çok açık bir şekli ile anlatmıştır. Ancak, KUR’AN-I KERİM aynı zamanda YÜCE ALLAH’IN KORUMASI ALTINDADIR. BİR TEK HARFİ BİLE DEĞİŞTİRİLEMEZ BİR KİTAPTIR. İNDİRİLDİĞİ ŞEKLİ İLE DE ELİMİZDEDİR.
İSLAM DİNİ, TESLİM DİNİDİR. İSLAM DİNİ BARIŞ DİNİDİR. İSLAM İLE KİM KÖTÜ EYLEMLERİ BİR ARAYA GETİRİYOR İSE BU İNSANLARIN İSLAM OLDUKLARINI SÖYLEMEK MÜMKÜN OLABİLİR Mİ?
YÜCE ALLAH BİZ İNSANLARA SEVMEYİ EMREDİYOR. SEVMENİN MUTLULUĞA AÇILACAK OLAN BİR KAPININ ANAHTARI OLDUĞUNU SÖYLÜYOR. SEVGİLİ PEYGAMBERİMİZ DE BU KONUDA SÖYLE EMREDİYOR.
“SEVİNİZ, SEVDİRİNİZ. NEFRET ETTİRMEYİNİZ.”
SEVGİ ALLAH’TAN NEFRET VE DOLAYISI İLE KİN NEFSİMİZ AFETLERİ VE ŞEYTANDAN GELEN BİR VERİREDİR.
SEVGİLİ DOSTLAR VE DEĞERLİ ZİYARETÇİLERİMİZ.
ŞİMDİ KONUYU TAMAMLAYAN BİRKAÇ AYET VERMEK İSTİYORUM. BUNLARI TAMAMEN AYET OLARAK VERİYORUM. ÜZERİNDE DÜŞÜNMENİZİ DİLİYORUM.
2/BAKARA-6: İnnellezîne keferû sevâun aleyhim e enzertehum em lem tunzirhum lâ yu’minûn(yu’minûne).
Onlar muhakkak ki kâfirdirler. Onları ikaz etsen de etmesen de onlar için eşittir (birdir), mü'min olmazlar.
2/BAKARA-7: Hatemallâhu alâ kulûbihim ve alâ sem’ıhim, ve alâ ebsârihim gışâveh(gışâvetun), ve lehum azâbun azîm(azîmun).
Allah onların kalplerinin üzerini ve işitme (sem'î) hassasının üzerini mühürledi ve görme (basar) hassasının üzerine gışavet (perde) çekti. Onlar için azîm (büyük) azap vardır.
10/YÛNUS-45: Ve yevme yahşuruhum keen lem yelbesû illâ sâaten minen nehâri yete ârefûne beynehum, kad hasirellezîne kezzebû bi likâillâhi ve mâ kânû muhtedîn(muhtedîne).
Ve o gün (Allahû Tealâ), gündüzden bir saatten başka kalmamışlar (bir saat kalmışlar) gibi onları toplayacak (haşredecek). Birbirlerini tanıyacaklar (aralarında tanışacaklar). Allah'a mülâki olmayı (Allah'a ölmeden önce ulaşmayı) yalanlayanlar, hüsrandadır (nefslerini hüsrana düşürdüler). Ve hidayete eren kimseler olmadılar (ruhlarını ölmeden evvel Allah'a ulaştıramadılar).
2/BAKARA-159: İnnellezîne yektumûne mâ enzelnâ min el beyyinâti vel hudâ min ba’di mâ beyyennâhu lin nâsi fîl kitâbi, ulâike yel’anuhumullâhu ve yel’anuhumul lâinûn(lâinûne).
Muhakkak ki, beyyinelerden indirdiğimiz şeyleri ve hidayeti (ölmeden evvel ruhun Allah'a ulaştırılmasını) Kitap'ta insanlara açıklamamızdan sonra gizleyenlere, işte onlara, Allah lânet eder ve lânet ediciler de onlara lânet eder.
Sevgili Dostlar ve Değerli Ziyaretçilerimiz,
YÜCE ALLAH’IN RAHMETİNDEN ÜMİT KESMEYİN. ÜMİT KESMEK HARAMDIR.
ANCAK BU RAHMETE GÜVENEREK BU DÜNYADA OLMASI GEREKENLERİ KIYAMET SONRASINDA GERÇEKLEŞECEK GİBİ GÖSTEREKERK İNSANLARIN YANILMALARINA VE DÜNYA HUZURA KAVUŞMALARINA ENGEL OLAN ŞEY, ŞEYTAN- CİN ŞEYTANLAR VE İNSAN ŞEYTANLARDIR. İNSANLAR ALDATILMAKTA VE KANDIRILMAKTADIR.
GELİN YÜCE ALLAH’TAN NASIL KORUNACAĞIMIZI BİZE GÖSTERMESİ İÇİN HACET NAMAZI KILALIM VE SORALIM “ YARABBİ BEN DE DİNİMİ EKSİKSİZ YAŞAYANLARIN ARASINDA OLMAK İSTİYORUM. BANA DA DİNİMİ ÖĞRETECEK VE BENİM SANA YAKLAŞMAMA İMKÂN SAĞLAYACAK BİR İMKÂNI BANA DA NASİP KIL. BEN DE HATASIZ KULLARIN ARASINA KATILAYIM “ YARABBİ DİYE DUA EDELİM.
YÜCE ALLAH OKUYANDAN, OKUDUĞUNU İDRAK EDENDEN, DOĞRUYA ULAŞABİLMEK İÇİN TAHARRİ ETMEYE BAŞLAYANDAN RAZI OLSUN İNŞ.

67/MULK 8-12 NCİ AYETLER



Sevgili Dostlar ve Değerli Ziyaretçilerimiz,
Bugün sizler kıyametin anlatıldığı 67/MULK- 8 den başlayarak 12 ncı ayeti kerimeye kadar olan bir bölümü anlatmak istiyorum.  Bu bilgilerin bana ait bir bilgi olmadığını, YÜCE ALLAH’IN KAMİL BİR MÜRŞİDİ OLAN SEVGİLİ MÜRŞİDİMDEN EDİNDİĞİMİ VE SİZLERLE PAYLAŞTIĞIMI DA HEMEN İTİRAF ETMELİYİM.
Bizler KUR’AN-I KERİM’İN ruhunu öğrenmeye çalışan, YÜCE ALLAH’IN İLİMİN SAHİBİ KILDIĞI KULLARINDAN BU İLMİ ÖĞRENMEK İÇİN ÇABALAYAN İNSANLARIZ. Aldığımız bu ilmi Sevgili Dostlarımız ve Değerli Ziyaretçilerimizle paylaşarak NEZİRLİK GÖREVİNİ DE yerine getirmeye çalışıyoruz.
İLGİLİ AYETLERİ ŞİMDİ İNCELEMEYE BAŞLAMAK İSTİYORUM.
Mulk Sursinin 8 nci ayeti kerimesini incelediğimizde görünen husus şudur.
1- Mizanlar kurulmuş ve hesaplar kapatılmıştır.  İnsanların çoğu iblise tabi oldukları cihetle, TAKVA SAHİBİ OLAN KULLAR İÇİN BİR SAYHA OLAN CEHENNEM KATLARI GÖSTERİLMİŞ VE BU TAKVA SAHİBİ OLAN KULLAR ARTIK CEHENNEM AVLUSUNDAN CENNETTEKİ YERLERİ İÇİN AYRILMIŞLARDIR.
2- Geri kalan insanlar grup grup gönderilecekleri yer katlarına sevk edilmektedir.
3- Cehennem bekçileri, cehennem katlarına sevk edilen bu insanlara, “size uyarıcı ( nezir ) gelmedi mi? Diye sual etmektedir.
4- İnsanların bir tek fırka hariç hepsinin iblise tabi olduğunu nereden biliyoruz? Bu ayeti kerimeyi de verelim.
34/SEBE-20: Ve lekad saddaka aleyhim iblîsu zannehu fettebeûhu illâ ferîkan minel mûminîn(mûminîne).
Ve andolsun ki iblis, onlar üzerindeki zannını (hedefini) yerine getirdi. Böylece mü'minleri oluşturan bir fırka (Allah'a ulaşmayı dileyenler) hariç, hepsi ona (şeytana) tâbî oldular.
Buradan şunu anlamalıyız ve dolayısı ile taharri etmek zorunluluğumuz da üzerimize farz. BU fırkayı oluşturanlar kimlerdir? Ne yapmışlardır ki takva sahibi olmuşlar ve tevhidi oluşturan bir tek fırkanın içinde olmuşlardır?
İşte YÜCE ALLAH’IN BÜTÜN İNSANLIĞA EMANET OLARAK GÖNDERDİĞİ tek dinin ( HANİF DİNİ, ARAPÇA ADI İLE İSLAM DİNİ) NASIL YAŞAYACAĞINI, NASIL KURTULUŞA ULAŞACAĞINI, HANGİ EVREDE NEREDE OLACAĞINI, NASIL İLERLEYEBİLECEĞİNİ, NE YAPARSA KURTUŞTA OLMAYACAĞINI AÇIK AÇIK ANLATMASI GEREKMEZ Mİ? NELERİ YAPMAZ İSE VE BUNLARI YAPMAMAKLA BİRLİKTE AZGINLIĞINI ARTTIRDIKÇA NE TÜR CEZALARA MUHATAP OLDUĞUNU DA BU YÜCE ALLAH’IN TEK DİNİ SÖYLÜYOR VE ÖRNEKLİYOR OLMASI GEREKMEZ Mİ? BİR BAŞKA İFADE İLE ASRI SAADETİ SAHABE BU YÜCE ALLAH’IN TEK DİNİ İLE YAŞAMIŞKEN, KUR’AN-I KERİM TEK BİR HARFİ BİLE DEĞİLMEDEN ELİMİZDE BULUNURKEN BUGÜN İNSANLIK ALEMİ NEDEN SAHABE GİBİ MUTLU VE HUZURLU DEĞİL? DEMEK Kİ BİRŞEYLER YANLIŞ GİDİYOR. DEMEK Kİ BİZLERE DİN ÖĞRETMEKLE GÖREVLİ KILDIĞIMIZ İNSANLARIN ÖĞRETTİKLERİ DİNİN BAZI EKSİKLERİ SÖZ KONUSU Kİ BUGÜN ASRISAADET MAALESEF YOK. YETMEZ, ÜSTELİKTE BİRBİRİMİZİ BİR ŞEKLİ İLE DEVAMLI SURETTE ÖLDÜRYOR, KATLEDİYORUZ.
Mulk Suresinin 9 ncu ayeti kerimesine YÜCE ALLAH’IN SÖZLERİNİ çok dikkatle okumamız ve düşünmemiz gerektiğini bir kez daha görüyor olmalıyız.
Şimdi inceleyelim.
1- Cehenneme gönderilen her bir grup cevap veriyor “: “Evet, bize nezir gelmişti……..” kimse gelmedi, demediğime göre bütün insanlık alemi bir şekli ile YÜCE ALLAH’IN DAVETİNE SÖZLÜ, YAZILI VEYA GÖRSEL OLARAK MUHATAP OLUMUŞTUR. OLMAMIŞ OLMASI OLASI DEĞİLDİR.
2- “. Fakat biz onu yalanladık….” DİYECEKLER.  Yalanladıkları insanlar kimler?
a- Yaşanılan devir Nebilerin olduğu devir ise, YÜCE ALLAH’IN ŞERİAT KİTABI VERDİĞİ PEYGAMBERİ
B- Yaşanılan devirde Nebi yok ise yani fetret devri veya Sevgili Peygamberimizden sonraki dönem ise, her DEVİRDE YÜCE ALLAH’IN GÖREVLİ KILDIĞI O DEVRİN İMAMI, yalanlanıyor.
Devrin İmamlığı görevini ASALETEN ÜSTLENEN KİMSELER YÜCE ALLAH’IN NEBİLERİDİR. AŞAĞIDAKİ AYETİ KERİMEDE AÇIKLANMIŞTIR.
21/ENBİYÂ-73: Ve cealnâhum eimmeten yehdûne bi emrinâ ve evhaynâ ileyhim fi’lel hayrâti ve ikâmes salâti ve îtâez zekâh(zekâti), ve kânû lenâ âbidîn(âbidîne).
Ve onları, emrimizle hidayete erdiren (ölmeden önce ruhları Allah'a ulaştıran) imamlar kıldık. Ve onlara, hayırlar işlemeyi, namaz kılmayı ve zekât vermeyi vahyettik. Ve onlar, Bize kul oldular.
Bu ayeti kerimede bahsedilen imamlar, YÜCE ALLAH’IN ezelde seçtiği ve bu görev ile görevlendirdiği insanlardır.
Devrin İmamlarına ait ayeti kerime aşağıda verilmiştir. Tabi bu hususta görevleri ile ilgili de ayetler var. Ancak konuyu uzatmamak adına verilmemiştir. Bunlar vekil imamlardır. Peygamberlerin olmadığı devirlerden KAVİM RESULLERİNDEN BİRİ YÜCE ALLAH TARAFINDAN İNSANLARI HİDAYETE ERDİRMEKLE GÖREVLİ KILINIR. İŞTE BU GÖREV VERİLEN KİŞİ DEVRİN İMAMIDIR VE AYNI ZAMANDA HUZUR NAMAZININ DA VEKÂLETEN İMAMIDIR.
32/SECDE-24: Ve cealnâ minhum eimmeten yehdûne bi emrinâ lemmâ saberû ve kânû bi âyâtinâ yûkınûn(yûkınûne).
Ve onlardan, emrimizle hidayete erdiren imamlar kıldık, sabır sahibi oldukları ve ayetlerimize (Hakk'ul yakîn seviyesinde) yakîn hâsıl etmiş oldukları için.
c- Kavim resulleri,
d- Mürşidler
e- Her ne surette olursa olsun YÜCE ALLAH’IN DAVETİNİ anlatan kişilerin tamamı
yalanlanan kimseleri oluşturur.
3- “ ….. ve Allah hiçbir şey indirmemiştir,…..” diyorlar.
İnsanların bir kesimi aynı zamanda YÜCE ALLAH’IN KİTAPLARINI VEYA KİTAPLARINDAN BİR BÖLÜMÜNÜ YALANLIYOR VE İNKÂR EDİYOR. Bu insanlar dolayısı ile ya kitabın bütününü inkar eden veya belli bölümlerini inkar eden hüviyetinde oluyorlar.
Sadece bir örnek olmak üzere bir şey anlatmak istiyorum. Bir gün bir kişi ile sohbet ederken bu insan KEHF SURESİ 105 inci ayeti kerimeyi de vermem gerekti. Kişi ayeti kerimeyi okuduğum anda hemen işte “ ben bunu kabul edemem, amellerin heba olması diye bir şey söz konusu olamaz.” Mealinde bir konuşma yaptı. Daha fazla konuşmak ise azgınlığını arttıracak düşüncesi ile konuyu kestim.  Ayeti kerime ile nasıl örtüşüyor, görebiliyor musunuz?
4- “……….siz ancak büyük bir dalâlet içindesiniz, dedik.”
Demek ki bu insanlar kendileri dalâlette oldukları halde, bunun farkında değiller ve kendilerini hidayete davet eden bu insanları da aynı zamanda dalâlette görüyorlar. Şayet bu insanlar bir ilmin sahipleri ise, kendilerin kurtuluşuna vesile olmayan bu ilim YÜCE ALLAH KATINDA FAYDASIZ İLİM OLARAK KABUL EDİLİYOR.
MULK SURESİNİN  10 ncu ayeti kerimesini inceleyelim.
BU insanlar neden bu cezaya çarptırıldıklarını nasıl anlattıklarını görüyoruz.
1- Dikkat edin. ““Eğer biz işitmiş veya akıl etmiş olsaydık……” diyorlar. Daveti duydukları kesin olduğuna göre, işitmek ile duymak arasındaki farkın aklı etmeye vesile olduğunu da hemen görüyor olacaksınız. İşte insanların çok büyük bir kesimi sadece duyuyor, duyduklarını SEMİ HASSALARININ DAHA ÖNCE DUYDUĞUNDA DAVETİ KABUL ETMEMELERİ SEBEBİ İLE MUHURLENMİŞ OLMASI SEBEBİ İLE İŞİTMİYORLAR. İŞİTMEDİKLERİ İÇİN DE AKIL ETMİYORLAR.
2- İşitmedikleri ve akıl etmemeleri sebebi ile “ ……., alevli ateş halkı arasında olmazdık.” DİYORLAR.
MULK SURESİ 11 NCİ AYETİ KERİMEYE GELDİĞİMİZDE İSE GÖRDÜĞÜMÜZ ŞU OLACAKTIR.
Kişiler önceki ayetlerde açıklanan sebeplerle günahlarını itiraf ediyorlar. Artık bu insanlar YÜCE ALLAH’IN RAHMETİNDE DE MAHRUM KALIYORLAR, YANİ UZAK OLUYORLAR.
MULK SURESİ 12 NCİ AYETİ KERİMESİ İSE BU AYETİ KERİMELERDE BAHSEDİLMEYEN İNSANLARI ANLATIYOR.
İşte bu insanlar YÜCE ALLAH’I görmedikleri halde, yarattıklarına bakarak YÜCE ALLAH’A KARŞI HUŞU SAHİBİ OLMUŞLAR. YANİ YÜCE ALLAH’IN DAVETİNE İCABET ETMİŞLER. BU SEBEPLE DE HUŞU SAHİBİ OLMUŞLAR. YANİ GÜNAHLARI ÖRTÜLMÜŞ, BU SEBEPLE DE CENNET EHLİ OLMUŞLAR.
MAĞFİRET OLAYININ GÜNAHLARIN SEVABA ÇEVRİLMESİ OLDUĞUNU DAHA ÖNCE BİRÇOK KEZ ANLATTIĞIMIZ İÇİN TEKRAR ANLATMIYORUM. ANCAK BUNUN GERÇEKLEŞMESİ İÇİN İNSANIN KENDİSİ İÇİN EZELDE TAYİN EDİLMİŞ OLAN MÜRŞİDİNE ULAŞMASI GEREKTİĞİNİ VE TEVBE ALMASI ( ETMESİ ) GEREKTİĞİNİ BİR KEZ DAHA HATIRLATALIM.  İŞTE BU TEVBENİN DE KİŞİYİ 2 NCİ KAT CENNETİN VARİSLERİ ARASINA KATTIĞINI HATIRLATALIM.
ŞAYET KİŞİNİN YETERLİ ÖMÜRÜ VAR İSE, 6-7-8 AY GİBİ BİR SÜREDE HİDAYETE ERCEĞİNİ, VUSLAT OLACAĞINI VE YÜCE ALLAH’IN ERMİŞ EVLİYALARI ARASINDA YER ALACAĞINI HATIRLATALIM. İŞTE BU KULLARIN KUR’AN-I KERİM’DEKİ ADLARI EVVAP KULDUR. BU LULLAR İSE 3 NCÜ KAT CENNET VARİSLERİ ARASINDADIR. BÜTÜN BUNLAR GERÇEKLEŞİNCEYE KADAR İNSAN YÜCE ALLAH’IN KORUMASI ALTINDADIR. KİŞİ NEFS TEZKİYESİNİ TAMALAMIŞ VE EVVAPLIĞIN BAŞLADIĞI MAKAM OLAN FENİFİLLAH MAKAMINA ULAŞMIŞTIR.
Sevgili Dostlar ve Değerli Ziyaretçilerimiz, bütün bunları sağlayan şey sadece bir dilektir. Kayba neden olan şey ise böyle bir dileğin sahibi olmamaktır. Önümüzde daima iki seçenek var. Bir tanesi fırkalara ayrılmayı temsil ettiği için çokmuş gibi görünebilir.
Yüce Allah’a davet edenler aynı kelimeleri kullanmasalar da aynı daveti anlatırlar ve bunu KUR’AN-I KERİM AYETLERİ İLE GERÇEKLEŞTİRİRLER. SÖZLERİ HEP KUR’AN-I KERİM AYETLERİ VE SAHİH HADİSLERDİR. BU DAVET RÜŞT YOLUNA, HİDAYETE, YÜCE ALLAH’IN SIRATI MUSTAKİMİNE DAVETTİR.
İnsanların önünde bir de bu yolun tam zıttı olan bir yol vardır. Bu yol çok geniş bir yol. 72 fırkanın kabullendiği 72 şeritli bir yol. Her bir yolun başında mutlaka ateşe çağıran bir imam vardır. En büyük imamları ise iblistir. Şeytan, cin şeytan ve insan şeytanlar ile birlikte tagutu oluştururlar. DAVETLERİ İSE SADECE ATEŞEDİR. BU İMAMLARA TABİYETİN BİR MERASİMİ YOKTUR. DOĞUMDAN İTİBAREN İNSANLAR DALÂLETTEDİR. YANİ BU YOLUN ÜZERİNDE OLANLAR YÜCE ALLAH’IN DAVETİNE İCABET ETMEYENLERDİR. İŞTE BU 72 ŞERİTLİ YOLUN ADI İSE GAYY YOLUDUR.
Sevgili Dostlar ve Değerli Ziyaretçilerimiz, bütün insanlık âleminin YÜCE ALLAH’IN DAVETİNİ İŞİTMELERİNİ VE İDRAK ETMELERİNİ DİLEYEREK SOHBETİMİZİ BURADA, YÜCE ALLAH’IN İZNİ İLE TAMAMLAMAK İSTİYORUM. RAHMAN VE RAHİM OLAN YÜCE ALLAH’IN BÜTÜN HAKKA AMENÜ OLAN KULLARINI KORUMASI VE KOLLAMASI DUALARIMIZI DA İLETMEK İSTİYORUM İNŞ.
ARO.




4 Ekim 2015 Pazar

4/NİSÂ 49 AYETİ KERİMESİ


Sevgili Dostlar ve Değerli Ziyaretçilerimiz,
Bugün sizlerle NİSÂ SURESİNİN 49 uncu ayeti kerimesini paylaşmak istiyorum.
4/NİSÂ-49: E lem tere ilellezîne yuzekkûne enfusehum belillâhu yuzekkî men yeşâu ve lâ yuzlemûne fetîlâ(fetîlen).
Kendi nefslerini temize çıkaranları (tezkiye ettiklerini söyleyenleri) görmedin mi? Hayır (öyle değil). Ancak Allah, dilediği kişinin nefsini tezkiye eder. Ve onlar, hurma çekirdeğinin ince ipliği kadar (bile) zulüm olunmazlar.
Sevgili Dostlar, Yüce Allah yarattığı bu varlığın ( insanın ) tek başına nefsini tezkiye ve tasfiye yapamayacağını bildiği için, KÂLÛ BELÂ günü bu yüzden hepimizden misak, ahd ve yemin almıştır.
Bu yeminlerin anlamı ise şudur. YÜCE ALLAH “ Nefsinizi tezkiye ve tasfiye edecek olan siz değilsiniz. Nefsinizi tezkiye ve tasfiye edecek olan Benim, bunu unutmayın” demek istemiştir.
İnsanın yeryüzündeki yaşamı başladığı zaman, YÜCE ALLAH katından hidayetçiler ve elçiler sürekli olarak gelmişler ve bize HİDAYETİ TEBLİĞ ETMİŞLERDİR. Bu tebliğ bütün insanlara bütün zaman dilimlerinde yapılmıştır.
Daha açık bir ifade ile NEFS-İ EMMARE standartlarında yaşamını sürdürenler, dünya hayatı ile mutmain oldukları ve şeytanın telkinlerinden kendisini kurtaramadığı için ŞEYTANLA BİRLİKTE GİDECEKLERİ YER CEHENNEMDİR. Bu sebeple de dünya hayatlarını yaşarken hep mutsuz ve huzursuz bir yaşam süreceklerdir.
Huzur ve mutluluğu arayan insanların amacı YÜCE ALLAH’IN GÖNDERDİĞİ KUR’AN-I KERİM’İ hayatlarına tatbik etmek ve yaşamaktır.
Yüce Allah her devirde her kavimde kavim resulleri görevli kıldığını ve mürşidler görevlendirdiğini söylemektedir. Kavim resulü hayatını kaybettiğinde o kavimde görevli olan mürşidlerden biri kavim resulü olarak görevlendirilir. Yaşanılan devirde asaleten YÜCE ALLAH’IN BİR NEBİSİ GÖREVLİ DEĞİL İSE ( PEYGAMBER ) KAVİM RESULLERİ İÇERSİNDEN BİR TANESİ VEKALETEN İMAMLIK GÖREVİNE TAYİN EDİLİR. İŞTE BU VEKİL İNSANLARI İRŞAD İLE GÖREVLİDİR. KAVİM RESULLERİ VE MÜRŞİDLER HİDAYETE VESİLE OLANLARI TEŞKİL EDER. HİDAYETE ERDİREN VEKİL İMAMDIR.
Bu devirde de DEVRİN İMAMI VARDIR. BÜTÜN İNSANLARI YÜCE ALLAH’A DAVET ETMEKTEDİR VE YÜCE ALLAH YOLUNDA NASIL TEKÂMÜL EDİLECEĞİNİ BÜTÜN ÇIPLAKLIĞI İLE ANLATMAKTA, KUR’AN-I KERİMİN NASIL YAŞANMASI GEREKTİĞİNİN DE ÖRNEĞİNİ GÖSTERMEKTEDİR.
Sevgili Peygamberimiz bir hadisi şerifinde şöyle buyurmaktadır. “şüphesiz ki YÜCE ALLAH NİMETİNİ SİZİN ÜZERİNİZDE GÖRMEK İSTİYOR” DEMEKTEDİR.
İŞTE YÜCE ALLAH’IN NİMETİNİ ÜZERİMİZDE GÖREBİLMESİ İÇİN İNSANIN HÜR İRADESİ İLE KARAR VERMESİ GEREKMEKTEDİR. İNSANIN YÜCE ALLAH’A YÖNELMESİ, KULU OLMAYI, ULAŞMAYI DİLEMESİ VE BUNU DA KALBİ BİR DİLEK İLE GERÇEKLEŞTİRMESİ GEREKLİDİR.
İŞTE O ZAMAN YÜCE ALLAH’A ULAŞMAYI, YÖNELMEYİ, KULU OLMAYI DİLEYEN KİŞİYİ YÜCE ALLAH TESLİM ALACAK VE O İNSANI YÜCE ALLAH’IN SIRATI MUSTAKİMİNDE YÜRÜMESİNE ( İLERLEMESİNE ) VESİLE OLACAK MÜRŞİDİNE ULAŞTIRACAKTIR. İŞTE MÜRŞİD ÖNÜNDE TEVBE EDİLDİĞİ ANDAN TEVBE ALAN İNSANIN BAŞININ ÜZERİNDE YÜCE ALLAH’IN NİMETİ OLUŞUR. BU HUSUS AŞAĞIDAKİ AYETİ KERİMELERDE AÇIKLANMIŞTIR.
3/ÂLİ İMRÂN-164: Le kad mennallâhu alel mu’minîne iz bease fîhim resûlen min enfusihim yetlû aleyhim âyâtihî ve yuzekkîhim ve yuallimuhumul kitâbe vel hikmeh(hikmete), ve in kânû min kablu le fî dalâlin mubîn(mubînin).
ANDOLSUN Kİ ALLAH, MÜ'MİNLERİN (başlarının) ÜZERİNE (devrin imamının ruhu) BİR Nİ'MET OLMAK ÜZERE (onların aralarında, kendi kavminin içinde) KENDİLERİNDEN BİR RESÛL BEAS EDER. Onlara O'nun (Allah'ın) âyetlerini tilâvet eder, onları tezkiye eder ve onlara kitap ve hikmeti öğretir. Ondan evvel (Allah’a ulaşmayı dilemeden evvel) onlar gerçekten açık bir dalâlet içinde idiler.
26/ŞUARÂ-215: Vahfıd cenâhake li menittebeake minel mu’minîn(mu’minîne).
Ve mü'minlerden, sana tâbî olan kimselere kanatlarını ger.
Yüce Allah bu görevi verdiği varlığın bir RUH OLDUĞUNU İSE AŞAĞIDAKİ AYETİ KERİMEDE VERMEKTEDİR.
40/MU'MİN-15: Refîud derecâti zul arş(arşi), yulkır rûha min emrihî alâ men yeşâu min ıbâdihî li yunzire yevmet telâk(telâkı).
DERECELERİ YÜKSELTEN VE ARŞIN SAHİBİ OLAN ALLAH, KULLARINDAN (Kendisine ulaştırmayı) DİLEDİĞİ KİŞİNİN (Allah'a ulaşmayı dilediği için Allah'ın da Kendisine ulaştırmayı dilediği kişinin) ÜZERİNE (başının üzerine) ALLAH'A ULAŞMA GÜNÜNÜN GELDİĞİNİ (o kişinin ruhuna) İHTAR ETMEK İÇİN, EMRİNDEN (Allah'ın emrini tebliğ edecek) BİR RUH (devrin imamının ruhunu) ULAŞTIRIR.
İşte YÜCE ALLAH’IN BİR RUH OLARAK GÖNDERDİĞİ BİR RESUL SÖZ KONUSUDUR. RUH YALNIZCA İNSANDA OLAN BİR ÖZELLİK OLDUĞU VE YAŞAYAN İNSANA AİT BİR ÖZELLİK OLDUĞU DA HEPİMİZİN BİLDİĞİ BİR HUSUSTUR. İNSANIN BAŞININ ÜZERİNE BİR NİMET OLARAK GÖNDERİLEN RUH, YAŞANILAN DEVİRDE NEBİ SÖZ KONUSU İSE O NEBİNİN ÇOĞALAN ( BU GÖREVİ YERİNE GETİREBİLMESİ İÇİN YÜCE ALLAH’IN TAHSİS ETTİĞİ BİR ÖZELLİK. BU ÖZELLİK O ANDA YERYÜZÜNDE YAŞAYAN BÜTÜN İNSANLARI KAPSAYACAK KADAR ÇOK SAYIDA OLUŞMAYA OLANAK SAĞLAYAN BİR ÖZELLİKTİR.)ŞAYET NEBİ YOK İSE BU GÖREVİ VEKALETEN YÜRÜTEN İMAMAMIN RUHU SULTANİYESİDİR.
İŞTE BU ANDAN İTİBAREN KİŞİ ARTIK AKLI İLE DEĞİL, O DEVRİN ASALETEN VEYA VEKALETEN İMAMI OLAN İMAMIN EMRİNE İTAAT ETMEKTİR. DEVRİN İMAMLARININ YASAK ETTİKLERİNE VE HELAL KILDIKLARINA RİAYET ETMEK DE İNSANLARIN GÖREVİDİR.
Şimdi ayeti kerimeye dönelim.
YÜCE ALLAH SEVGİLİ PEYGAMBERİMİZE DİYOR Kİ “ NEFSİNİ TESKİYE ETTİKLERİNİ SÖYLEYENLERİ GÖRMEDİN Mİ? “ HAYIR KELİMESİ İSE BUNUN BÖYLE OLMADIĞINI İFADE EDEN BİR ANLAM İFADE ETMEKTEDİR.
BU DEVİRDE BİLE BELKİ NEFSİNİ TEZKİYE ETTİĞİNİ SÖYLEYEN İNSANLARLA KARŞILAŞMANIZ MÜMKÜN. YÜCE ALLAH DOSTU OLDUKLARINI SÖYLEYEN İNSANLARI GÖRMENİZ MÜMKÜN. BİR YIĞIN ÜNVANIN DA SAHİPLERİ OLABİLİRLER. ANCAK BUNUN YOLUNUN YÜCE ALLAH’IN ÇİZDİĞİ ŞEKLİ İLE OLMASI GEREKLİ OLDUĞUNU, ÇÜNKÜ NEFSİN NE TEZKİYESİNİN NE DE TASFİYESİNİN İNSANIN TEK BAŞINA GERÇEKLEŞTİRECEĞİ BİR OLAY OLMADIĞINI, YÜCE ALLAH NEFSLERİNİ TEZKİYE ETTİĞİ KULLARINA İSE EN KÜÇÜK BİR ŞEKİLDE ZULÜM OLUNMAYACAĞINI AÇIKLIYOR.
SEVGİLİ DOSTLAR, NEFSİNİ TEZKİYE ETMEYEN, BUNUN NASIL OLABİLECEĞİNİ TAHARRİ ETMEYEN, YÜCE ALLAH’A ULAŞMAYI, KULU VE YÖNELME DİLEĞİNİ İLETMEYEN HİÇ KİMSE NEFS-İ EMMARE STANDARTLARINI GEÇEMEZ. EMREDEN NEFS İSE ŞEYTANA YÖNELİKTİR. DAİMA DÜNYA HAYATINA TAMAK ETMEKTEDİR. DOĞDUĞU ANDA İNSANLAR HANİF FITRATI İLE YARATILIRLAR AMA HANİF DEĞİLDİRLER. HANİF OLMAK YÖNÜNDE ATILACAK İLK ADIM YÜCE ALLAH’A YÖNELME TALEBİNİN KALBİ OLARAK BİLDİRİLMESİDİR. BU KURTULUŞU BERABERİNDE GETİRİR. ANCAK BEN NASILSA KURTULDUM, ARTIK BANA BİRŞEY OLMAZ. NE MÜRŞİD NE DE MAKAM İSTEMİYORUM DİYE DÜŞÜNECEK OLURSANIZ ÇOK YANILIRSINIZ. ÇÜNKÜ DİLEĞİNİZİN KALBİ OLMADIĞI GERÇEĞİ ORTAYA ÇIKAR. ZATEN YÜCE ALLAH’A BUNU BÖYLE GÖRDÜĞÜ İÇİN ÜZERİNİZDE HİÇBİR DEĞİŞİKLİĞE DE GİTMEZ. DİLEĞİNİZ KALBİ İSE BİR SÜRE SONRA MUTLAKA MÜRŞİD İHTİYACI DUYACAKSINIZ. ÇÜNKÜ ÖĞRENMEK İSTEDİĞİNİZ KONULARI SİZE MÜRŞİDNİZDEN BAŞKA HİÇ KİMSE SİZİN ANLAYACAĞINIZ ŞEKLİ İLE ANLATAMAZ.
BU SAYFALARDA YAKLAŞIK 1 YILDIR YAZIYORUM. BİRKAÇ SORU DIŞINDA SORU SORANLAR DAHİ OLUŞMADI. OYSA MUTLAKA ÖĞRENMEK İHTİYACI OLAN ÇOK KONU OLMASI GEREKLİDİR. BİZ SADECE BİR AYNA GÖREVİ YAPIYORUZ. ASLA ÇOK BİLEN DE DEĞİLİM. MUHTEMELEN BİLGİ DÜZEYİM EN ALT SEVİYELERDEDİR. YAŞLANMAYA BAĞLI OLARAK KOLAY UNUTUYORUM, ZOR EZBERLYORUM. ÖĞRENDİKLERİMİ KULLANMAZSAM KISA SÜRE SONRA DA UNUTUYORUM.
BÜTÜN BU BİLGİLERE GENÇLİĞİMDE ULAŞMAYI BAŞARABİLMEYİ NE KADAR ARZU EDERDİM, TAHMİN BİLE EDEMEZSİNİZ.
SEVGİLİ DOSTLAR, KIYAMET SEVGİLİ PEYGAMBERİMİZ ZAMANINDA DA YAKINDI, ŞİMDİ ÇOK DAHA YAKIN. YÜCE ALLAH ZAMANI KONUSUNDA BİRŞEY SÖYLEMEMİŞ. HEPİMİZ ADIM ADIM YAKLAŞIYORUZ. ANCAK ŞUNU UNUTMAYIN KENDİ ÖLÜMÜMÜZ BİZİM İÇİN BİR KIYAMETTİR. ÖDÜLÜ VEYA CEZASI ERTELENMİŞ OLAN BİR KIYAMET. ANCAK KABİRDE İYİ YAPTIKLARIMIZIN KARŞILIĞINI SEVİNÇ OLARAK, KÖTÜ YAPTIKLARIMIZIN KARŞILIĞINI DA AZAP OLARAK MUTLAKA GÖRECEĞİZ.
GELİN YOL YAKINKEN AZAP ÜZERİMİZE GELMEDEN ÖNCE KURTULUŞA YELKEN AÇALIM. ÇOK ZOR BİR OLAY DEĞİL. ŞAHİT OLARAK DA SADECE ALLAH YETER. BAŞKALARININ BİLMESİNE DE GEREK YOK.. KUR’AN-I KERİM DE HER KONU ÇOK AYRINTILI OLARAK VAR. Özellikle elinizdeki meal ile yazdıklarımızı karşılaştırdığınızda veya meal verenleri okuduğunuzda sorularınız olacaktır. Ben ve kardeşlerim yakınınızdayız. Mutlaka cevap veririz. Yeter ki aydınlanma ihtiyacı oluşsun.
YÜCE ALLAH SİZLERİ SEVİYOR VE ZATINA DAVET EDİYOR. Selam yurdu sizleri bekliyor. ULAŞMANIZ DİLEK VE DUALARIMIZLA,
ARO.




3 Ekim 2015 Cumartesi

95 TÎN SURESİ 4 - 5 - 6 NCI AYETLER

Sevgili Dostlar ve Değerli Ziyaretçilerimiz,
Bugün benim hem okuması, hem de anlatması çok hoşuma giden bir ayeti kerimeler dizisini sizlerle paylaşmak istiyorum. 95/TÎN 4-5-6 ncı ayeti kerimeleri.
95/TÎN-4: Lekad halaknel insâne fî ahseni takvîm(takvîmin).
Andolsun ki Biz, insanı (nefsini), ahseni takvim içinde (nefs tezkiyesi ve tasfiyesi yaparak en güzele ulaşabilecek özellikte) yarattık.
95/TÎN-5: Summe redednâhu esfele sâfilîn(sâfilîne).
Sonra onu, esfeli safiline (en sefil hale, nefsinin karanlıklarına) iade ettik (çevirdik).
95/TÎN-6: İllellezîne âmenû ve amilûs sâlihâti fe lehum ecrun gayru memnûn(memnûnin).
Âmenû olanlar (Allah'a ulaşmayı dileyenler) ve amilüssalihat (nefsi tezkiye edici amel) işleyenler hariç. İşte onlar için kesintisiz ecir (mükâfat) vardır.
Ahsen “en güzel olan” anlamına gelen bir kelimedir. Öyle ise insanın yaradılışına bakmak gerekir. İnsan ana rahminde bulunduğu zaman, veya Hz. Adem babamız emaneti üstlenmeden önce hayatta olan bir varlık. Emaneti YÜCE ALLAH  teklif etmiş  ve Hz. Adem babamız da kabul etmiş.  İşte ayeti kerime,
33/AHZÂB-72: İnnâ aradnel emânete ales semâvâti vel ardı vel cibâli fe ebeyne en yahmilnehâ ve eşfakne minhâ ve hamelehal insân(insânu), innehu kâne zalûmen cehûlâ(cehûlen).
Muhakkak ki Biz, emaneti göklere, arza ve dağlara arz ettik (sunduk, teklif ettik). Onu yüklenmekten çekindiler ve ondan korktular. Ve insan onu yüklendi. MUHAKKAK Kİ O (NEFS), ÇOK ZALİMDİR, ÇOK CAHİLDİR.
Yani emanet Fizik beden ve Nefs birlikteliği ile kabul edilmiş. Çünkü ZALİM VE CAHİL OLAN NEFSDİR. ANCAK NEFS ENGÜZELE ULAŞACAK ÖZELLİKLERE SAHİP OLACAK ŞEKLİ İLE YARATILMIŞTIR. KÖTÜDEN EN GÜZELE ULAŞACAK ( AHSEN OLACAK ) ÖZELLİKLERİN SAHİBİDİR.
Bu durumda insana düşen görev, sahip olduğu ve kendisinde rehin olan NEFSİNİ NASIL EN GÜZELE ULAŞTIRACAĞINI, TAHARRİ ETMEK, ARAMAK DURUMUNDADIR. BİR YAZIMDA DAHA BAHSETMİŞTİM, İNSANIN ANINDA CEZADAN KURTULMASINA NEDEN OLAN OLAY, HZ. ADEM BABAMIZIN ANAMIZ İLE BİRLİKTE YAPTIKLARI DUADIR. İŞTE YAPTIKLARI DUAYA AİT AYETİ KERİME.
7/A'RÂF-23: Kâlâ rabbenâ zalemnâ enfusenâ ve in lem tagfirlenâ ve terhamnâ le nekûnenne minel hâsirîn(hâsirîne).
İkisi şöyle dedi: “Rabbimiz, biz nefslerimize zulmettik, şâyet Sen bize mağfiret ve rahmet etmezsen, biz mutlaka hüsrana uğrayanlardan oluruz.”
İŞTE ŞARTA BAĞLI AF BURADA OLUŞUYOR. NEDEN ŞARTA BAĞLI OLDUĞUNU İSE ŞU AYETİ KERMEDE GÖRÜYORUZ.
20/TÂHÂ-123: Kâlehbitâ minhâ cemîan ba’dukum li ba’dın aduvv(aduvvun), fe immâ ye’tiyennekum minnî huden fe menittebea hudâye fe lâ yadıllu ve lâ yeşkâ.
(Allahû Tealâ şöyle) dedi: “İkiniz oradan (aşağı) inin! Hepiniz (şeytan ve siz), birbirinize düşman olarak. Bundan sonra Benden size mutlaka hidayet gelecek. O zaman kim hidayetime tâbî olursa artık o, dalâlette kalmaz ve şâkî olmaz.”
DEMEK Kİ YÜCE ALLAH’IN HİDAYETİ GELECEK, “ KİM HİDAYETİME TABİ OLURSA ARTIK O DALÂLETTE KALMAZ VE ŞAKİ OLMAZ” BUYURUYOR YÜCE ALLAH.
TABİYET SÖZ KONUSU OLDUĞUNA GÖRE HİDAYETİME KELİMESİ HİDAYETE ERDİREN KELİMESİ İLE AYNI ANLAMI İÇERMEKTEDİR. TABİ OLUNACAK, BU SEBEPLE YÜCE ALLAH’IN AYETLERİNDEN GAFİL OLMAYACAK, DALALETTEN KURTULACAK DEMEKTİR.
Öyle ise nefsin nasıl Ahsen olabileceği KUR’AN-I KERİM’DE MUTLAKA OLMASI GEREKİR.
 24/NÛR-21: Yâ eyyuhellezîne âmenû lâ tettebiû hutuvâtiş şeytân(şeytâni), ve men yettebi’ hutuvâtiş şeytâni fe innehu ye’muru bil fahşâi vel munker(munkeri) ve lev lâ fadlullâhi aleykum ve rahmetuhu mâ zekâ minkum min ehadin ebeden ve lâkinnallâhe yuzekkî men yeşâu, vallâhu semî’un alîm(alîmun).
Ey âmenû olanlar, şeytanın adımlarına tâbî olmayın! Ve kim şeytanın adımlarına tâbî olursa o taktirde (şeytanın adımlarına uyduğu taktirde) muhakkak ki o (şeytan), fuhşu (her çeşit kötülüğü) ve münkeri (inkârı ve Allah'ın yasak ettiklerini) emreder. Ve eğer Allah'ın rahmeti ve fazlı sizin üzerinize olmasaydı (nefsinizin kalbine yerleşmeseydi), içinizden hiçbiri ebediyyen nefsini tezkiye edemezdi. Lâkin Allah, dilediğinin nefsini tezkiye eder. Ve Allah, Sem'î'dir (en iyi işitendir) Alîm'dir (en iyi bilendir).
MUHAKKAK Kİ BUNDAN HEMEN ŞU SONUCA VARACAKSINIZ, DAHA DOĞRUSU VARMALISINIZ. “ YÜCE ALLAH’IN RAHMETİ VE FAZLI SİZİN ÜZERİNNİZE  OLMASAYDI, İÇİNİZDEN HİÇBİRİ EBEDİYEN NEFSİNİ TEZKİYE EDEMEZDİ” dediğine göre YÜCE ALLAH YÜCE ALLAH’IN RAHMETİ VE FAZLNA NASIL KAVUŞULUR? SORUSUNA ULAŞACAKSINIZ. İŞTE CEVABI, YÜCE ALLAH’I DİLEYEN BİR KİŞİNİN,
1-      Yüce Allah kalbine ulaşır ( nefsinin )
64/TEGÂBUN-11: Mâ esâbe min musîbetin illâ bi iznillâh(bi iznillâhi), ve men yu'min billâhi yehdi kalbeh(kalbehu), vallâhu bikulli şey'in alîm(alîmun).
Allah'ın izni olmadıkça bir musîbet isabet etmez. Ve kim Allah'a îmân ederse (âmenû olursa), (Allah) onun kalbine ulaşır. Ve Allah, her şeyi en iyi bilendir.
2-      Yüce Allah kişinin nefsinin kalbini kendisine döndürür.
50/KAF-33: Men haşiyer rahmâne bil gaybi ve câe bi kalbin munîbin.
Gaybda Rahmân'a huşu duyanlar ve münib (Allah'a ulaşmayı dileyen) bir kalple (Allah'ın huzuruna) gelenler (için).
3-      Yüce Allah kişinin göğsünden nefsinin kalbine giden bir NUR YOLU AÇAR.
6/EN'ÂM-125: Fe men yuridillâhu en yehdiyehu yeşrah sadrehu lil islâm(islâmi), ve men yurid en yudıllehu yec’al sadrehu dayyikan haracen, ke ennemâ yassa’adu fîs semâi, kezâlike yec’alûllâhur ricse alâllezîne lâ yu’minûn(yu’minûne).
ÖYLEYSE ALLAH KİMİ KENDİSİNE ULAŞTIRMAYI DİLERSE ONUN GÖĞSÜNÜ YARAR VE (ALLAH'A) TESLİME (İSLÂM'A) AÇAR. Kimi dalâlette bırakmayı dilerse, onun göğsünü semada yükseliyormuş gibi daralmış, sıkıntılı yapar. Böylece Allah, mü'min olmayanların üzerine azap verir.
4-      Kişinin yaptığı zikirle, Yüce Allah’ın RAHMET NURU kalbine girmeye başlar.
39/ZUMER-22: E fe men şerehallâhu sadrehu lil islâmi fe huve alâ nûrin min rabbih(rabbihi), fe veylun lil kâsiyeti kulûbuhum min zikrillâh(zikrillâhi), ulâike fî dalâlin mubîn(mubînin).
Allah kimin göğsünü İslâm için (Allah'a teslim için) yarmışsa artık o, Rabbinden bir nur üzere olur, değil mi? Allah'ın zikrinden kalpleri kasiyet bağlayanların vay haline! İşte onlar, apaçık dalâlet içindedirler.
Bu ayeti kerimede bahsi geçen nur rahmet nurudur. İşte bu rahmet nurları insanın nefsinin kalbine ancak % 2 oranında sızabilirler. Bu nurlar kişiyi HUŞU SAHİBİ KILAR. HUŞUSAHİBİ OLAN BİR İNSAN YENİ BİR HAKKIN SAHİBİ OLUR. SIRATI MUSTAKİM ÜZERİNDE YÜRÜMESİNE VESİLE OLACAK İSTİANEYİ İSTEME HAKKININ SAHİBİ OLUR. İSTİANEYİ İSTEMEK İÇİN KİŞİ HACET NAMAZI KILAR. MÜRŞİDE ULAŞMANIN YOLU BUDUR. ÇÜNKÜ SEBİLLERİN TAYİNİ YÜCE ALLAH’IN ÜZERİNEDİR.
MÜRŞİD ÖĞRENİLİR VE GİDİLEREK TABİ OLUNUR. İŞTE NEFS TEZKİYESİ DE BU ANDAN İTİBAREN BAŞLAR. İNSAN YÖNELDİĞİ, YÜCE ALLAH’I DİLEDİĞİ ANDA KURTULUR. ANCAK NEFSİNİN KALBİ % 100 AFETLERLE DOLUDUR. MÜRŞİDİNİ İSTEDİĞİ ANDA İSE NEFSİNİN KALBİ %2 NURLANMIŞTIR. TEVBE ALDIĞI ANDA İSE YENİ BİR TAKVANIN SAHİBİ OLUR. ÇÜNKÜ BU TEVBE KİŞİNİN KALBİNE İMAN YAZILMASINI SAĞLAR. GERÇEK ANLAMDA İSLAM OLUNAN NOKTA İSE BURASIDIR. ( MÜCADELE SURESİ 22 NCİ AYETİ KERİME )
DERECAT SİSTEMİ DEĞİŞECEK VE KİŞİ NEFS TEZKİYESİNE BAŞLAYACAKTIR. AHSEN OLMAYA ATILAN ADIM İSE BURADA BAŞLAR.
NEFSİN TEZKİYESİ BİTTİĞİ NOKTADA VELAYET MAKAMLARI BAŞLAR VE VELAYET MAKAMLARININ 5 NCİSİ OLAN ULUL ELBAB OLUNAN NOKTAYA KADAR NEFSİN TASFİYESİ DEVAM EDER. BU NEFSİN YÜCE ALLAH’A AHSEN OLARAK TESLİM EDİLDİĞİ NOKTADIR. ( 3 NCÜ TESLİM )
NEFSİN TEZKİYESİNİN TAMAMLANDIĞI NOKTA İSE KİŞİNİN EVVAP OLDUĞU, RUHUNU YÜCE ALLAH’A TESLİM ETTİĞİ NOKTADIR. BU FİZİKİ BİR TESLİMDİR. 1 NCİ TESLİM.
DAHA SONRA NEFS TESLİMİ İLE RUH TESLİMİ ARASINDA İSE FİZİK BEDEN TESLİMİ SÖZ KONUSUDUR. FİZİK BEDEN DE AHSEN KILINARAK TESLİM EDİLİR. BU İSE 2 NCİ TESLİMİ OLUŞTURUR.
NEFSİMİZ, BİR REHİNEDİR. İNSANIN KURTULUŞU İSE NEFSİNİN KURTULUŞUNA BAĞLIDIR. 7 AŞAMADA EN AHSEN OLANA ULAŞACAKTIR. HZ. ADEM BABAMIZDAN GENLERİNDE BULUNAN İTAATSIZLIKTAN KURTULMASINI TIPKI RUH HÜVVİYETİ NE ULAŞMASINI YÜCE ALLAH ÜZERİMİZE FARZ KILMIŞTIR.
Tin Suresinin 6 ncı ayeti kerimesi Vel Asr süresinin ilk iki istisnasını içermekte fazlası ile benzer. Bu ayeti kerime YÜCE ALLAH’I DİLEMEYİ, YÖNELMEYİ VE TEVBE ALIP AMELÜS SALİHAT ( NEFSİ TESKİYE EDİCİ AMEL İŞLEMEYİ ) İÇERİR. BU ANLAMDA BAKTIĞIMIZDA İSE RUHUN TESLİMİNE KADAR OLAN BÖLÜMÜ KAPSAR.
ANCAK AHSENİ TAKVİM KAVRAMI İLE BAKILDIĞINDA İSE HİKMETİ KAPSADIĞI DA GÖRÜLECEKTİR. YANİ AHSENİ TAKVİM ( NEFS AÇISINDAN ) İSLAM DİNİN 3 TESLİMİNİ KAPSAR.
Konuyu inş. Eksik kalmayacak şekli ile tamamladığımızı düşünüyorum. Bütün insanlık aleminin Yüce Allah’ın biz insanlara emanet kıldığı dinimizi eksiksiz yaşamalarını dileyerek sözlerimi burada sonlandırıyoz inş. ARO.








9 TEVBE 126 AYETİ KERİMESİ VE AÇIKLAMASI


Sevgili Dostlar ve Değerli Ziyaretçilerimiz,
Bugün sizlerle TEVBE SURESİ 126 NCI AYETİ KERİMEYİ konuşmak ve anlatmak istiyorum. Mümkün olduğu kadar Mürşidimin anlatımlarını ilave ederek, KUR’AN AYETLERİ ışığında açıklamak istiyorum.
Ayetler ile ilgili açıklamalara nefsimden bir şeyler ilave etmekten de özellikle kaçınıyorum. Çünkü nefsimden ilave edeceklerim büyük olasılıkla zanna dayanacaktır. Dolayısı ile çok büyük hatalara da neden olabilir.
Yüce Allah, insanları senede iki kere ağır musibetlerle imtihan eder. Yüce Allah’ın muradı, o kişiyi sıkıntıya sokmak, huzursuz ve mutsuz etmek değildir. Tam aksine, Yüce Allah kulunu çok sevmektedir. Bu kulunun Nefs-i Emmare de olması sebebi ile huzursuz ve mutsuz olduğunu bilmektedir.
Yüce Allah, bu sebeple kulunu huzura ve mutluluğa ulaştırmak istemektedir. Bu sebepler olayların oluşmasına ( imtihana yönelik ) zemin hazırlamakta ve vücuda gelmesine de izin vermektedir.
Sebep?
Sebebi, “ acaba bu kulun olaylardan dersler çıkararak, gerekli dersleri alarak Benim üzerlerine farz kıldığım “ulaş “ “ dön”  gibi açık emirlerimi hatırlayarak, Bana dönmek, ulaşmak dileğinin oluşması gerçekleşir mi? Diye.
Neden? Çünkü Yüce Allah’ın bir sözü ve garantisi söz konusu. Bu garanti nerede nasıl verilmiş, Kur’an-ı Kerim ayetlerinden görelim.
42/ŞÛRÂ-13: Şerea lekum mined dîni mâ vassâ bihî nûhan vellezî evhaynâ ileyke ve mâ vassaynâ bihî ibrâhîme ve mûsâ ve îsâ, en ekîmûd dîne ve lâ teteferrekû fîh(fîhi), kebure alel muşrikîne mâ ted’ûhum ileyh(ileyhi), allâhu yectebî ileyhi men yeşâu ve yehdî ileyhi men yunîb(yunîbu).
(Allah) dînde, onunla Hz. Nuh'a vasiyet ettiği (farz kıldığı) şeyi (şeriati); “Dîni ikame edin (ayakta, hayatta tutun) ve onda (dînde) fırkalara ayrılmayın.” diye Hz. İbrâhîm'e, Hz. Musa'ya ve Hz. İsa'ya vasiyet ettiğimiz şeyi Sana da vahyederek, size de şeriat kıldı. SENİN ONLARI, KENDİSİNE ÇAĞIRDIĞIN ŞEY (ALLAH'A ULAŞMAYI DİLEME) MÜŞRİKLERE ZOR GELDİ. ALLAH, DİLEDİĞİNİ KENDİSİNE SEÇER VE O'NA YÖNELENİ, KENDİSİNE ULAŞTIRIR (RUHUNU HAYATTA İKEN KENDİSİNE ULAŞTIRIR).
SEVGİLİ PEYGAMBERİMİZE TABİ OLMAYANLARA ZOR GELEN ŞEY NEDİR? DİYE DÜŞÜNDÜĞÜMÜZDE “ULAŞ “ EMRİNE İTİAT ETMEK VE BU SEBEPLE DE YÜCE ALLAH’IN DAVETİNİ KABUL ETMEK İNSANLARA ZOR GELDİ.
YÜCE ALLAH KİMLERİ DİLER? SORUSUNUN CEVABI İSE GAYET BASİT.  YÜCE ALLAH’IN DAVETİNE İCABETE ENGEL OLANLAR, YANİ HİDAYETİ GİZLEYEN VE ÖRTENLER HARİÇ, HERKESİ SEÇER.
İŞTE BU SEÇİLEN İNSANLARDAN BİR BÖLÜMÜ BU DAVETİ İDRAK EDER VE YÜCE ALLAH’IN “ DÖN “ “ ULAŞ “ “ YÖNEL “ GİBİ AÇIK EMİRLERİNİ KABUL EDER. İŞTE YÜCE ALLAH’IN KENDİSİNE ULAŞTIRDIĞI KULLARI, YÜCE ALLAH’TAN, YÜCE ALLAH’I DİLEYEN, KAVUŞMAYI DİLEYEN KULLARIDIR.
YÜCE ALLAH’IN VERDİĞİ GARANTİ, KULUNUN RUHU KENDİSİNE ULAŞIP İFNA OLDUĞU, VELAYET MAKAMLARININ BAŞLADIĞI NOKTAYA KADARDIR. BU NOKTA 3 NCÜ CENNET KATINI İHATA EDER.
İşte kişi YÜCE ALLAH’I dilediği noktada, YÜCE ALLAH’TAN FURKANLAR ALACAKTIR. ALDIĞI BU FURKANLAR KİŞİNİN O GÜNE KADAR İŞLEDİĞİ BÜTÜN GÜNAHLARININ TOPLAMI KADAR HASENE KAZANMASINA NEDEN OLUR. BU GÜNAHLARIN ÖRTÜLMESİ OLAYIDIR. İŞTE KİŞİ KALBİNDE İMAN YAZMADIĞI HALDE, BU NOKTADA CENNET EHLİ OLACAK VE 1 NCİ KAT CENNETİN VARİSLERİ ARASINDA YER ALACAKTIR. BURASI BAŞLANGIÇ TAKVASI VEYA AMENÜLER TAKVASININ OLUŞTUĞU YERİ İHATA EDER.
YÜCE ALLAH BU KULUNU TESLİM ALMIŞTIR. ARTIK ULAŞMASINA VESİLE OLACAK İSTİANEYİ İSTEME HAKKININ DA İNSAN SAHİBİ OLACAKTIR. KISA BİR SÜRE SONRA HUŞU SAHİBİ OLACAK VE YÜCE ALLAH’TAN MÜRŞİDİNİ TAHARRİ EDECEKTİR. MÜRŞİD SIRATI MUSTAKİM ÜZERİNDE DAHA ÖNCE YÜRÜYEN VE BÜTÜN TESLİMLERİ GERÇEKLEŞTİREN VE YÜCE ALLAH’IN İRŞADA MEMUR KILDIĞI İNSANDIR.
KİŞİ MÜRŞİDİNİ YÜCE ALLAH’TAN ÖĞRENDİKTEN SONRA DOĞAL OLARAK MÜRŞİDİNE ULAŞACAK VE TABİ OLACAKTIR. TABİYET OLAYI BİR TEVBE OLAYIDIR. TEVBE OLAYI AYNI ZAMANDA ŞEFAAT VE MAĞFİRET OLAYININ GERÇEKLEŞTİĞİ ANI İFADE EDER. İŞTE AYETİ KERİME,
4/NİSÂ-64: Ve mâ erselnâ min resûlin illâ li yutâa bi iznillâh(iznillâhi), ve lev ennehum iz zalemû enfusehum câûke festagferûllâhe vestagfere lehumur resûlu le vecedûllâhe tevvâben rahîmâ(rahîmen).
Ve Biz, (hiç) bir resûlü, Allah'ın izniyle kendilerine itaat edilmesinden başka birşey için göndermedik. VE ONLAR NEFSLERİNE ZULMETTİKLERİ ZAMAN, EĞER SANA GELSELERDİ, BÖYLECE ALLAH'TAN MAĞFİRET DİLESELERDİ VE RESÛL DE ONLAR İÇİN MAĞFİRET DİLESEYDİ, MUTLAKA ALLAH'I, (İKİ TARAFIN DA) TÖVBELERİNİ (ONLARIN TÖVBESİNİ VE RESÛL'ÜN MAĞFİRET TALEBİNİ) KABUL EDEN VE RAHMET EDİCİ OLARAK BULURLARDI.
İŞTE ŞEFAAT VE MAĞFİRET OLAYI, GÜNAHLARIN SEVABA ÇEVRİLMESİ OLAYI BURADA GERÇEKLEŞMİŞ OLUR.
BURASI İNSANIN TEVBE İLE BİRLİKTE NEFS TEZKİYESİNİN BAŞLADIĞI, İNSAN RUHUNUN SIRATO MUSTAKİME ULAŞTIĞI VE ALDIĞI BU TEVBE SEBEBİ İLE 2 NCİ KAT CENNETİN VARİSLERİ ARASINDA YER ALMAYA BAŞLADIĞI NOKTADIR.
BURDA İNSANIN SAHİP OLDUĞU 1 E 10 OLAN DERECAT SİSTEMİNİN DE DEĞİŞTİĞİ NOKTAYI TEŞKİL EDER. YANİ HER NEFS KADEMESİNDE 1 E 100 BAŞLAYARAK 1 E 700 E KADAR DERECAT SİSTEMİ DEĞİŞİR. BU KONUDA AYETİ KERİME VARMI? SORUSUNUN İSE YANITI AŞAĞIDADIR.
40/MU'MİN-15: Refîud derecâti zul arş(arşi), yulkır rûha min emrihî alâ men yeşâu min ıbâdihî li yunzire yevmet telâk(telâkı).
Dereceleri yükselten ve arşın sahibi olan Allah, kullarından (Kendisine ulaştırmayı) dilediği kişinin (Allah'a ulaşmayı dilediği için Allah'ın da Kendisine ulaştırmayı dilediği kişinin) üzerine (başının üzerine) Allah'a ulaşma gününün geldiğini (o kişinin ruhuna) ihtar etmek için, emrinden (Allah'ın emrini tebliğ edecek) bir ruh (devrin imamının ruhunu) ulaştırır.
Bu ayeti kerime hem derecelerin yükseldiğinin,  ruhun fizik bedenden ayrılarak sıratı müstakime ulaşarak YÜCE ALLAH’A ULAŞMAK ÜZERE YOLA ÇIKMA GÜNÜN GELDİĞİNİN, HEM DE İNSANIN BİR BAŞKA RUH İLE DESTEKLENDİĞİNİN AÇIKLANDIĞI AYETİ KERİMEDİR.
BURADA DİKKAT ETMEMİZ GERKEN HUSUS İSE, KİŞİNİN BAŞININ ÜZERİNE YÜCE ALLAH’IN EMRİNDEN BİR RUH ULAŞTIRMASIDIR. ŞİMDİ YAZDIKLARIMI İSE DİKKATLE OKUYUN. İNSANIN DIŞINDA HİÇBİR VARLIKTA RUH YOKTUR. ÖYLE İSE BU RUH BİR İNSANA AİT RUHTUR VE BU RUH, İNSANIN YÜCE ALLAH’A ULAŞTIRMAK ÜZERE YOLA ÇIKAN RUHUNA AİT GÖREVİ ÜSTLENECEK VE İNSANI KORUYACAKTIR.
KÂİNATTA HUZURLU VE MUTLU OLAN İNSANLAR, RUHLARINI YAŞARKEN YÜCE ALLAH’A ULAŞTIRMAK KONUSUNDA DİLEK SAHİBİ OLAN, YÜCE ALLAH’IN KENDİSİNE GÖSTERDİĞİ MÜRŞİDNE ULAŞARAK TABİ OLAN, YÜCE ALLAH’IN YASAK ETTİĞİ FİİLLERDEN SAKINAN VE YÜCE ALLAH’IN KENDİSİNDEN İSTEDİĞİ BÜTÜN EMİRLERE İTAAT EDEN İNSANDIR.
DİĞER BÜTÜN İNSANLAR HUZUR VE MUTLULUKTAN PAY SAHİBİ OLMAYANLARDIR. BU İNSANLAR, YÜCE ALLAH’IN AYETLERİNDEN VE BU SEBEPLE DE SÖZLERİNDEN GAFİL OLANLARDIR.
Ayeti kerimede geçen tevbe günahların mağfiret edilmesine vesile olan tevbedir.
25/FURKÂN-70: İllâ men tâbe ve âmene ve amile amelen sâlihan fe ulâike yubeddilullâhu seyyiâtihim hasenât(hasenâtin), ve kânallâhu gafûren rahîmâ(rahîmen).
Ancak kim (mürşidi önünde) tövbe eder (böylece kalbine îmân yazılıp, îmânı artan) mü'min olur ve salih amel (nefs tezkiyesi) yaparsa, o takdirde işte onların, Allah seyyiatlerini (günahlarını) hasenata (sevaba) çevirir. Ve Allah, Gafur'dur (günahları sevaba çevirendir), Rahîm'dir (rahmet nuru gönderendir).

25/FURKÂN-71: Ve men tâbe ve amile sâlihan fe innehu yetûbu ilallâhi metâbâ(metâben).
Ve kim (mürşidi önünde) tövbe eder ve salih amel (nefs tezkiyesi) işlerse, o taktirde muhakkak ki o, tövbesi kabul edilmiş olarak Allah'a ulaşır (hayattayken ruhu Allah'a ulaşır).
BURADA YPILAN TEVBENİN KABUL EDİLME GARANTİSİNİ DE GÖRÜYORSUNUZ.
ÖYLE İSE, BU İMTİHANIN NASIL OLACAĞINA DAİR BİLGİ MUHAKKAK Kİ KUR’AN-I KERİMDE OLMASI GEREKİR. İŞTE İLGİLİ AYETİ KERİMELER.
2/BAKARA-155: Ve le nebluvennekum bi şey’in minel havfi vel cûi ve naksın minel emvâli vel enfusi ves semerât(semerâti), ve beşşiris sâbirîn(sâbirîne).
Ve sizi mutlaka korku ve açlıktan ve mal, can ve ürün eksikliğinden imtihan ederiz. Ve sabredenleri müjdele.
2/BAKARA-156: Ellezîne izâ esâbethum musîbetun, kâlû innâ lillâhi ve innâ ileyhi râciûn(râciûne).
Onlar ki, kendilerine bir musîbet isabet ettiği zaman: “Biz muhakkak ki Allah içiniz (O'na ulaşmak ve teslim olmak için yaratıldık) ve muhakkak O'na döneceğiz (ulaşacağız).” derler.
2/BAKARA-157: Ulâike aleyhim salâvâtun min rabbihim ve rahmetun ve ulâike humul muhtedûn(muhtedûne).
İşte onlar (dünya hayatında Allah'a mutlaka döneceklerinden emin olanlar) ki Rab'lerinden salâvât ve rahmet onların üzerinedir. İşte onlar, onlar hidayete ermiş olanlardır.

ŞİMDİ FURKAN 70 AYETİ KERİMESİNE DÖNEREK ŞUNLARI SÖYLEMEK İSTİYORUM.
Ayeti Kerimede bahsedilen “mümin olursa” ifadesi  insanın Yüce Allah’a olan imanının daha üst bir boyuta taşındığının kanıtıdır. Burası kişinin HAKKA AMENÛ OLDUĞU NOKTAYI İFADE EDER. MÜRŞİD ÖNÜNDE YAPILAN BU TEVBEDEN SONRA NEFSİ İSLAH EDİCİ AMEL (ZİKİR ) SÖZ KONUSU OLACAKTIR.
BU TEVBENİN NETİCESİNDE KİŞİ ZİKİR YAPACAK, YANİ NEFSİ ISLÂH EDİCİ AMELLERDE BULUNACAKTIR. Bu sebeple hem tevbeleri kabul edilmiş bir şekilde ruh YÜCE ALLAH’A DÖNECEKTİR.

Bu âyet-i kerimedeki "yetûbune" kelimesi, sadece günahların affını dileme istikametindeki bir tövbeyi ifade etmemektedir. "Yetûbu" kelimesinde Allah'a dönmezler, yani ruhlarını Allah'a ulaştırmak istemezler, tövbe etmemenin ötesinde "Allah'a yönelmezler." ifadesi de mevcuttur. Bu âyetteki muhteva, günah işleyip de Allah'tan günahların affı tarzında basit bir tövbe değildir. Onun çok daha ötesidir. Bu münafıkları sahâbeden ayıran gerçek vasıftır.

Allahû Tealâ, Peygamber Efendimiz (S.A.V)'e tâbî oluşu gerektiren gerçek anlamda bir tövbeden bahsediyor. Bütün münafıklar tövbe etmiş görünüyorlar. Bütün sahâbe gibi onlar da Peygamber Efendimiz (S.A.V)'in önünde tövbe etmişler, ama ne yazık ki; etmiş göründükleri gerçek değil sahte bir tövbedir ve ruhları da tabiatıyla Allahû Tealâ'ya doğru yola çıkmaz. "Yetûbu" olmazlar.
Öyleyse tövbe etmek, tâbî olmak ve neticede Allah'a yönelmek.
İŞTE DAHA ÖNCE BAHSETTİĞİ ŞURA 13 AYETİ KERİMESİNDE BAHSEDİLEN MÜŞRÜKLERİN TEVBE ETMİŞ OLMALARINA RAĞMEN KALPLERİNDE GERÇEK ANLAMDA YÜCE ALLAH’A ULAŞMA TALEP VE İSTEĞİ SÖZ KONUSU DEĞİLDİR.
Tevbe Suresinin 126. âyet-i kerimesindeki "musîbetlerle" imtihan edildiklerinde insanlar: "Biz muhakkak ki; Allah için yaratıldık, ruhumuzu mutlaka ölmeden evvel Allah'a ulaştıracağız." derlerse onlar, "yetûbu" olacak olan kişilerdir.
Sahâbe, Allah'a ulaşmayı dilemişler, öyle tövbe etmişler, yetûbu olmuşlar, ruhları Allah'a doğru yola çıkmış, hepsinin ruhu Allah'a ulaşmıştır. Ama diğerleri, böyle bir tövbeyi gerçekleştirmemişlerdir.
ÖYLEYSE BÖYLE BİR DİZAYNDA, TEVBE SURESİNİN 126. ÂYET-İ KERİMESİ, HEM FURKAN-70 VE 71 İLE, HEM BAKARA 156 VE 157 İLE İLLİYET RABITASI İÇİNDEDİR.
SEVGİLİ DOSTLAR VE DEĞERLİ ZİYATEÇİLERİMİZ, TEVBE SURESİ 126 NCI AYETİ KERİME BİZ İNSANLARA NEDEN İMTİHANA TABİ TUTULDUĞUNU, NEDEN TEVBE ALMASI GEREKTİĞİNİ VE BU TEVBENİN NE KADAR DÜRÜST BİR ŞEKLİ İLE YAPILMASI GEREKTİĞİNİN ÇOK AÇIK ANLATIMIDIR. TABİ İLLİYET RABITASI OLAN YAETLERİN DE İFADESİ İLE.
İŞTE İNSAN RUHUNU YÜCE ALLAH’A ULAŞTIRINCAYA KADAR BELKİ DE HAYATININ EWN GÜZEL 7-8-9 AYLIK BİR ZAMAN DİLİMİNİ YAŞAYACAKTIR. RUHUN YÜCE ALLAH’A ULAŞMASNIN HEMEN SONRASINDA İSE KORUMA KALKANI KALKACAK, YANİ GARANTİ BİTECEKTİR. HER AN TEHLİKEYE DÜŞMEMEK İÇİN ÖDEVLERİNİ İNSANIN EKSİKSİZ YERİNE GETİRMESİ ŞARTTIR. İLERİ GEDEBİLMEK İÇİN İSE ZİKRİNİ ARTTIRMASI VE KESİN BİR İMAN İLE ÖNCE FİZİK VÜCUDUNU AHSEN KILARAK YÜCE ALLAH’A TESLİM EDEBİLECEĞİNİN İNANCINA SAHİP OLMASI VE YÜCE ALLAH’I KENDİSİNE VEKİL TAYİN ETMESİ GEREKİR.
SONRA AYNI OLAY NEFSİ İÇİN DE GEÇERLİDİR. EN ZOR OLAN TESLİM FİZİK BEDEN TESLİMİDİR. ÇÜNKÜ AKLIN NEFSİN TALEPLERİNE YÖNELİK OLMASI, FİZİK BEDENİN DE DÜNYA NİMETLERİNİ ARZULUYOR OLMASI SEBEBİ İLE 18 SAATLIK BİR ZİKİR SEVİYESİNE HERGÜN İTİBARI İLE ULAŞMAK ZOR BİR OLGUDUR. HEM ÇEVRENİZDEKİ İNSANLARA MUTLU OLMA İMKÂNI TANIYACAK, ONLARI KIRMAYACAK, GÜCENDİRMEYECEK, HEM DE 18 SAAT DEVAML YÜCE ALLAH İLE BİRLİKTE OLACAKSINIZ.
BENİM İDRAK EDEBİLDİĞİM KADARI İLE NEFS İLE FİZİK BEDENİN KUMANDALARINI AYIRABİLMEDEN BUNU BAŞARMAK İMKÂNSIZDIR. YANİ DÜNYA İŞLERİNİ YAPACAK, KONUŞACAK, SOHBET EDİYOR OLACAKSINIZ ANCAK, NEFSİNİZİN KALBİ DEVAMLI ALLAH, ALLAH, ALLAH DİYEBİLECEK. HİÇBİR ŞEY YÜCE ALLAH’IN YARDIMINA ULAŞMADAN GERÇEKLEŞMEZ. BUNUN OLUŞMASI İSE TEVEKKÜL VE BU TALEBİN KALBİ OLARAK YÜCE ALLAH TARAFINDAN ( NEFSİNİZİN ) KALPTE GÖRÜLMESİNE BAĞLIDIR.
SEVGİLİ DOSTLAR KONUMUZ BURADA TAMAMLANIYOR. UMUYORUM Kİ EKSİK KALAN BİR KONU KALMAMIŞTIR. ŞAYET KONU HAKKINDA SORULARINIZ OLUR İSE BEKLEDİĞİMİ BİLMELİSİNİZ.
YÜCE ALLAH’IN HUZURUNDA BU BİLGİLERİ BİZLERE AKTARAN VE BİZLERİ KUR’AN İLMİ İLE İLİMLENDİREN SEVGİLİ MÜRŞİDİMİZE DE TEŞEKKÜR ETMEYİ BİR BORÇ BİLİYORUM.
BÜTÜN İNSANLIK ÂLEMİNİN YÜCE ALLAH’A KUL OLMAYI VE O’NA YÖNELEREK DİLEMELERİNİ DİLEYEREK SÖZLERİMİ NOKTALIYORUM.

ARO. İNŞ.